AK Parti Politikaları ABD, İsrail ve AB'yi Rahatsız Edince...

10.01.2014 03:24
AK Parti Politikaları ABD, İsrail ve AB'yi Rahatsız Edince...
“AKP hükümeti ABD’nin gözünde çok önemli bir dost ve müttefik olarak kalmaya devam etseydi, Cemaat de bu hükümetin bekasını zora sokacak çatışmacı hamlelerden kaçınırdı.”

Ahmet Taşgetiren, bugünkü yazısında Kadri Gürsel’in Milliyet’teki yazısına atıfla Cemaat-Hükümet geriliminin arkasında Ak Parti’nin, uluslararası ilişkilerdeki tercihinin Amerika’yı, İsrail’i, AB’yi rahatsız etmiş olmasının payı olup olmadığını tahlil ediyor:

Paralel duruşlar

Ahmet Taşgetiren / Star

Kadri GürselMilliyet’teki yazısında, yaşanan Hükümet-Cemaat geriliminde, çok önemli stratejik bir analiz yapıyor. Analizin, Hükümeti ilgilendiren bir boyutu var, Cemaati ilgilendiren bir boyutu var. Önce o analizin can alıcı bölümünü okuyalım:

“Gülen Cemaati, merkezi ABD olan küresel bir harekettir; dünyayı kavrayışı da küreselcidir. Bu hareket, yayıldığı dünyaya Türkiye’den değil, ABD’deki merkezinden bakar. ABD’deki merkezinin bekası, faaliyetleri ve konumu, Cemaat açısından stratejik önemdedir ve alternatifsizdir.

Türkiye, Cemaat’in çıktığı yerdir; onun en önemli insan kaynağı hala burasıdır ama bu hareketin menfaat algısı Türkiye bağlamını çok aşmış, küresel bir nitelik kazanmıştır. Bütün bunları kaydettikten sonra Cemaat’in gerçek ev sahibi olan ABD’yle ilişkilerini her türlü siyasi mülahazanın üzerinde tutup sakınacağını teslim etmeliyiz.

Dolayısıyla şu varsayımda bulunabiliriz: AKP hükümeti ABD’nin gözünde çok önemli bir dost ve müttefik olarak kalmaya devam etseydi, Cemaat de bu hükümetin bekasını zora sokacak çatışmacı hamlelerden kaçınırdı.

Kaçınmadığına göre, AKP iktidarı ile ABD arasındaki ilişkiler o denli olumsuz bir seviyeye gerilemiştir ki Cemaat, AKP’yle girdiği çatışma yüzünden Amerikalı ev sahibinin hışmını üzerine çekme kaygısından uzakta hareket ediyor.” (Milliyet, Cemaat’in elini AKP serbest bıraktı, 9 ocak 2014)

Bu analizin Hükümete yönelik mesajı, Ak Parti’nin, uluslararası ilişkilerdeki tercihinin Amerika’yı, İsrail’i, AB’yi rahatsız etmiş olması ve bunun ortaya çıkardığı tolere edilebilir -   edilemez bedelin değerlendirilmesidir.

Hükümet bu alanlardaki sorunlar yumağını değerlendirmelidir, değerlendirecektir. Bu noktada Serdar Turgut’un dünkü yazısında yer alan “Büyük oyun tamamlandı ve Türkiye’nin başı fena halde belada” niteliğindeki değerlendirmesi de önem arzediyor.  

Analizin Cemaat’e yönelik kısmında ise, Hükümet’le mücadelede girilen ittifak çerçevesinin boyutları gözleniyor. Kadri Gürsel’in tesbiti bir gerçeği yansıtıyorsa -ki öyle görünüyor- bu ittifak çerçevesinin “iktidar aleyhine”den başlayıp “Türkiye aleyhine” doğru savrulan çok ciddi bir nitelik arzettiğini görmek gerekiyor.

Ak Parti iktidarının İsrail’e, ABD’ye, AB’ye yönelik politikalarının, bu arada İran’la ilişkilerinin bizzat Fethullah Hocaefendi nezdine kadar ulaşan çerçevede, Cemaat tarafından eleştirildiği, tepki gördüğü biliniyor. Bunlar, dış politika değerlendirmesi boyutunda kaldığı ölçüde dikkate alınabilecek yaklaşımlar olarak görülebilir.

Ancak buradan yola çıkıp, İsrail, ABD ve AB platformlarında oluşan Tayyip Erdoğan - Davutoğlu - Ak Parti muhalefetine paydaş olmak ve daha ilerde bunları hizaya getirme sürecini beslemek, hareketin Türkiye’liliği konusunda ciddi şüphe ve endişe doğurur.

Hocaefendi’nin Amerika’da bulunması, Amerika’daki eğitim yatırımları, Amerika’nın etkilediği dünyadaki çalışmaların selameti vs. Camia’yı, bu dünya ile ilişkide belirli bir hassasiyete sevkedebilir. Ama Amerika ile ilişkilere yönelik bu hassasiyetin, Türkiye’de “aykırı giden” bir siyasi çizgiyle hesaplaşma boyutunda da operasyonel bir duruşa sevketme riski dikkate alınmalıdır.

Kaldı ki, Amerika ile uyumu sürdürmek de kolay değildir.

Mesela, Camia’nın İran konusundaki tavrı biliniyor. Hükümetin İran politikalarını eleştirmiş, hatta MİT Müsteşarının ve Beşir Atalay’ın “İran sempatizanı” oldukları iddiasına sahip çıkmış ve bunu en alt basamaklara kadar indirmiş bir Camianın, mesela şu anda İran’la ilişkileri pişirmeye yönelen, bu arada Suriye’de İran desteğiyle yüzbinleri katletmiş bulunan Esed’i meşru aktör haline getireceği öngörülen Amerika ile ilişkileri nereye koyacağı merak edilebilir. Tarihi perspektif içinde, herkesin durduğu yer ve girdiği paralelleşmeler daha net görülecektir. Tarih açısından da doğru yerde durmak hayati önem taşıyor.

 

  • Yorumlar 3
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim