Akıllarımızla Dalga Geçen Teorisyen Üstadlar!

10.07.2013 01:36
Akıllarımızla Dalga Geçen Teorisyen Üstadlar!
Gezi olayları esnasında ortaya atılan desteksiz “teorik demokratik ilkeler(!)”in aynısı Mısır’da darbecilere destek amacıyla “Ama..”lı cümleler eşliğinde neşvünema buldu.

Bahadır KURBANOĞLU

Akıllarımızla Dalga Geçen Teorisyen Üstadlar!

Gezi olayları esnasında ortaya atılan desteksiz “teorik demokratik ilkeler(!)”in aynısı Mısır’da darbecilere destek amacıyla “Ama..”lı cümleler eşliğinde neşvünema buldu. Demek ki demokrat, sol-liberal ya da muhafazakâr demokratlardan sadır olduğuna bugünlerde şahitlik ettiğimiz eleştirilerin menşei, aslında Erdoğan ve Mursi karşıtı Sorosçu mahfiller ile Siyonizmle kucak kucağa olan Neo-con uzantıları imiş. Söz konusu İslam ve Müslümanlar olduğunda Doğu Bloku ve Batı’lı ülkelerde totaliter rejimlerin karşısında olan “Açık Toplumculuk” bir anda otokratik eski rejimlerin devamlılığı ve totaliter yapıların yeniden inşa edilmesinde bir sakınca görmemekte. Ve şaşılası durum bu değil, gerisi daha önemli.

“Nedir bu ortak söylemler?” dediğimizde, Fikret Başkaya ile Koray Çalışkan’ı ; Türkiyeli Esed yanlısı Farısi kalemlerle Şahin Alpay ve A.Turan Alkanları ya da Cengiz Çandar’ları aynı noktada buluşturan “demokrasi sadece sandık değildir”; “Plebisiter demokrasi”; “Çoğunlukçuluk değil, çoğulculuk”; “demokrasi kültüründen uzaklık” gibi pankartlaştırılan bir takım “teorik dogmalar”. Ama bunlardan daha irite edici bir tarzda, hatta sinsice ortaya konan bir siyasal tahlil var. Dün, CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge” programında Koray Çalışkan tarafından da dile getirilen bu analiz, sadece ona ait değil. Bahsini ettiğimiz Türkiyeli Farısi kalemler de, Fikret Başkaya gibiler de, Temerrüd hareketinin bu söylemlerini Twit hiti konumuna yükseltmekteler. Öyle ki kırk defa tekrarlanırsa bizlerin de alışabileceğine inanmış olabilirler!

O tahlil şu: Aslında Tahrir’de meydanları dolduran milyonlar(!), gerçek Mısır devrimini yapanlar. Ki o devrime İhvan çok sonradan katıldı ve askerlerle anlaşarak devrimi çaldı. ABD’ci Ordu ile anlaşan ABD’ci İhvan’a bu ABD’ci ordu darbe yaparak, Tahrir’deki demokrasi devrimini bir kez daha çaldı. Yani çalınan devrimin sorumlusu İhvan, demokratik ilkeleri de bu süreçte çiğneyerek darbenin de gelişini meşrulaştırdı. Olan Tahrir’deki milyonlara oldu. Öfkenin gerçek sebebi bu idi!

Böylelikle, “Gezi”deki öfkenin gerçek sebeplerini tek bir noktada topla(t)mayı başaranlar, Mısır’daki Tahrir’in öfkesini de tek bir noktada toplayarak olan biteni tefsir etmiş oluyorlardı!

Peki ya Kazlıçeşme ve diğerleri? Aynıyla mukabil Adeviyye ve diğerleri? Bunların öfkesi ne olacak? Bunun da açıklaması, “faşizmin ayak sesleri”; “plebisiter demokrasinin şaha kalkmış hali” olarak yorumlanmakta. 28 Şubat’ta %20’lik Erbakan’a “Laikler %80” diyenler, o dönemde bunu “sosyal faşizm” olarak görmüyorlardı. Ama istatistikler tersine döndüğünde bu paradoksu kendi lehlerine kullanmada yine aynı “teorik ilkeler(!)” devreye girmekte. Şu an Mısır’da Sisi, Baradey ve Kıpti liderlerden başka darbe destekçisi kalmadığı halde, Sisi, 28 Şubat’ta Vural Savaş’ın “%99 olsalar dahi…” sözünü hatırlatan bir siyaset gütmekte. Bu söz gereği ortaya konan siyasetler, sadece İslam’a ve Müslümanlara yönelik bir kinin ve öfkenin tezahürü olarak okunamaz. Bu öfkenin, dış desteği olmasa ne Vural Savaş bu kadar cesaretle halkın karşısına dikilebilirdi ne de Sisi. Suud, BAE, Rusya, İsrail, Suriye,el altından İran gibi ülkelerin açık ya da zımni desteği yoksa; bazı ülkelerin “hadi koçum arkandayız, dayan-diren, sinek gibi ez onları, hayat garantin biziz!” fiili arka çıkmaları söz konusu olmasa, sadece Mısır’ın iç dinamiklerine dayanarak darbe sürecini sürdürebilmek mümkün olmazdı.

Peki Bu Durumda Ilımlı İslamcı, BOP’cu, ABD’ci ya da Anti-Emperyalist Olanlar Kimler?

Bu konuda ilginç ve bir o kadar da gözlerden kaçırılmak istenen bazı noktalara temas etmekte fayda var. Daha önce Ak-Kara ikilemi bağlamlarına oturtularak rahatlıkla tanımlandığı zannedilen, “ılımlı İslam-Radikal İslam” retorikleriyle arzı endam eden, emperyalizm-anti emperyalizm söylemleriyle örtülen bazı gerçeklere dikkat çekmek gerekir. Böyle bir tabloda mesela Ezher Şeyhi Ahmet et-Tayyip hangi pozisyona oturmakta? Esed tarfından taltif edildiği için ve Mursi de ABD’ci görüldüğü için mesela anti-emperyalist ilan edilebilir mi? Mursi Tıpkı Erdoğan gibi, seküler kesimlerin hayat alanlarını daraltan ve demokrasinin Mısır’da yerleşmesini engellemeye çalışan partizan biri olarak nitelendiğine göre, AB ülkeleri de süreci bir “darbe” olarak nitelememek için günlerce karın ağrıları çektiklerine göre Sisi, “Demokrasi adına yapılan bir devrimin lideri olarak görülebilir mi?” Siyasal İslam’ın ipinin çekildiğini söyleyen Esed anti-emperyalist ve ABD-Batı bloğunun karşısında bir kahraman olduğuna göre, neden Sisi böyle görülmesin ki? Eğer direkt olarak bu derece açık biçimde savunulamıyorsa bunun tek sebebi, siyasi akibetinden emin olunamadığından. Yoksa İsrail’in, Suud’un ve Soros’un aynı saflarda durarak desteklemekten çekinmediği Sisi’nin Esed’den farkı nedir ki? Henüz anti-emperyalist savaşta kendi halkından onbinleri katletmemesi mi?

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim