1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Gülerce

  3. AK Parti hangi endişeleri ciddiye almalı?
Hüseyin Gülerce

Hüseyin Gülerce

Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti hangi endişeleri ciddiye almalı?

A+A-

Demokratikleşmeye destek verdikleri halde, AK Parti'nin muhtemel yeni seçim başarısından endişelenenler var. Bunlar; liberal, demokrat, muhafazakâr kesimlerden oluşan geniş bir kesim...

Türkiye'nin vesayetten kurtulmasını, rejimin bürokratik yapısının değiştirilmesini, özgürlüklerin genişletilmesini, hukukun üstünlüğünü canı yürekten istiyorlar. Bu yolda AK Parti'nin gösterdiği performansı, cesareti, reformları destekliyorlar. Ama aynı zamanda, AK Parti'nin 12 Haziran'da yüzde 50 civarında bir oyla yeniden ve daha güçlü bir şekilde iktidara gelmesi iyi mi olur, kötü mü olur diye endişeleri de var. Anlamaya çalışmamız gereken bir tezat bu.

Endişeler birkaç noktada toplanıyor.

Birincisi, başta Sayın Başbakan, bazı AK Parti yöneticilerinin üslubu onları rahatsız ediyor. Bu üslup, sert olabildiği gibi, özellikle AB üyeliği konusunda "ne halleri varsa görsünler, biz de bildiğimizi okuruz" yaklaşımından kaynaklanıyor. 8 yıllık süreçte, Avrupa Birliği'nin, demokratikleşmeye, demokratik laikliğe verdiği desteği hatırlatarak, vesayetin tuzağına düşme ihtimalinden kaygı duyuyorlar. AB yolundaki kırılmanın, Ergenekon'a en büyük kozu vereceğini düşünüyorlar...

İkincisi, Türkiye'deki kutuplaşmanın cami-kışla ekseninde giden görüntüsü, meselenin demokrasi ve hukuk ekseninde kalmasını zorlaştırıyor. Bu da İttihatçı geleneğin başka bir tuzağı... Çünkü demokratikleşmenin karşısına hemen "şeriat tehlikesini" çıkartıyorlar. AK Parti'yi, "dindarlaştırma" niyeti ve laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmakla suçlayarak hedefe koyuyorlar. Oysa mücadele, hukukun üstünlüğü, evrensel standartlar ekseninde gitse, hem tuzaklar bozulacak, hem de kutuplaşmayı bertaraf edecek bir toplumsal mutabakat için kuvvetli zeminler inşa edilecek.

Üçüncüsü, Türkiye'deki kutuplaşmanın, dışarıdaki güç odaklarına tam da aradıkları fırsatları sağlamasıdır. Dünyada güç mücadelesi bitmez. Bu insanın zaafıdır. İnsanların yönettiği devletler, yapılar bundan azade olamaz. Tarihin sayfaları, içte zaafa düşenlerin, dışarının oyunlarına, tuzaklarına, saldırılarına nasıl açık hale geldiklerinin ibret dolu örnekleriyle doludur.

Türkiye giderek güçlenen ve küresel sistemin parlayan yıldızıdır. Anadolu insanının destansı hamleleri ile dünyada her yerde var olmaya başlayan Türkiye, bir defa daha dünyada hak ettiği yere gelecektir. Görenler görüyor, iki binli yıllarda tarih sahnesine, başka bir Türkiye çıkmıştır. Siz bunu küresel barış, evrensel insani değerlerde buluşma adına yapsanız da, bundan rahatsız olacaklar çıkacaktır. Kendini dünyanın jandarması gören, bunu bölgenizde, size de anlatmak isteyen bir ABD var. Onun 2. Dünya Harbi'nden sonra kurduğu bir sistem var. Bu sistem içinde Ortadoğu'da, İsrail'in varlık teminatı bir süper güç var. Soru şudur: İsrail, Türkiye'nin güçlenmesinden memnun mudur? Hele Türkiye'de bir AK Parti iktidarı varken, bu İsrail'i çok mu sevindirir?

Ben, demokrasiyle İslam'a bağlılığı bir arada götürebilen, kendi mana kökleri üzerinde yükselen ve dünya ile entegre olmuş bir Türkiye'nin, küresel barışın teminatı olduğuna inanıyorum. Böyle bir Türkiye, İsrail ve Filistin'in varlıkları için, ABD'den daha büyük bir teminattır. Anlayana...

Ama AK Parti hükümeti, bunu İsrail'e ve ABD'ye anlatamaz. Ve 12 Haziran'a doğru, içerideki "iyi saatte olsunlar"la, dışarıdakiler, bizim kutuplaşmamız üzerine yeni projeler peşinde koşabilirler.

Ne mi demek istiyorum? AK Parti, muhtemel iktidarına üçüncü defa yürürken, meseleyi bir partiler meselesi, sandık meselesi olmaktan çıkarmaya bakmalıdır. Kendini seçim atmosferinin kırıcılığına, çatışmacılığına kaptırmamalıdır. İçte-dışta bütün oyunları, hoşgörü, diyalog ve uzlaşma çabaları bozar. AK Parti, kendisine samimi destek verenlere; kendisi için iktidar peşinde değil, Cumhuriyet'in demokratikleşmesi için, istikrar için, kalkınma için bir daha yetki istediğini iyi anlatmalıdır...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT