1. YAZARLAR

  2. Mustafa Karaalioğlu

  3. AK Parti eliyle muhafazakar siyasetin dediği oluyor
Mustafa Karaalioğlu

Mustafa Karaalioğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti eliyle muhafazakar siyasetin dediği oluyor

A+A-

ÇARŞAF VE CHP

CHP’nin, daha doğrusu Baykal’ın ‘çarşaf-rozet’ atağının bir politika olmadığı doğaçlama geliştiği görülüyor. Ama, bu öyle bir doğaçlamadır ki her adımda yeni sözler, yeni fikirler ister; savundukça insanı içine çeker. Nitekim, Baykal da daha ikinci adımda gösterinin ötesine geçmek zorunda kaldı, açılıma yelken açtı...

Sorarlar, söylemek zorundasınız; eleştirirler cevap vermelisiniz. Öyle de oluyor.

Baykal, laikliği korurken ne kadar ateşliyse çarşaf için de o kadar heyecanlı nutuklar irad etmektedir.

Hatırlayabildiğim kadarıyla yakın siyasi tarihimizde çarşafı böylesine cansiperane savunan başka bir politikacı yoktur. Türbanı, başörtüsünü belki ama çarşafı gündemine alan taşra politikacıları dışında pek kimse olmazdı. Baykal, işin abc’sinden başladığı ve modayı da pek takip etmediği için yola, ‘tek parti’ döneminde bıraktıkları yerden yani çarşaftan koyuldu. Ama ‘açılım’ın güncelleşmesi için fazla bekleyeceğimizi de zannetmiyorum. Zira, Türkiye’nin bu alandaki birikimi gerekenden de fazladır; sıra kısa sürede türbana ve üniversiteye gelir.

CHP bu noktaya nasıl geldi?

CHP gibi, otokrasinin, geleneksel devlet baskıcılığının, demokrasiye direncin ve özellikle de dindar olana, dindarlığın toplumsal görünümüne itirazın sembolü olmuş bir partinin bugün ‘çarşaf’ haklarını savunuyor olması, temelde muhafazakar siyasetin gücünü göstermektedir. On yıllardır, CHP’yi bu noktaya getirmek için toplumun dini inançlarını korumak ve bunların yaşanmasını sağlamak yönünde baskı yapan bir siyasi gelenek ezeli rakibini bir adım da olsa o noktaya yaklaştırmıştır. On yıllardır ‘tek parti anlayışı’nı yani, CHP geleneğini yerden yere vuran siyasi akım şimdi en büyük rakibini de aynı eleştiri noktasına çekmiştir.

Büyük fotoğrafa bakıldığında yaşanan değişim gerçekten de inanılmazdır. ‘Baldırı çıplaklar, kasketliler, hasolar, memolar’ diye küçümsenen bir siyasi gelenek AK Parti eliyle kendi politikasını siyasete egemen kılmaktadır.

Yaşananlar, bilinen seçim öncesi manevraları değil, bir siyasi zihniyet dönüşümünün işaret fişekleri görülüyor.

Erdoğan, CHP’yi destekler çünkü...

Muhafazakar/liberal/demokrat aydınlar da yıllardır bunları yazmakta, CHP’nin bu değerlere hürmetkar bir parti olmasını istemekteydiler. Baykal’ın CHP’si şimdi bu kritikleri dikkate aldığını gösteren tepkiler veriyor.

Çok uzağa gitmeden 22 Temmuz öncesini hatırlayalım... Aynı CHP, Cumhuriyet mitinglerinde yine çarşaf-türban üzerinden konuşmaktaydı. Ama düşmanlıkla ve öfkeyle... Bu iki sembol o zaman topluma ve AK Parti özelinde muhafazakar siyasete hakaretin en önemli materyalleriydi.

Bir adım daha yaklaşalım... Baykal ve CHP, kendini feda edercesine başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakacak anayasa değişikliğini iptal ettirdi; AK Parti’yi kapattırmaya çalıştı. Önceki gün, ‘Siyaset başörtülülerin de temel hakkıdır’ diyen aynı Baykal’dır. Tıpkı, bu cümleyi yıllardır tekrarlayan Tayyip Erdoğan gibi.

İki hafta önce, ‘CHP tek parti zihniyetini mi savunacak’ diyen de Baykal’dı. Tıpkı, bu partiyi eleştirirken bu cümleyi sık sık kullanan Tayyip Erdoğan gibi. O yüzden Erdoğan CHP’nin yapmaya çalıştığı şeyi daha ilk günden destekledi, bence desteklemeye de devam edecektir. Sonuçta, en önemli siyasi rakibinin kendi yaklaşımlarını benimsemesi bir lider için itiraz etmek şöyle dursun, memnuniyet duyulacak bir şeydir.

Artık siyasetin başka yolu yok

Menderes ve Özal’la doğup gelişen, Erdoğan ile zirveyi bulan siyasi tecrübe, Türkiye’de dini değerlere, muhafazakar çoğunluğa, demokrasiye, Avrupa Birliği’ne, temel hak ve özgürlüklere dayanmayan, bunları savunmayan ve bu konularda adım atmayan partilerin iktidar olamayacağını/iktidarda da kalamayacağını gösterdi.

Yeni siyasetin temel koordinatları da bunlardır...

Siyaset yapmak isteyen bütün partilerin bu koordinatlar içinde kalmak, değillerse de o koordinatın içine girmek mecburiyeti vardır.

Bütün partilerin temel dini haklar için aynı güçle çalışmaları elbette gerekmiyor ama hepsinin ülkenin makul çoğunluğunu oluşturan bu insanlara aynı saygıyı göstermeleri şarttır. Siyasette ayakta kalabilmek ve büyüyebilmek için de şarttır; ülkenin normalleşmesi için de.

Baykal’ın taktığı rozetler muhtemelen CHP’ye oy getirmeyecek ama Türkiye’nin normalleşmesine hizmet edecek. Laikçi fanatizm gerileyecek, insanların birbirlerine saygısı artacak.

Skora değil, sürece bakmaya devam edelim.

Ilımlı İslam!


Bazı şeylerin kolay olmayacağı, Baykal’ın bile ‘Ilımlı İslam Projesi’ne kukla olmakla suçlanmasından anlaşılıyor. Bunu, Bahçeli söyledi... ‘Ilımlı İslam’ lafını Baykal da çok sever, işin aslını bildiği halde AK Parti’ye söyler. Bu konu, merkez siyasetin internet diliyle konuşmasının en basit örneğidir.

Toparlayalım... ‘Ilımlı İslam’ diye bir proje birkaç Amerikalı stratejist tarafından konuşuldu ama gerçekte hiç olmadı. Olsa da böyle saçma bir fikir kimsenin ilgisini çekmez, masada kalırdı zaten. Ayrıca, ABD’nin sorunları nasıl bir ılımlılıkla çözdüğü Irak işgalinden de bellidir. Böyle bir proje yok, olsa bile çarşaf zaten ılımlılık sembolü değil!

STAR

YAZIYA YORUM KAT