1. YAZARLAR

  2. Muhammed Nureddin

  3. AKP'nin tek çıkış yolu
Muhammed Nureddin

Muhammed Nureddin

Yazarın Tüm Yazıları >

AKP'nin tek çıkış yolu

A+A-

Türkiye'de neler oluyor? Soru birçoklarını hayrete düşürebilir; ancak İslamcılara, demokratlara ve Türkiye'nin gerçek modernliğin rayına konulmasına karşı olan güçler içindeki hiç kimseyi şaşırtmamaktadır. Bu, Kemalist rejimin gücü ile değişim çağrıları yapanlar arasındaki daimi çekişmedir.

Başsavcı'nın AKP'nin yasaklanması ve liderlerinin beş yıl süreyle siyasi çalışmadan men edilmesi talebinin Anayasa Mahkemesinin kabulü sonrası bir gözlemcinin çıkarabileceği sonuç bu. Mahkemenin kararı yargısal bir çehre almış olsa da siyasidir. Türkiye bağlamında 1960'ta ve AKP bağlamında 2002'den yani iktidara geliş tarihinden bu yana başlayan uzun sürecin bir parçasıdır.

Türkiye'de ne zaman değişim projesi büyüse bir 'Kemalist el' bu projeye nokta koymak için müdahalede bulunuyor. Üç askerî darbe, bir dördüncüsü olan 1997'de Necmettin Erbakan'a yönelik 'postmodern' darbe ve yargı yüzlü bugünkü beşinci darbe bu müdahalenin sonucudur. Belki bu kez şartlar farklı olabilir. Zira ordunun ve Anayasa Mahkemesinin Abdullah Gül'ün geçen Nisan ayında cumhurbaşkanı seçilmesini iptal etmesi sonrası AKP'nin 2007 yazında sığındığı halka götürme deneyimi, partinin tek ve başarılı silahıydı. Sonuç, ordunun ve yargının siyasete müdahalesine geniş tepki gösterilmesi şeklinde gelmiş, Gül cumhurbaşkanı, Erdoğan da tek başına yeniden iktidar olmuştu.

Bugün Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesinin AKP'yi kapatmaya, Erdoğan ve Gül'ün siyasi elini felce uğratmaya yönelik muhtemel kararını iptal etmek için halk oylamasına gitmesinin tehlikelerine dair uyarılarda bulunuyorlar. Fakat AKP'nin tercihleri sınırlı ve siyasi reformlarının süreci, partinin kapatılmaması karşılığı üniversitelerde başörtüsüne izin verilmesinden geri adım atılması için laik güçlerle onurlu olmayan bir pazarlığa girişmesine izin vermez hatta yakışık olmaz. Sorun aslında sadece başörtü gibi belirli bir konuyla ilgili değil, aksine AKP'nin farklı platformlara taşıdığı ve sadece belirli İslami grupları değil, bütün Türkleri ilgilendiren bütün değişim projesini kapsıyor. AKP, kapatılması yönünde açılan davayla farklı bir yöntemle mücadele etmek için ders çıkarabilir.

Partinin tercihi, mahkeme karşısında hukuki savunmayı destek almak yönünde olursa birkaç ay sonra gözlerini Anayasa Mahkeme'sinin çekicini partinin kapatılması ve Erdoğan'ın siyasi çalışmadan men edilmesi yönünde indirmesiyle uyanacaktır kesinlikle.

Hukuki savunmaya paralel olarak AKP'nin darbecilerin halkın rolünü iptal veya sınırlama hedefini engellemesi gerekir. Geçmişte de yaşandığı gibi Erdoğan halk oylaması yoluyla yeniden halka gitmeli. Hatta ordunun ve beraberindekilerin tepkisi askeri darbeyle halk iradesini bastırma yönünde olsa bile Erdoğan en düşük bedelle yargı darbesini engellemiş ve halkına vefanın en yüksek mertebesi 'siyasi şehit' düşmüş olur.

Fakat burada önemli olan, AKP'nin, reformu savunmanın sadece belirli bir grubun yani İslamcıların işi olmadığını ve sadece belirli bir hedef yani partinin kapatılmasını engellemek için olmayacağını idrak etmesidir. Zira aşırılıkçı laiklerin ve ordunun başını çektiği 'karşı devrim,' sadece başörtüye değil, demokrasi, özgürlükler ve insan haklarıyla ilgili bütün süreçlere uzanmaktadır. Ayrıca karşı devrim, Türkiye'nin dışarıyla açılım sürecini durdurmayı hedeflemektedir.

Geçen yaz seçimleri sonrası bir kısmı biten yeni anayasa çalışmalarının askıya alınması anlaşılır gibi değil. Dolayısıyla barışçıl, anayasal, açılımcı, kalıcı ve kapsamlı mücadele, gelecekte genişletilmesi için yapılan reformların korunmasının tek yoludur. Belirli ve sınırlı hedefler doğrultusunda reformların harekete geçirilmesi ise yargı hatta belki askeri darbeler dışında bir şeye götürmez. (Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü) Katar gazetesi El Şark, 6 Nisan 2008

Zaman gazetesi

YAZIYA YORUM KAT