Akit neden hedef seçildi?

16.01.2015 08:29

Ersoy Dede

Tehlikeli bir provokasyonu yaşadık önceki gece.. Sayfalarımızda analizleriyle birlikte bulabilirsiniz.. Ama ben size bir başka tablo çizeceğim.. Meseleyi adım adım anlatacağım ki, kimin ne yapmaya çalıştığı konusunda kafalarda soru işareti kalmasın.. 

••

Tablo şu; Charlie Hebdo diye bir alçaklık vesikası var.. İslam’a hakareti iş edinmiş, Peygamber Efendimiz’e yönelik kışkırtıcı yayınları “fikir hürriyeti” olarak yıllarca yutturmuş bir dergi.. Bu derginin böyle yayın yapması da dahil olmak üzere, yaşadığımız sürecin tümü, bir büyük projenin parçası.. Dergiye yapılan kanlı baskın ile derginin bugüne kadar izlediği yayın politikası, tamamen “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan” dedirtecek türden.. Böyle yayınlar yaptığı için mi basıldı, günün birinde basılsın ve basıldığında olağan şüpheli hemen teşhis edilsin diye mi böyle yayınlar yapması sağlandı?..  Neticede bu kanlı baskının ardından, dergi kışkırtıcı yayınlarına devam etti.. Ancak bir farkla.. Artık agresif, provokatör, saldırgan değil, ‘mağdur’ sıfatıyla.. O vakte kadar 30 bin basan dergi, özel sayısıyla 3-4 milyondan fazla tirajı gördü.. 

••

Söz konusu Peygamber Efendimiz’e hakaret içeren yayınları, Türkiye’de de, sanki partner kuruluş gibi Cumhuriyet Gazetesi nakletti.. Ergenekon Davası’nın tek gerçekleşmiş eyleminin adresi Cumhuriyet Gazetesi’ydi biliyorsunuz.. Koca davanın geriye kalan tüm argümanları, ya olacaklar ya da engellenenler üzerine kuruluydu... Bugün Cumhuriyet Gazetesi, yeni bir organizasyon için de yine merkez üs olarak belirlenmiş durumda.. Önce gazetenin bu provokasyona alet olması sağlanacaktı.. Peşinden ise bu karikatürler yayınlandığı anda ortalığın karışacağı bilindiğinden, dağıtım araçları engellenecekti.. Bu engelleme için “12 Eylül’den beri böyle baskı görmedik” naraları atılacaktı paralel yapının medyasında..İslam Peygamberi’ne alçakça yapılan saldırı perdelenecek, (tıpkı 14 Aralık Soruşturması gibi) ‘Basına Baskı’ algısıyla pazarlanacaktı dünyaya.. İki gün önce Charlie’nin mağduriyeti ile meşruiyet murad edilirken bu defa da aynı karikatürleri yayınlayan Cumhuriyet Gazetesi için mağduriyet üzerinden meşruiyet istenecekti... Öyle de oldu.. Bakın bugün, bu alçakça, haince, ahlaksızca saldırıyı tamamen unuttuk, ‘Cumhuriyet Gazetesi’nin kamyonlarının durdurulması’nı konuşuyoruz... 

••

Sonra ne oldu peki?... Cumhuriyet Gazetesi bu alçakça yayını yaptığı günün sabahından itibaren, tıpkı sağcılara verilen silahla solculara verilen silah meselesi gibi, bu defa sosyal ağlar başta olmak üzere, Akit Gazetesi üzerinden bir kışkırtma kampanyası başladı... Aralarında benim de olduğum pek çok Akit Gazetesi yazarına, çeşitli çevrelerden; “ne duruyorsunuz, vermeyecek misiniz bunları hakettikleri yanıtı” baskısı yükseldi.. Bu isimlerin kimler olduğunu da sis bulutu kalktığında konuşuruz.. Derken akşam saatlerinde, Akit Gazetesi’nin yayınladığı söylenerek, bir fotoğraf servis edildi... Akit ile ilgisi bile olmayan bir siteden yayılan bu fotoğraf üzerinden ‘Atatürk’e hakaret’ propagandası başladı... Bu propagandayla, Kemalist, ulusalcı, ülkücü çevrelere açıkça mesajlar yollandı.. ‘Hadi gidin Akit’e ve tepki gösterin’ diye... Gecenin sonunda 7 Ocak Paris Katliamı’ndan geriye, Peygamber Efendimiz’e yapılan hakarete en sert tepki gösteren Akit Gazetesi’nin, öfkeli bir kalabalık tarafından basılması görüntüleri kaldı..  

••

Bakın arada yaşanan gel-gitlere bakmayın siz.. İş başka.. Evvela Peygamber Efendimiz’e saldıran bir derginin basılması ve bize yani müslümanlara bu saldırı nedeniyle utanmamız gerektiği söylendi.. Bizi önce utandıran çevreler ardından bir de üstü örtülü olarak özür diletti.. Peşinden, ‘biz bunu sadece Fransa’da değil, gelir Türkiye’de yaparız’ dediler ve de yaptılar.. Arkasından da buna tepki gösteren tek yayın organı olan Akit Gazetesi’ni ‘suçlu’ çıkarttılar... Bu büyük oyunu görmeyecek misiniz hâlâ?

••

Bakın gazeteyi, kendilerine “ülkücü” diyen bir grup bastı.. Oysa gazetenin kapısının önünde bağıran güruha baktığımızda, söylenen sözlerin hiç de ülkücü ahlakıyla bağdaşmayacak sözler olduğunu görüyoruz.. Bu vakte kadar ülkücü olarak; milliyetçi, muhafazakar, mukaddesatçı, dini değerlerine bağlı, aile müessesesine sadık bir anlayışın temsilcisi olan Alperen ve ülkücülerin; şimdi buraya nakledemeyeceğim ağır sinkaflı sözlerle sokağa çıkması normal mi?.. Bütün savundukları değerlerin sancaktarlığını yapmış bir gazetenin ülkücüler tarafından basılmasında anormal bir durum yok mu?..   Bu işin kokusu çıkar yakında.. Gerçek ülkücülerin, Peygamber Efendimiz’e yapılan saldırıyı perdeleyecek bu türlü provokasyonlara alet olmayacağını biliyorum.. Kalın sağlıcakla..

YENİ AKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim