1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Öztürk

  3. Ahlakın olmadığı yerde devletin masrafı çok olurmuş
Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

Ahlakın olmadığı yerde devletin masrafı çok olurmuş

A+A-

Ahlak dersi falan verecek değilim. O kadar gücüm olsa önce kendime ders veririm.

Yazının başlığı biraz üst perdeden gibime geldi de söze başlamadan açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Şeytanların bol olduğu yerde melekler sükût edermiş.

Yerküredeki masraflı devletlere baktığımızda görürüz ki, hepsinin en büyük harcaması ahlak zaaflarına gitmektedir. Hemen akla ilk geleni söyleyelim. Mesela terör, bütün dünyada bir ahlak sorunudur. Ahlakı olmayanların Allah korkusu yok demektir. Bu duygulardan yoksun insanlar ya terörün oluşmasına sebeptir ya da bizzat teröristtirler.

Bir başka basit örnek sunayım. Fırsat buldukça mahallelerde kurulan pazarları gezmeyi ve alışveriş etmeyi severim. Severim sevmesine de pazardan ayrılırken, bugüne kadar ağzımdan hayır dua çıktığına hiç şahit olmadım. Kaşla göz arasında nasıl sahtekârlık yapıyorlar hâlâ çözebilmiş değilim. Sihirbazları çözdüm ama, bir kısım pazarcıları asla.

Tezgâhta çok güzel bir domates görüyorum. Satıcıya yalvarırcasına diyorum ki; “Bak şu domatesler çok güzel görünüyor, bunlardan iki kilo verir misiniz?” Adam; “Tabii abi emrin olur, neden olmasın” diyor ve hangi arada koyuyor, nasıl ediyorsa, eve gelince bir bakıyorum, domateslerin dörtte üçü kullanılmaz durumda.

Pazar mevzuu yazı dizisi olacak kadar geniş bir konu. Şimdilik geçelim. Her birimiz kendimize şu soruyu soralım: “Günlük hayatımız içerisinde kaç kişiye ne kadar yalan söyleyerek işlerimizi hallediyoruz.” Galiba hepimiz aynı üçkâğıt girdabının içindeyiz ve bu halden memnunuz ki, böyle muamelelere maruz kalıyoruz.

İşte bizim toplumumuzun esas problemi burada yatıyor. Günü kurtarma adına öyle çok yalpalayıp, öyle çok zikzaklar çizerek, birbirimizin gözünün içine baka baka aldatıyor ve aldanıyoruz ki, sanki sıradan bir ilişkiymiş gibi kabullenip, yolumuza devam ediyoruz.

Adam doktor, hastasından üç beş kuruş daha fazla alabilmek için mesleğinin şeref ve haysiyetini rahatlıkla satabiliyor. Bir hastanın filmi için bilmem kaç kilometre ötedeki emar çekim merkezine hastayı gönderip, üç kuruş komisyona tenezzül edebiliyor.

Bursa’da verilmiş bir ilaç kutusunun kupürü, Hakkâri çöplüğünde çıkıyor, hem de demet demet. İlaç firmalarının gezilerinden yararlanabilmek adına nice ilaçlar, doktorlar tarafından hastalara tavsiye edilerek, rant elde ediliyor. İlaç dünyasının ele avuca alınacak tarafı yok ve nedense hiç kimse de çözmeye yaklaşmıyor.

Gelelim ekmeğimize; bizim milletin olmazsa olmaz beslenme kaynağı ekmeğimizdir. Ekmekten hırsızlık yapabilen birinin yapamayacağı kötülük yoktur. Nimete saygısızlık ve nimete karşı hırsızlık, ahlaksızlıkta sınır tanımayanların işidir. Ekmek kabarık ve yumuşak gözüksün diye bira katanlar olduğunu herkes biliyor. Çeşitli katkılar yüzünden beyaz ekmek yiyip de midesinden şikâyetçi olmayan kimse yok gibi.

Elbet istisnalar olabilir ama devlette veya özel kurumlarda rüşvet ve yolsuzluklara girmek, bermuda şeytan üçgeninde boğulmak demektir. Oralara girenlerin çıktığı görülmemiştir. Ama şunu söyleyebilirim: Rüşvetin ve yolsuzluğun dönmediği bir yer varsa, bilir ve inanırsam, ömür boyu köle olarak hizmet etmeye hazırım.

Dünkü yazımda konu edindiğim malum olay vardı. Meseleye sadece hunharca işlenmiş bir cinayet hadisesi olarak bakarsak; “bir tarafa söver, diğer tarafa acırız.” İnsan zaviyesinden bakınca hadise öyle acı ki, kişi esas diyeceğini diyemiyor. Ben de onlardan biriyim. Vicdanın terazi kulpu olmadığı yerde yanlış tartılar hep olacaktır.

Dedim ya, kimsenin ahlak bekçisi falan değilim. Kendi ahlakıma bekçilik yapamıyorum ki başkasına yapayım. Ama şu sancıyı dile getirmek zorundayım. Bu kadar ahlaki zaafın içerisinde hiç olmazsa birileri çıkıp, “Ne oluyor, neden bu haldeyiz” diye sormalı değil mi?

Sıradan aklıma geliverenleri yazmaya çalıştım. Dile gelmesi gereken daha ne meseleler var ama onları da başkaları yapsın ve ahlakın olmadığı yerde, devletin masrafının ne kadar çok olduğunu hep birlikte görelim. Devletin bütçesinin neredeyse dörtte üçü ahlak zaafından kaynaklanan masraflara gidiyor mu gitmiyor mu ona bir bakalım.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT