AK Parti milletvekilleri en çok neyi sordu?

05.11.2014 16:31

Abdülkadir Selvi

Önce AK Parti'nin Afyon kampından bir enstantane aktarmak istiyorum.

Bu kez değişik bir yöntem izlendi. Üç konu hakkında bakanlarla milletvekilleri bir araya geldi.

Moderatörlük sistemi uygulandı.

1-Dış politika- Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay'ın moderatörlüğünde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Bakanı Volkan Bozkır'ın katılımı ile ele alındı.

2-Ekonomi-Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Muş'un başkanlığında Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin katılımı ile yapıldı.

3-'Çözüm süreci, iç güvenlik ve hukuk' konulu toplantı ise Beşir Atalay'ın moderatörlüğünde Başbakan Yardımcıları Yalçın Akdoğan, Bülent Arınç, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın katılımı ile gerçekleştirildi.

Afyon kampına milletvekilleri, Kurucular Kurulu üyeleri, MKYK üyeleri ile Kadın ve Gençlik Kolları yönetiminden oluşan toplam 500 kişi katılmıştı.

Ekonomi ve Dış politika konusundaki toplantıya 50'şer kişi katılıyor. Çözüm süreciyle ilgili olarak 350 isim başvuruda bulunuyor. Toplantıya en az katılım 190 kişi oluyor.

Bu ilginin altında sadece çözüm sürecine olan inanç yatmıyor. Bu katılım aynı zamanda bir kaygıyı ifade ediyor. Karadeniz Bölgesi milletvekillerinden Güneydoğu milletvekillerine kadar hepsinde ortak bir endişe dikkati çekiyor.

'Ne oluyoruz, çözüm süreci nereye gidiyor' kaygısı bu.

Ortak soru şu:

Çözüm süreci adı altında alan hakimiyeti PKK'ya mı kaptırıldı?

Ortak kaygıyı ise, 'Güvenlik ' konusu oluşturuyor.

İki gün süren tartışmalar sonunda gelinen noktayı paylaşacağım ama öncelikle hangi kaygıların ön plana çıktığını aktarmak istiyorum.

Söz alan bazı milletvekilleri, PKK'nın çözüm sürecini kendine alan hakimiyeti açmak için kullandığının altını çiziyor. Bölge milletvekilleri bu yöndeki gözlemlerini aktarıyorlar.

Çözüm süreciyle birlikte oluşan boşluğu PKK'nın doldurduğu, AK Parti'nin bu süreç zarfında siyaseten yetersiz kaldığını dile getirenler oluyor.

Çözüm süreci etrafındaki tartışmalarda iki nokta uç veriyor.

1-Çözüm süreci nereye gidiyor?

2-Kamu otoritesi nasıl sağlanacak?

Bölge milletvekilleri ağırlıklı olarak, 'Çözüm süreci devam etsin ama başta can güvenliği olmak üzere bölgede kamu otoritesi sağlansın. Süreçle birlikte oluşan boşluğu PKK dolduruyor. Şehirlerde otorite haline geliyor, çözüm süreci şehirlerdeki otoritenin PKK olduğu anlamına gelmiyor' görüşünü dile getiriyorlar.

'Çözüm süreci PKK'yı şımarttı. PKK, şehirlerde otorite kurmaya çalışıyor' tespiti ön plana çıkıyor. Milletvekilleri neredeyse ittifakla, 'Çözüm sürecine devam edilsin ama PKK'nın bu şımarıklıklarına göz yumulmasın 'diyorlar. Çünkü çözüm süreci demek şehirlerin PKK'ya teslim edilmesi demek değil, tam tersine bölgenin üzerindeki silah baskısının kaldırılması demek.

AK Parti'de önemli bir yöneticinin, 'Çözüm sürecinden önce PKK dağlardaydı. Şimdi şehirlerde otorite haline geliyorsa, bu işte yanlış giden bir iş var demektir. Dağdaki PKK ile mücadele daha kolaydı' dediğini paylaşmak istiyorum.

Çözüm sürecinde duyarlılığın ön plana çıktığı Afyon kampında milletvekillerinin üzerinde durduğu noktaları paylaşmak istiyorum.

Toplantının birinci gününe çözüm sürecinin geleceği açısından karamsar bir hava damgasını vuruyor. Ancak Başbakan Davutoğlu'nun da katıldığı ikinci günkü toplantıda daha gerçekçi bir iklim hakim oluyor. Hem söz alan milletvekilleri ve bakanlar özellikle de Başbakan Davutoğlu çözüm sürecinin geleceğine ilişkin güçlü bir irade ortaya koyuyor.

Milletvekilleri, sürecin nereye doğru gittiği yönünde kendileriyle perde arkası bilgilerin paylaşılmasını talep ediyorlar. Hatta bazı açıklamalardan sonra, 'Bunlar basında yer alan bilgilerdi. Bizimle basında yer alan bilgileri değil daha spesifik daha kozmik bilgileri paylaşın. Bu iş nereye gidiyor? Bunu bilmek istiyoruz' diyorlar.

Milletvekilleri en çok 'yol haritası'nı soruyor. İmralı'nın kabul ettiği yol haritasının kamuoyuna açıklanmasını önerenler çıkıyor. Özellikle Kürt kamuoyunun üzerinde bunun olumlu bir etki yapacağı dile getiriliyor. Ama tabii ki böyle bir yola sapılmıyor.

Çözüm sürecinden sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, toplantının ikinci gününde milletvekillerinin bu yöndeki eleştirilerine, şu şu şu bilgiler çok özeldi ve ilk kez burada paylaşıldı diye ayrıntılı bir açıklama yapıyor.

İkinci günde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın çizdiği perspektif ve Bülent Arınç'ın bu yaklaşımı milletvekillerinin üzerinde olumlu bir etki yapıyor.

Ve karar anı.

Elbette ki toplanıp oylama yapılıp, bir karar alınmıyor.

Ama bir eğilim ortaya çıkıyor.

Buna göre, çözüm süreci çok kıymetli. Süreç değerli olduğu için güçlü bir şekilde sahip çıkalım ama PKK'nın her yaptığına, süreç devam ediyor düşüncesiyle sessiz kalmayalım.

PKK çözüm sürecini bozmaya çalışıyor. Biz yüzümüzü halka dönelim. Kürt ve Türk halkıyla birlikte bu süreci yürütelim.

HDP, sokağa oynamadığı taktirde muhatap alınsın. Zaaflarına rağmen en meşru muhatap yine HDP'dir.

Kandil çözüm sürecini bozarsa, biz de süreci bozduk demeyelim. Tam tersine biz yüzümüzü Kürt halkına dönüp, çözüm sürecini devam ettirdiğimizi ilan edelim.

AK Parti kampında tartışılanlardan ancak ulaşabildiklerimi aktardım. Ama tablo bu.

Çözüm süreci devam ederken, alan hakimiyeti PKK'ya bırakılmayacak.

Hem çözüm olsun hem de güvenlik.

Peki bu nasıl sağlanacak? O ayrı bir konu...

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim