Ahmedinejad’ın ziyareti

15.08.2008 02:09

Ahmet Varol

Dünyada yaz sıcaklığına rağmen sıcak gelişmelerin ve hareketliliğin devam ettiği bir dönemde İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad Türkiye’yi ziyaret ediyor.

Devletlerin özellikle de komşu ülkelerin aralarındaki ilişkileri geliştirmeleri en tabii haklarıdır. Bunun gerçekleştirilmesi de karşılıklı ziyaretlerle, geliştirilen projeleri masaya koymakla ve ortak meselelerle ilgili çözüm formüllerini yüz yüze görüşüp tartışmakla mümkün olur. İran ile Türkiye de bölgenin iki önemli ve güçlü ülkesi olarak buna en çok ihtiyaç duyan komşu ülkelerdir. Fakat ne kadar ilginçtir ki ABD ve İsrail işgal devletinin boğazlarına kadar kana bulanmış yetkililerinin ziyaretleri dahi herhangi bir şekilde tartışma konusu yapılmazken İran Cumhurbaşkanının ziyareti etrafında ortalığın velveleye verilmeye çalışıldığını görüyoruz. Oysa ABD ve İsrail yetkilileri bazen ziyaretlerini “talimat verme” ziyareti olarak lanse etme utanmazlığı bile gösterebiliyorlar.

İran Cumhurbaşkanının ziyaretine dışarıdan tepki gösterenler kendilerine göre İran’ın şu an nükleer teknoloji konusunda izlediği tutumu gerekçe olarak kullanmaya çalışıyorlar. İçeriden tepki gösterenler de “Anıtkabir’i ziyaret edecek etmeyecek” şeklinde son derece ilkel bir tartışmayla gündem oluşturuyorlar.

İran bugünlerde özellikle nükleer teknolojiyi geliştirme çabaları sebebiyle hedefe yerleştirilmiş durumda ve muhtelif baskılara maruz kalıyor. Amerikan emperyalizmi değişik kanallarla İran’ı köşeye sıkıştırmaya ve yalnızlığa itmeye çalışıyor. Böyle bir durumda İran’ın önemli ve bölgede ağırlık oluşturan komşusuyla ilişkilerini güçlendirmesi, yeni ortak projeler geliştirmesi ve yardımlaşma çabalarını artırması her bakımdan yararına olacaktır. Böyle bir işbirliği ve yardımlaşmadan elbette Türkiye de kârlı çıkacaktır. Bu sebeple İran Cumhurbaşkanının ziyareti büyük önem arz etmekte ve her iki taraf açısından da olumlu sonuçlar doğuracak bir ziyarettir.

Türkiye’nin İran’la, ilişkilerini güçlendirmeye ve işbirliğini artırmaya engel teşkil edecek hiçbir sorunu bulunmamaktadır. Bu, her iki ülke açısından da önemli bir fırsattır. Dünya genelinde globalleşmenin öne çıktığı bu dönemde komşu ülkeler arasında problemlerin aşılması ve işbirliğinin güçlendirilmesi bir ihtiyaçtır. Kaldı ki İran’la Türkiye arasında aşılması gereken bir problem bulunmadığından işbirliğinin güçlendirilmesi çok daha kolaydır. Ayrıca bu iki ülkenin her ikisini birden ilgilendiren bazı sorunlara karşı ortak mücadele metotlarının geliştirilmesi ve yardımlaşmanın artırılması son derece olumlu sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır.

ABD, İran Cumhurbaşkanının ziyaretinin kabul edilmesine resmi ağızla itirazda bulunurken hizmetindeki medya organları vasıtasıyla da tehditler savurdu ve bu ziyaretin Türkiye’nin başına büyük dertler açacağı iddiasında bulundu. Emperyalist politikalarla dünyaya hükmetmeye çalışan ABD, devletlerin dış politikalarını belirlerken onun talimatlarına uymalarını bekliyor. Oysa ABD Kafkaslar’da dibi görünmeyen bir kuyunun içine attığı Saakaşvili’yi kuyuya indirirken kullandığı ipin koptuğunu ve Gürcistan yönetiminin Rusya karşısında kendini yalnız bulduğunu artık görmelidir. Bu, son dönemde Bush’un ve Olmert’in ipiyle kuyuya inenlerin maruz kaldıkları ilk durum değildir. Bunun daha küçük çapta da olsa benzer örnekleri yaşandı.

İşgalci Siyonistler de güya, İran Cumhurbaşkanını ülkeye davet etmesinden dolayı Türkiye’yi büyükelçiliği vasıtasıyla protesto etti. Derler ya, besle kargayı oysun gözünü! İşgalci Siyonist devletin böyle bir şeye cesaret edebilmesi aslında Türkiye’nin hatasından kaynaklanıyor. Çünkü Türkiye, ABD ile ilişkilerinin hatırına ve Yahudi lobilerinin çok şişirilmesinden etkilenerek Siyonist işgalci devleti biraz fazla şımarttı. Şimdi bu yaşanan hadiseden ders çıkarması ve hatasını görmesi, işgalci saldırganlara da ağızlarının payını vermekten çekinmemesi gerekmektedir.

Yazar Engin Ardıç, İran Cumhurbaşkanının ziyareti münasebetiyle gündeme gelen Anıtkabir ziyareti tartışmasına dair oturaklı yorumunda bu zatın adının Necat mı yoksa Nejad mı yazılacağının belirlenmesi talebinde bulunmuştu. Başka dillerden aktarılırken değişikliğe uğrayan özel isimlerin doğru yazılması konusunda duyarlılık gösterilmesini takdir etmek gerekir. İran Cumhurbaşkanının isminin doğru yazılışı da Ahmedinejad’dır. Necat kelimesi kurtuluş anlamına gelen Arapça, Nejad veya Nijad ise asil, soylu, soyu temiz anlamına gelen Farsça bir kelimedir. İran Cumhurbaşkanının adında kullanılan kelime de ikincisidir.

Vakit gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim