17 Mayıs 2012 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AK Parti-Cemaat Zıtlaşması Ne İfade Ediyor?
15 Şubat 2012 Çarşamba 15:01

AK Parti-Cemaat Zıtlaşması Ne İfade Ediyor?

"Erdoğan ve ekibiyle zıtlaşmanın getireceği netice, Erdoğan çizgisini daha donanımlı, kültürlü ve örgütlü olma yarışına itebilir."

HAMZA TÜRKMEN, MİT tartışmalarıyla birlikte sıkça iddialara konu olmaya başlayan AK Parti ile Hizmet/Cemaat arasındaki gerilimi yorumluyor:

Türkiye’de Muhalefetin Yeni Bileşenleri

Türkiye’de MİT müsteşarı ile TC özel savcıları ve bazı Emniyet birimleri arasında ciddi bir gerginlik ve çekişme yaşandı. Mevcut sistemin geleceği konusunda soru işaretleri oluşturan bu gerginlik, kimliklerini bu anayasal sistemin ölçüleri dışında oluşturan biz Müslümanları ne kadar ilgilendirmektedir?

Fikirde ve amelde ıslah ve inşa faaliyetleri Kur’an talebeleri için asıldır. Ayrıca yakın ve uzak çevremizde olup biteni takip etmek fıtridir; vahyin ve Nebevi Sünnet’in öğrettiği bir durumdur. Islah ve inşa ibadetimizde bağımsız-vesayetsiz bir yol haritası için çevremizdeki siyasi, kültürel ve ekonomik gelişmeleri doğru ve nesnel olarak kavramalı ve tutarlı içtihatlara ulaşabilmeliyiz. Türkiye’deki resmi kurumlar arasında yaşanan ve mevcut sistemin geleceği konusunda soru işaretleri oluşturan bu son gerginlik, en azından Türkiye’de yürüyeceğimiz yolun dikenli olup olmaması konusunda bizi ilgilendirmektedir.

Öncelikle söz konusu kriz Ak Parti aktörleri ve bürokratları arasında yaşandı. O zaman konuya Ak Parti’yi var kılan unsurları ve ittifaklarını gözeterek yaklaşmak gerekir.

Ak Parti’nin ve siyasi kodlarının biçimlendirilmesinde 1993’te Hayrettin Karaman’ın 12 kişilik ekiple hazırladığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Tayyip Erdoğan’a sunduğu “Siyasette Yol Haritası” raporunun oldukça belirleyici olduğunu söyleyebiliriz. Bu proje (Karaman, III-360, 2008, Haksöz, Sayı: 216) YMM çizgisinden gelen Ak Partili aktörlerin taşıdığı strateji ile de uyuşmaktaydı. Buna göre şartları “millileşmemiş”,  normalleşmemiş bir Türkiye’de Batı egemenliğini aşacak yeni, milli, fıtri veya İslami bir dönüşüm gerçekleştirilemezdi (İnkılab İlmi, YMM’nin Stratejisi, 1970).

Ak Parti, Türkiye’nin dindarlaştırılarak, yerelleştirilerek normalleştirilmesini, yeniden inşasını ve küresel aktör olmasını isteyen güçlere veya bileşenlere (“eski Milli Görüşçüler, eski köktendinci ve radikal İslamcı kadrolar, cemaatler, tarikatlar, entelektüel kümeler, liberaller”) dayanarak kuruldu. Ancak bileşenlerden parti potansiyelini kendi önceliklerine göre yönlendirmek isteyenler, karşılarında hep Tayyip Erdoğan ve inisiyatifini buldu. Erdoğan inisiyatifi yeni bir düzene geçmek için öncelikle mevcut düzenin normalleştirilmesi aşamasını hep öncelikli hedef olarak gördü. Bu konuda İslamcı köklerinden gelen özlemlerine göre davranmadı, partinin kuruluş prensiplerinden kopmadı ve takiyye de yapmadı.

Türkiye’yi totaliter bürokratik yapısından uzaklaştırmak, Kemalist vesayeti geriletmek konusunda bazı mesafeler alındı. Verili sistemde ekonomik planda da ve dış siyasette de hissedilir başarılar elde edildi.  Ergenekon soruşturması, sistemi normalleştirmek açısından önemli ve kararlılık isteyen bir teşebbüstü. Bu süreçlerde bileşenlerin dayanışması ön plandaydı. Ancak sistemin küresel aktörlere bağımlılığı Türkiye’nin daha birçok ciddi problemle karşı karşıya olduğu gerçeğini ikide bir gündeme getiriyordu.

Türkiye’nin normalleştirilmesi sürecinde asker ve yargı vesayeti geriletildi. Ama hala ekonomik başarının kapitalist kurallarla elde edilmesi temel bir problemdi. Türkiye’nin güvenliğini NATO ile paralelleştirmesi ve NATO’yu reddettiğinde güvenlik boşluğunu nasıl doldurabileceği veya reddedip edemeyeceği de temel bir problemdi. Kürt sorununun çözümünde iki tarafın da ulusal refleksleri aşıp aşamayacağı veya nasıl aşabilecekleri de temel bir problemdi; Uludere katliamı bu refleksleri bir kere daha hatırlatmıştı. Vd…

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

YORUMLAR ( Toplam 2 yorum)
AmaTT
çağdışına ...
16 Şubat 2012 Perşembe 00:28
olayı sadece koltuk kapma yarışı olarak görmek bence doğru değil, zira asıl mesele tayyibi sıkıştırıp suriyeye baskı hususunda daha zinde tutmak.
Çağdışı
AKP-Cemaat zıtlaş(tırıl)ması
15 Şubat 2012 Çarşamba 21:55
Hamza Ağabeyin son günderin en önemli gündem maddesi üzerinde yaptığı bir çok tesbite katılıyorum. Lakin Ankarada orta yerinden yaşananları izleyen bir şahıs olarak aslında olayın boyutlarının AK Parti ile Gülen Cemaatini birbirine düşürmek, bu vesile ile Anayasa sürecini engellemek, özel yetkili savcılık ve mahkemeleri kaldırtarak, Ergenekon davasını akim bıraktırmak ve Türkiye'nin bölge ülkeleri özelikle Suriye eksenli geliştirdiği politikaları engellemek amaçlı istihbari bir girişiminin parçaları olduğunu düşünüyor ve Ankara'daki üst çevrelerin yaklaşımının da bu minvalde olduğunu gözlemliyorum.
Lakin bir gerçeğin altını çizmek gerekir ki AK Parti kadroları içerisinde öteden beri önemli bir kapışma cereyan etmektedir. Özellikle devlet içerisinde kadrolaşma eksenli yaşanan bu kapışma yad a yarış kimi zaman biribirini kırmaya (yok etmeye) kadar vardırılmaktadır
Süreci doğru tespit açısından sunu belirtmeliyim ki, bu kapışma sürekli devlet kadrolaşması üzerinde cereyan etmektedir. Cemaat mensuplarını bu yarışta bir düzen ve hiyerarşi içerisinde yönlendirir görüntü vermektedir. Son dönemde Milli Görüş camiası ve diğer İslamcı örgütler tarafından sürece katlım noktasında daha düzenli ve organizeli bir hareket başlatıldığı da alenen izlenebilmektedir. İsimleri herkes tarafından blinen bu tip kuruluşlar kadrolaşmaya yönelik olarak özel kariyer evleri tarzında evler kurmaya başladılar. Bu konuda da önemli mesafeler aldılar ve bunun meyvelerini topluyorlar. Bu durumun cemaat çevresinde yarattığı rahatsızlık ve yeni taktik arayışları da gözlerden kaçmıyor.
Cemaat devlet içerisinde kadrolaşmada mesafe alırken, asıl olan kaptan köşküne yeterince sızamadı. Recep Tayyip Erdoğan bu işi sıkı tutup cemaatin teşkilat içinde etkin olmasına fırsat tanımadı. Teşkilatın başına milli görüş kökenli oldukça güvendiği Ekrem Erdem'i oturtan Erdoğan, onun çevresini de yine milli görüşten gelen yardımcı ve koordinatörler ile güçlendirmiştir
TBMM'nin havasınında son gelişmelerden hayli etkilendiği de gözlerden kaçmamaktadır. Saflar daha belirginleşiyor. Oyunu yazan başarılı oyn
KARİKATÜR
PANO


Haksoz haksöz