1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Ah şu Müslüman bankalar...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Ah şu Müslüman bankalar...

A+A-

Bu tarz bir ifade tersinden yorumlandığında, Müslümanlarının yanında bir kısım da Müslüman olmayan bankaların mevcudiyetinden bahsediyormuşum gibi bir hava yaratır.

Sanki insanlar arasındaki bölünmüşlük az geliyormuş da, bir de bankaları bölmeye çalışıyormuşuz gibisinden bir intiba.
Bankaların Müslümanlığından demek istediğimiz, faizsiz bankadır. Şunun şurasında Türkiye’de bunların sayısı üç... Bidayette dört kadar idiyse de, bunların da diğerlerinden farklı yanlarının bulunmaması, dördüncünün kepenklerini indirmesiyle ortaya çıktı...
Açık ve samimi olalım. Faizsiz Müslüman bankaların faizli bankalardan farksızlığı, mudilerin talep ve isteğindendir...
Faiz üzerine işlem yapanlar, tasarruf sahiplerine ölse de kalsa da, batsa da çıksa da, önceden belirlenmiş oranda faizini ve onunla birlikte ana parasını garanti ederken; faizsiz dediğimiz Müslüman bankanın bilanço hareketlerine katılan tasarruf sahipleri sene sonunda faaliyetin kârına olduğu gibi, zararına da ortak olur, olmalıdır...
Müslüman bankaların dördüncüsü, şu veya bu sebepten kapılarını kapattığında, kârına olduğu gibi zararına da ortak olması gereken tasarruf sahipleri başlayıverdiler, “nerede benim paracıklarım?”...
Baktı ki devlet babamız, şu memleketin Müslümanları, yani bizler para pul işlerinde haylice flexible, oynak ve kaypak; aralarındaki Müslümanlı-Müslümansız ayrımına son verdi... Şimdi hepsi düz hesap gidiyorlar... Klasik faizli bankalar müşterisinin parasına aylık, yıllık, altı aylık, senelik faiz olarak ne veriyor ise, eski hesap Müslüman bankalar da, aynı seviyeden katılım kârı veriyorlar... Ayrıca banka battığında da müşterinin parası tasarrufunu kiraya vermiş mudilerin paraları da, kuruşuna kadar garantide...
Ne acaiplik değil mi?..

Şu Türkiye çok acayip memleket. Acayiplik memleketten mi, yoksa memleketlilerden mi menkul, çözemedim. Memleket acayip olunca, haliyle bankaları da acayiplikten nasibini almış olacak... Nitekim almış da...
Geçenlerde Bursa’nın Şehreküstü semtindeki eski hesap Müslüman bankalardan birinin önünden geçerken vitrininde bir yazı gözüme ilişti...
“Hesap işletim ücreti almıyoruz...”
Merak saikasıyla daldık içeriye ve sorduk, “nedir bu”...
Bankaya gelip de vadesiz bir hesap açtırırsanız, eşiniz dostunuz size para gönderdiklerinde hesabınıza işlenir. Ay başlarında maaşınızı aldığınızda üç beş kuruşunuzu garantiye almak için yatırırsanız, hem faiz de almış olursunuz... Amma on para imiş amma beş para... Biraz da olsa, faiz faizdir ve tatlıdır... Üç beş gün sonra da isterseniz hesabınızı boşaltabileceğiniz gibi, bir kısmını bırakıp gerisini toptan da çekebilirsiniz...
İşte “para geldi-para gitti, yattı-çekildi” gibisinden kendi paranızla bankaya verdiğiniz desteklerin karşılığı olarak bankaların da müşterilerinden tahsil ettikleri “işlem haracı” imiş bu hesap işletim ücreti dedikleri...
Eğer hesabınızda aylık ortalama üç bin lirayı devamlı tutar iseniz bu “haracı” ödemekten muafsınız... Bir nevi sınıf vergisi...
“Bankalar niye böyle çok çok kâr ediyorlar şu darlık ve bol buhranlı kriz ortamında” diye merak sarmayın... İnsanlar birbirlerine para gönderirken birkaç yoldan hareket ediyorlar... Postanelerin hızlı servisleri var ‘on-line’ deniliyor. Parayı postaneye yatırdığınız an karşı taraftaki alıcı dostunuz da anında hiçbir ücret ödemeden tahsil ediyor... Türk Telekom için “yabancılar, sünnetsizler” diyerek küplere biniyor, öfkemden durduğum yerde duramıyordum... Yanılmışım.
Müslüman bankalar vasıtasıyla da para gönderebilirsiniz, eşinize dostunuza... Paranız, bankanın veznesine yatırdığınız an karşı taraftaki bankanın veznesinde. Amma oğlunuz, eşiniz veya alacaklı dostunuz parasını almaya kalkıştığında, elektronik posta masrafı adı altında on liradan elli liraya kadar, “aynı gün tahsil haracı” ödemek zorunda. Eğer “haraç” ödemeyi namusuna tecavüz gibi algılayacak olursa oğlunuz, babanız veya dostunuz, kendi parasına bir gün sonra kavuşacak... Beni utandırıyor bu Türk numaraları...
Yok mu bu memlekette eli sopalı bir değnekçi... Gel de şimdi Rum Ortodokslara gıpta etme. Başlarında patrikleri var, hahamları var ya da nineleri dedeleri var. Hiç değilse birer çeribaşları mevcut...
Kime arzetsek halimizi bilmiyorum... Eğer bu kepazeliklere bir ‘dur’ demez ise Fethullah hocaefendimiz, ötede davacı olacağımızı peşin peşin bildirmiş olayım...
Şimdi anlamış olmalıyız bankalar niye kâr patlaması yaşıyorlar, şu dar günlerin durgunluk atmosferinde...
Özelleştirmelerdeki yabancılaşmaya hep kızıyoruz. Kafamı karıştırıyor şu soru.
Yabancılaşma, ekonomide tabii, acaba ahlakileşmeyi mi getiriyor, aynı zamanda.
Ne dersiniz...
Faks: 0224 331 89 66

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum