AK Parti'nin Güneydoğu yanlışları

04.11.2008 06:30

Bülent Korucu

Yaklaşan yerel seçimler Güneydoğu'da gerilimi yükseltiyor. DTP, bölgede psikolojik inisiyatifi ele geçirmek isteyen iktidar partisine direnişi seçime beş aya kala başlattı.

Son günlerde yaşadıklarımız DTP'nin AK Parti'yi önemli bir risk olarak gördüğünü ve ciddiye aldığını gösteriyor. Son düzlükte partilerin atakları sonucu belirleyecek; ama yarışın çok çetin geçeceğini söylemek kehanet olmaz. AK Parti yükseltilmeye çalışılan şiddete ve tehditlere rağmen geri adım atmayarak doğru yapıyor. Sol partilerin bile esamesinin okunmadığı bölgede 'ben varım' mesajını kuvvetli şekilde veriyor. Şiddet, DTP'nin elindeki son koz. Bununla başaramazsa, geri adım attıramazsa psikolojik eşik kırılmış olur. AK Parti'nin seçim kampanyasını erken başlatması ve yatırım ağırlıklı söylemle ortaya çıkması da artısı. Önceki hafta ilçe kongresi için Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi'yle Yüksekova'ya giden Aksiyon Ankara Temsilcisi Fatih Uğur'un çektiği fotoğraf dikkatimi celbetti. Açılışı yeni yapılan devlet hastanesi göz alıcı görünüyordu. Burada dikkat edilmesi gereken şey, niteliğin ön plana çıkarılması. Sayı kabartmak için karakol ve benzeri binaların listeye dâhil edilmesi hata.

Hatalara başlamışken AK Parti'nin yanlış veya eksik yaptığını gözlemediğimiz konuları sıralayalım. Öncelikle 22 Temmuz'dan sonra Meclis'te oluşan grubun tamamen dışlanması doğru olmadı. Güvercin ve şahin ayırımı yapılmalıydı. Şimdi ılımlılar da şahinlerin çizgisine itilmiş görünüyor. Temsil ettikleri kitleyi kazanma açısından da dışlamak arzu edilmeyen sonuçları karşımıza çıkarır. Temsilcilerin tamamını aynı kefeye koyup terör destekçisi muamelesi yapmak seçmenlerini aynı çizgide görmek anlamı taşıyabilir. Yaklaşık iki milyon insanı gönüllü terör destekçisi konumuna itmek olarak algılanır. Bu sonuç, sadece DTP'li şahinlerin ve PKK'nın işine gelir. Zaten onların iddiası da bu değil mi? DTP var diye Meclis'e gelmeyen askerlerle aynı çizgide durmak AK Parti'nin izahta zorlandığı bir konu.

AK Parti bölgedeki diğer sivil unsurlarla işbirliğine gitmeli. Siyasi görüşü ne olursa olsun, terörü ve şiddeti dışlayan her sivil unsur PKK'nın elini zayıflatır. Sivil toplum liderlerinin desteği alınmalı. Diğer Kürt siyasi hareketlerini yok farzetme, neredeyse onları da DTP ile aynı sepete koyma hatasına düşülüyor.

Onların büyümesi iktidar partisinden değil, DTP'den götürür. Bir miktar kendi kayıpları da elbette olur. Ama bence göze alınabilecek bir risktir. Lider partisi kimliği AK Parti'de ağırlığını fazlasıyla hissettiriyor. Bunun avantajları yanında mahzurları da var. Milletvekili ve teşkilat yöneticileri gibi yerel unsurlar daha fazla inisiyatif alıp yükü paylaşmalı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bölgeye sempatik gelen özelliklerini kullanmak doğru olmakla birlikte, tek başına bırakmak yanlış. Başbakan'ı gereğinden fazla yıpratıyor. Mesela Diyarbakır başkan adayı iki yıl önceden belirlenebilir il başkanı olarak atanabilirdi. Gölge belediye başkanı gibi icraat yapsaydı, kapı kapı dolaşsaydı, önemli mesafe kat edilebilirdi. Son dakikada yapılacak bir belirleme yine yükün Başbakan'ın üzerine yıkılması anlamına gelecek.

AK Parti bölgede yaptığından fazla konuşan parti eleştirilerine muhatap oluyor. İcraatlarıyla konuşsa ve muhaliflerini şaşırtsa fena olmayacak. Prof. Dr. Doğu Ergil başkanlığında yapılan ve küçümsenemeyecek verilere ulaşan çalışma dikkatle okunmalı. Ilımlı Kürtleri cesaretlendirecek adımlar zamanında atılamıyor. Demokratikleşme sözden öze daha çabuk intikal etmeli.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim