AKP baskılara direnip açılımda kararlılık göstermeli

01.09.2009 04:57

Muhammed Nureddin

Türkiye’de Kürt sorununun çözülmesine yönelik çabalar hassas bir yol ayrımına geldi. Ya hükümetin Kürtlere açılım planı yönünde yol alınacak, ya da sıfır noktasına dönülecek ve fırsat boşa harcanacak. Türk yetkililer geçmişte sorunun çözülmesi gerektiği bağlamında defalarca yeni tutumlar ortaya koyuyor ve akan kanın duracağına dair umut veriyordu. Her defasında dağ fare doğuruyor ve tutumların sözde kaldığı anlaşılıyordu. Turgut Özal, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller döneminde bu tekrar etti. Bugün de AKP’yle tekrarlanıyor. Fakat bugünkü açılım kampanyası öncekilerden biraz farklı. Hükümet Kürtçe’yi ahlaki açıdan da olsa tanıdı ve resmi de olsa Kürtçe bir televizyon kanalı açtı. Bu, Kürtlerin kültürel haklarının tanınması açısından bir başarıdır. Dahası, bu kez tartışma sorunun çağdaş temeller üzerinde çözülmesi yönündeki geniş halk iradesini yansıtıyor. Çözüm yönünde görülmemiş derecede bir geniş medya dolduruşu söz konusu ve bunun bir daha da tekrarlanmayabileceği düşünülüyor.

Bununla birlikte, birçokları AKP’nin Kürtlere açılım planını sonuna kadar yapılandırma ciddiyetini de sorguluyor. ‘Çabaladım ancak başarılı olamadım’ diyerek kamuoyunun duygularıyla oynamak AKP’nin zararına. Zira Türkiye Kürt sorununun çözümsüz kalmasının çıkarına olmadığı bir sürece geldi. Türkiye AB yolunda devam etmek istiyorsa çözüm öncelik taşıyor. Ayrıca dış platformdaki başarılarını sağlamlaştırmak için Kürtler dahil patlama fitillerini çekerek iç şartlarını güçlendirmeli. Diğer yandan, son yerel seçimlerde de görüldüğü gibi AKP’nin Kürtlerden aldığı destek geriliyor. Dahası, Irak’taki Kürt modeli coğrafi bölünme örneği olma yönünde ilerliyor. Bağdat ve dış güçlerin PKK dosyasını kapatma noktasında işbirliği eğilimi de, AKP’yi büyük bir ilerleme kaydetmeye ve çözüm fırsatını kullanmaya sevk ediyor.

Bu düşüncelerimi, Türkiye genelkurmay başkanının devlet, toprak ve Türkçe’nin tek dil olması üzerinde durarak çözüm yönündeki bütün girişimlerin ortadan kaldırılması olarak görülecek bir tutum sergilemesinin ve Kürtlerin veya diğer azınlıkların Türklerle eşit kurucu unsurlar olarak görülmesi yönünde bir anayasal düzenlemenin imkânsız olduğunu hatırlatmasının ardından dile getiriyorum.

DTP topu AKP’ye bıraktı

Bu açıklamalar Kürt açılımına karşı çıkanların yüreğine su serpti. Bazıları ve özellikle de MHP, genelkurmay başkanının tavrının projeyi sonlandırdığını belirtti. AKP’yse genelkurmay başkanının tutumunun esasında kendi politikalarıyla çelişmediğini düşünüyor. Gelinen nokta, partiye geri adım atma veya devam etme yönünde büyük sorumluluk yüklüyor. Kıbrıs ve Ermeni sorunu gibi dikenli konulardaki deneyimlere kıyasla, partinin bu kez sadece iç kazanımlar elde etmesi değil, sorunu çözmek istediğini de kanıtlaması gerekiyor.

DTP’yse topun AKP’nin sahasında olduğunu düşünüyor. Parti, genelkurmay başkanının açıklamalarının ardından AKP’yi daha cesur olmaya ve baskılara boyun eğmemeye çağırdı. Hiç kuşkusuz bu, Türkiye’nin tarihi ve Kürtlerle ilişki açısından önemli bir an. Bu fırsattan yararlanılırsa Türkiye daha istikrarlı bir döneme girebilir. Fakat fırsatın kaçırılması-nın Türkiye ve AKP üzerinde daha kötü sonuçları da olabilir. AKP ülkenin dış platformdaki konumunu iyi okudu ve büyük kazanımlar elde etti. Kendisinden istenen iç bağlamda da iyi bir okuma yapması.

(Katar gazetesi Şark, 31 Ağustos 2009)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim