1. YAZARLAR

  2. Salih Tuna

  3. Ajdar, Demirel, Özkök ve plaka
Salih Tuna

Salih Tuna

Yazarın Tüm Yazıları >

Ajdar, Demirel, Özkök ve plaka

A+A-

Herkes plaka okur. Tadında ve kararında olduktan sonra, sorun değil. Plakasını okuyamadığın vasıtayı takip edersen, işte o fena!

Üsküdar'a, evine giderken, Boğaziçi Köprüsü'nde plakasını okuyamadığı bir arabanın taa İzmit'e kadar peşine düşmüş, plaka okuma 'tiryakisi' bir güzel abimiz anlatmıştı:

“İzmit'te yakaladım onu tabii. Plakasını okuyunca da kafam bir rahatladı ki; yol yorgunluğu uçtu gitti anında. ..”

Hafif yollu takılmak niyetiyle; “Neyse.” dedim, “Allah beterinden saklasın!..”

“Plaka okumanın bundan daha beteri ne ki?!” yollu bir soruyla mukabele edeceğine, öyle aşkla, ”Amiiin” çekti ki; yağmur duasına “amin” diyen sıddık müminlerinki, öyle değil.

Aldı beni bir merak ki, sormayın. Yaa! Sen misin takılmak isteyen!

Sağolsun, merakıma merhamet etti de, ben sormadan, o söyledi:

İnşaat mühendisi bir arkadaşı, plakasını okuyamadığı arabanın tam bir haftadır peşindeymiş. En son haber aldığında, Eskişehir'deymiş!..

“Bulup, okuyabilmiş mi bari?..”

“Hâlâ iz sürüyor!..”

Hayır, beni 'yemiyor'! Dalgacı bir hali yok. Yaşını başını almış, beyefendi bi abi. Yalanı varsa da, günahı, vebali boynuna.

E'e, gerçekten de, Allah beterinden saklasın!

Çok şükür; bendeki durum, hiçbir zaman plaka okumanın ötesine, paranoya boyutuna geçmedi. Bulduğumu okuyordum yani. Şimdiye değin kimsenin peşine düşmüşlüğüm yok.

Sakın ola kimseyi kınamayın ha!

Kimi uzun yolda can sıkıntısından, kimi 'zıkkım, zıkkım' kördüğüm olmuş trafikte çaresiz, burnunun ucundaki arabanın plakasını okur.

Gayet doğal bir şey. Ne var bunda?

Herkes kendi çapında plaka okur; fal bakanı, ezberlemeye kalkışanı vardır…

Ben sadece plaka okumakla kalmazdım; dört işlemle başlar, kümelerle devam eder, okey atarak sürdürürdüm.

Diyelim ki, yoğun bir trafiği idrak ederken İstanbul plakalı bir araç varsa önümde, 34'ün arkasına bir 5 arardım; bulamazsam, önüne 2 bulup koyardım. O araçta yoksa, diğer arabalardan tedarik edip 'per' yapardım.

Zavallı muhayyilem işin içine biraz siyaset katsa da, en zevklisi harflerle oynamaktı.

Mesela, bir plakada AED mi okudum; hemen kümelerden başlayarak 'işleme' koyulurdum:

A'ya, Ajdar derdim, mesela.

D harfi de, “Beni, 'Demirel' yap!” dercesine bakardı gözümün içine.

Kıramaz, yapardım.

A kesişim D kümesi; yani, Ajdar ile Demirel'in ortak kümesi olarak, E harfi çıkardı ortaya. E'ye, 'boş küme' muamelesi yapmaya da gönlüm elvermezdi.

Ajdar ile Demirel'in ortak elemanlarından (siz bunu 'hususiyetlerinden' diye okuyun) oluşan kümeye ne ad vereceğimi düşünür; (Ajdar'ın şovmenliği ile Demirel'in kısa devre yaptıran demagogluğunun kesişimi olarak) Ertuğrul Özkök'ten başkasını bulamazdım.

Farkındaysanız, plaka okuma mevzusunda geçmiş zaman kullandım. Çünkü, daima şükür ki; bu takıntıdan kazasız belasız kurtuldum.

Bunu, yazılarından (bir süre okuduktan sonra) bir plaka okuyor hissi aldığım Sayın Ertuğrul Özkök'e borçluyum.

Sayesinde, plaka yerine (niyetine) sadece onu okuyorum artık. Plaka okuma ihtiyacımı ziyadesiyle karşılayan çok güzel yazıları var.

Pazar yazıları değil ama. Onları pek okumam zaten. En fazla, bir- ikisine göz gezdirmişimdir.

Çıkma lastik havası veren sulu zırtlak duygulanımlar, şarap zevkleri, doğru dürüst okumadığı besbelli bir kitaptan türettiği lakırdılar falan işte.

Yahu, “sonradan görme” deyimini bile, körün ameliyatla gözlerinin açılması kıvamında ela alan yazılardan ne çıkar?

Son zamanlarda, tutturdu bir, “biat kültürü”, “biat gazeteciliği” ki; susmak bilmiyor!

Kaynak gösteriyoruz, anlatıyoruz; anlamıyor!

Zaten insanı ikrah ettirecek vurdumduymaz bir 'hali' var. Gel de şimdi ona, toplumsal sözleşme anlamına geldiğinden başlayarak “biat” kavramını anlat bakalım!

Bu “biat” kavramını, kim 'keklediyse' ona, Allah'ından bulsun!

Nihayetinde, o da bir insan evladı değil mi? Niçin maskaralığa almak istersiniz?

Belki size hayrı dokunmamış olabilir, ama, memlekette plaka okuma takıntısı olan binlerce vatandaş yaşıyor.

Hay sizin insafınız kurusun, e mi? Bre vicdansızlar, yaratılanların içinde doğada fonksiyonu olmayan ne var?!

Yeni Şafak

YAZIYA YORUM KAT