AKP-CHP koalisyonu

13.01.2012 10:59

Ahmet Altan

Hükümet, kontrolün tümüyle kendinde olduğunu sandığı sırada kontrolü kaybetti.

Bulunduğu yerin en muhteşem yer olduğuna inandığı için frenlere basıyor ve sürekli frene abanan bir bisikletçi gibi bir yere gitmeden bisikletin üzerinde kalabilmek için yalpalanıyor, bisikleti de kontrol edemiyor.

Türkiye’nin dağ gibi sorunlarından hiçbirine el atamıyor.

Ne yıllardır söz verdiği anayasada bir adım ilerleyebildik, ne Kürt meselesini çözebilmek için sosyal hamleler yapabildik, ne Alevi sorununda bir çözüm üretebildik, ne Kıbrıs çıkmazında kendimize bir yol açabildik, ne AB ile ilişkileri düzeltebildik, ne 12 Eylül yasalarını değiştirebildik, ne askerî vesayete göre şekillendirilmiş siyasetin çerçevesini genişletebildik.

Hükümet durdu.

Siyasetini, toplumun taleplerine göre değil Erdoğan’ın Çankaya hayallerine göre biçimlendirmeye uğraşıyor.

Çankaya yolunda devletle iyi geçinmek gerektiğine inandıkları ve artık devlet adına kendileri hesap vermek zorunda oldukları için Uludere katliamı gibi korkunç bir facia karşısında sessizliğe ve medyanın utandırıcı suskunluğuna sığınmaya çabalıyorlar.

Aynı eski dönemin generalleri gibi davranıyorlar.

Gerçekleri halktan saklıyorlar.

Hükümetin böylesine yalpaladığı ve kendi halkından gerçekleri gizlediği bir dönemde ana muhalefet partisinden ne beklersiniz?

Hükümetin yapamadığı ne varsa onların hesabını sormasını, hükümeti kıpırdamaya zorlamasını, kıpırdayamadığında niye kıpırdanamadığını halkına açıklamasını, yepyeni bir anayasa taslağıyla toplumun önüne çıkmasını, yeni yasa önerileri hazırlamasını, Uludere için kendi soruşturmasını başlatmasını, bölgeye temsilcilerini göndermesini...

Kısacası ülkeyi ayağa kaldırması.

CHP ne yapıyor?

Silivri önlerinde şov, fezleke müsameresi, Başbakan’la sığ polemikler, babadan kalma usullerle laf çakıştırmalar.

Neden ayağına kadar gelen böyle bir siyasi atak fırsatını tepiyor?

Niye hükümetle birlikte muhalefet de duruyor?

Benim görebildiğim kadarıyla bunun nedeni CHP’nin “siyasi parti” kimliğini iyiden iyiye kaybetmesi, bir tür “Atatürkçüler kulübüne” dönmesi.

AKP eski hızıyla gitmeye devam etse, CHP bu haliyle siyaset yarışından tümüyle kopacak.

Çünkü 2011 Türkiye’sinin sorunlarını Atatürkçülükle çözmek imkânsız, üstelik bizim gazetede süren “Marksizm” tartışmasına benzer bir Atatürkçülük tartışmasını bile kendi aralarında gerçekleştirecek entelektüel birikime ve hayatiyete sahip değiller.

AKP’nin ilk zamanlardaki hızına cevap vermekte bugün iyice yetersiz kalacaklar; toplum son on yılda çok değişti, tabuların çoğu yıkıldı, Atatürk sözcüğü etrafında dokunmuş bir hamasetin toplumda herhangi bir partiyi iktidara taşıyacak karşılığı bulunmuyor, insanlar daha özgür, daha zengin yaşamak istiyorlar, baskılardan sıkılıyorlar.

Kürtleri ve muhafazakârları dışlayan CHP toplumun büyük kesimiyle ilişki kuramıyor, bu kesimlerle ilişki kurmasını sağlayacak bir politikası ve siyasi dili yok, AKP değişimciliğini sürdürse CHP büyük kalabalıklar tarafından iyice kuşatılacak, cansızlaşacak, plastik çiçek gibi sıkıcı bir süs olacak.

AKP, kendi doğal tabanının eski usul baskısını yırtıp çok geniş çevrelere açılmayı başardı ama CHP kendi tabanının baskısını yırtamıyor, ona yeni ve çekici vaatlerde bulunamıyor, iktidar sözü veremiyor, “Batılı bir hayat tarzını ancak askerlerle ve Atatürkçü baskılarla” sürdürebileceğini sanan kesimlere bu hayat tarzını “Batılı bir demokrasiyle” daha iyi sürdürmesinin mümkün olduğunu anlatamıyor, kendi tabanına önderlik edemiyor.

AKP, muhafazakârlara, muhafazakâr bir hayat tarzının “Batılı demokrasiyle” güvence altına alınabileceğini anlattı ve bu görüşünü kabul ettirdi ama CHP kendilerine “modern” diyen kesimlere, “modern hayat tarzının” ancak muhafazakâr bir hayat tarzına saygıyla ve bu saygının temelini oluşturan Batılı demokrasiyle güvence altına alınabileceğini söylemeye cesaret edemiyor.

O yüzden CHP demokrasiden uzak duruyor.

AKP’nin de demokrasiden uzaklaşması, CHP yönetiminin rotasız ve amaçsız “antidemokratlığına” hayat hakkı tanıyor.

Bütün bu açılardan bakıldığında hükümetin durması, CHP’yi sıkıştığı noktada yok olmaktan kurtarıyor.

Ona bir süre daha yaşama fırsatı veriyor.

Bugünkü politikalarıyla AKP, CHP’ye büyük bir iyilik yapıyor aslında, CHP de bu iyiliği ciddi bir muhalefet yapmayarak cevaplıyor.

“Durma” noktasında buluştular, onun için birlikte duruyorlar.

Gizli bir “AKP-CHP” koalisyonu var şu anda.

Zaten o kadar bağırıp çağırmaları, hayati meselelerle hiç ilgilenmeyip ceviz kabuğunu doldurmayacak sorunlarda itişip kakışmaları da bu gerçeği halkın gözünden saklamak için bence.

ahmetaltan111@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim