1. YAZARLAR

  2. Emre Uslu

  3. Ahmet Şık’ın Kitabı
Emre Uslu

Emre Uslu

Yazarın Tüm Yazıları >

Ahmet Şık’ın Kitabı

A+A-

Oda Tv baskınında tutuklanan Ahmet Şık’ın Gülen Cemaati hakkında yazdığı İmamın Ordusu adlı kitabı nedeniyle tutuklandığı yönünde bir algı oluştu. Bu gerçekten doğru mu? Oda Tv’de çıkan kitap toplam 189 sayfa civarında. Kitabın Ahmet Şık’taki son hali 300 sayfa civarında. Bunun ilk 52 sayfası Ahmet Şık’ın yazdığı genel değerlendirme ve yorumları içeren giriş bölümü. Bu bölümde Ahmet Şık’ın, çok da tutarlı olmayan, öznel yorumları mevcut. Bundan sonraki kısım ise tamamen piyasada mevcut kitaplardan ve köşe yazılarından derlenmiş bir kitap. Çoğunlukla 1999 yılında dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve Osman Ak tarafından hazırlanmış ve Saral ve Ak’ın İstanbul Emniyet Müdürü olmak için hazırladığı değerlendirilen Fethullahçı polisler raporları var. O dönem Saral ve Ak ekibi Hanefi Avcı ve İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan -şimdiki Ergenekon sanıklarından biri- da dahil birçok emniyetçiyi Fethullahçı olarak fişlemişti. Saral ve Ak’ın o dönem temel motivasyonu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne atanmaktı. Bunun için önünde engel olarak görünen ne kadar emniyetçi varsa hepsini Fethullahçı diye suçlamışlardı. O raporda yer alan emniyetçilerden bir çoğu da -Hanefi Avcı- dahil konuyu yargıya taşıyıp mahkemeleri kazandılar. İşte Ahmet Şık’ın kitabına konu olan bilgiler bu ve benzeri raporlara dayanıyor. Üstelik o raporları Saygı Öztürk “Vaiz” kitabında yayımladı. Yani Şık’ın kitabında Emniyet içindeki Gülen cemaatine yakın polislere ilişkin hiçbir yeni bilgi yok.

Bu nedenle kitabın içeriğine bakılarak Ahmet Şık kitaptan tutuklandı denmesi mümkün değil. Daha da önemlisi operasyon yapan Emniyet birimleri operasyondan önce Ahmet Şık’ın kim olduğunu bile bilmiyormuş. Bir emniyetçi bana “Ahmet Şık kimmiş haberimiz bile yoktu. Bu kadar bilinen bir adamıydı onu da operasyondan sonra öğrendik” diyor. Kamuoyunun konuyu, içinde yeni bir bilgi olmayan kitaba indirgeyip yürüyüşler yapması da onları şaşırtmış durumda. Operasyonu yapanlar da bir an önce o kitabın yayımlanmasını istiyor. “Böylece operasyonun kitabın içeriği ile ilgili olmadığı anlaşılır” görüşündeler. İçinde yeni bir bilgi bulunmayan kitabın içeriğinden dolayı ve üstelik yazarını tanımadıkları bir kitap için neden operasyon yapılsın?

Soruşturmacılara göre kitabın içeriği önemli değil. Onlar kitabın Ergenekon örgütünün yönlendirmesiyle yazıldığını düşünüyorlar. Bu kanaate varmalarının nedeni Oda Tv’de çıkan notlar, kitabın üzerindeki notlar, kitabın içeriğindeki bazı bilgilerin Kaşif Kozinoğlu’ndan gelen bilgilerle örtüşmesi ve savunmanın ifadelerindeki tutarsızlıklar. Manzara şu: Kitabın içeriğinde -özellikle Emniyet ile ilgili- yeni bir bilgi olmasa bile kitaba Sabri Uzun’un adı konmak istenmiş. Uzun’un adı ile çıkacak bir kitabın seçimler öncesinde çok büyük bir PR kampanyası ile tartışılmaya açılması planlanmış görünüyor. O not şu: “Sabri’nin kitap konusuna çekincesi var ikna etmeye çalışalım, kitabı seçimden önceye yetişmeli. Nedim, Ahmet Şık’la bu konuda görüşsün. Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin. Bu kitap Simon’dan daha kapsamlı olmalı. Nedim’i kutlarım, Ahmet’i çalıştırsın. Hanefi çıkacak ve size katılacak. Emin ve Sabri’ye moral verin. Sabri adıyla çıkmasına zorlayın. Çabuk olması şart. Seçimden önce yetişsin.”

Ayrıca Ahmet Şık’ın Oda Tv’de bulunan kitabının 189 sayfalık bölümünde gerek kitap içinde gerekse de kitap sonunda alınmış notlar var. Bu notlar ile Şık’ın ifadeleri çelişiyor, bu da kuşku uyandırıyor. Notlar, bir editörün ya da kitabı okuyan bir kimsenin aldığı notlar gibi anlaşılıyor. Oysa Ahmet Şık bu notların başkalarına ait olmadığını ve kendisinin notları olduğunu iddia ediyor. İşte o notlardan bir kısmı: “Buradan itibaren Emin Arslan olayı ardından Mustafa Gülcü ve Celal Uzunkaya ile Faruk Ünsel anlatılacak. Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir ve özel kalem müdürü emniyet amiri Ömer Zeren’in olayının ne olduğuna göre buraya dahil edebiliriz ya da ilgisi yoktur.”

“En sonda da Hanefi Avcı’yı anlatıp, cezaevine gönderdiğimiz sorularımıza ayrıntılı yanıtlar isteyeceğiz. Kitabın sonu ise Devrimci Karargâh denen örgütün ne menem bir şey olduğunu ve kuşkuları dile getirecek. Mümkünse örgütü yönettiği iddia edilen yurtdışındaki Serdar Kaya ile mail yoluyla röportaj yapılıp kuşkularımızla ilgili sorular soracağız. Kitabın ilgili bölümüne Nurettin Veren olayını da eklersek fena olmaz unutma!”

“Cemaatçiler en çok istihbarat alanında örgütlendiler. İDB en önemli mevkiiydi. Bunun meyvelerini de Ergenekon sürecinde topladılar. Bunu konuşalım Sabri beyle. Yorumunu alalım. Hatta buraya kadar ve bundan sonra yazacağımız tüm notlar ve sorularımızla ilgili yardım isteyelim.”

“Hakkında cemaat soruşturması yapıldıkların bildiğimiz emniyetçiler şimdi hangi mevkideler? Terfi ettiklerini söylüyorsak bunu anlatmalıyız. Adı cemaatçi diye soruşturma dosyasına girenlerin terfilerini yazmak elimizi güçlendirir. Aynı zamanda cemaatin karşısında duranların başına ne geldiğini yaz. Bildiğimiz birkaç ismin dışında bilmediklerimiz varsa öğren.”

Bu notlarda da görüldüğü gibi en azından bir fikir teatisi var kitap üzerinde. Ancak Şık, bu notların tek başına kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Teknik inceleme bakımından incelendiğinde kitap çalışmasının birden çok bilgisayarda -Ahmet Şık’ın- bilgisayarlarının dışında bilgisayarda da kitap üzerinde oynamalar yapıldığını gösteren kuşkular var. Ayrıca kitabın içeriğindeki bazı bilgilerle MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’ndan gelen bilgilerin örtüştüğüne ilişkin bir kanaat de mevcut. Bütün bunların karşısında savunmanın, “kitabı ben yazdım avukatımdan başka kimse görmedi” argümanı tutarlı görünmüyor. Sanırım sorun da burada çıkıyor. Bu durumda hâkimler, savcılığın argümanını daha tutarlı buluyor, durum bu...

acilim1@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT