1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. Ağladıkça Yeşile Çalar Gözlerin
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Ağladıkça Yeşile Çalar Gözlerin

A+A-

 

Kirpiklerin arasından ayışığı yolla karanlık dünyama
ağlamaklı bakışlarında umut hiç eksilmesin
Hiroşima gözlerinden ihaneti bilmez bir ulus ver bana
ve yüreğinde birşeyler sakla hep acıya dair
ağladıkça benimsin sen
ağladıkça benim
güldüğün an kaybedersin beni
"bir damla su" kadar sevmenin ağır bedelidir bu
ağladıkça yeşile çalar gözlerin
çırılçıplak yıkansınlar ülkemin çocukları
gözlerindeki denizin yakamozlarında
gözyaşları boşalsın kirpiklerin arasından
ve düşsün bir damlası
Harran dudaklarıma.
 
Daha dün Serhat göğsüme yaslanırken
ve ellerimle okşarken Bahteran saçlarını
şimdi gözyaşlarınla ıslattığın bir mektup göndermişsin
ülkeler ötesi uzaklarından
nehirler dağlar ötesi
kavgalar ölümler savaşlar ötesi uzaklarından
yakın olmak için yalnızlığıma
yoksamak için beklentilerimi
kaç damla yaş döktürdün sayamadım
Van Gölü sularına bakan gözlerimden
beni ağlatma güneşe sevdalı topraklarda
sen ağla
senin gözyaşların taşırsın Van sularını
bir gözünde Muradiye
bir gözünde Beyazçeşme
her birinde bir şelâle olsun gözlerinin
ben ağlarsam zûlümdür adı ihanettir
sen ağlarsan sevgidir bağlılıktır
hatta İslam'dır adı
Sümeyye'dir Fatımâ'dır Zeyneb'dir
yağmurdur doğaya yeşil rengini veren
ağladıkça yeşile çalar gözlerin
ve ben sevdalıyım Zilan gibi
rengini kavak ağaçlarından alan Erciş gözlerine.

 

Bir şiir yazdım gül yapraklarına

şiir reçeli yiyesin diye

bir türkü çağırdım göçmen kuşların ardından

sanırsın ki saçları okşayan rüzgâr

sanırsın ki Kapuzbaşı’nda su sesi

sanırsın ki ayağında halhal bêrivan’ların

Hıdırnebi yaylasında mendil sallar içimdeki çocuk ben

yemenileri rüzgâra karışır Lazca konuşan kadınların

kolkola girip süreriz bulutları güneyine ülkemin

bembeyaz olup düşerler tarlalarına Çukurova’nın

toplarız düşen bulutları pamuk tarlalarında nasırlı ellerimizle

Urfa’dan gelen ırgatlarla birlikte

benim güneşim her zaman güzeldir

Kaniya Reş’ten Karlıova’dan doğar

ve Side’de Athena Tapınağı’nın arkasında batar benim güneşim

ağladıkça yeşile çalar gözlerin

yeşile çalar Amik ovası

yeşile çalar Nazilli

yeşile Seddülbahir, Kekova ve Aspendos

daha bir gür akar Gediz sen ağladıkça

daha bir durudur Kurşunlu

ve daha bir yüksekten dökülür Tortum.

 

Emzirmesi biten bir bebeğin

ağzının iki yanından süzülen

anne sütü gibi akıyor Dicle ve Fırat

çocukların iki memesi arasında büyüyor

ve özgürleşiyor yitik ülkem Gülistan

ana kucağı gibi sıcaktır Ğarzan ovası

ve bir babanın merhametini saklar bağrında Serhat

ağladıkça yeşile çalar gözlerin

yeşile çalar Zigana geçidi

yeşile çalar Eleşkirt

yeşile Beytüşşebap, Erbaa ve Şebinkarahisar

daha bir asildir Kızılırmak sen ağladıkça

daha bir ulaşılmaz kılınır Erciyes

ve Ninova’ya daha bir yakın durur Hattuşaş.

 

Gecenin çıplak ayaklarıdır

takip eder kapanmamış iki göz

ayışığı saçlarında

yakamoz gözlerinde

Muhammed’e salavat getirerek açar bütün güller Isparta’da

ve kıyıya her vuruşunda tekbir getirir dalgaları Karadeniz’in

bir daha yemin edilir üzerine incirin zeytinin

ağladıkça daha bir Nusaybin kokuludur şairleri yurdumun

daha bir buğday renklidir saçları çocukların

ağladıkça yeşile çalar gözlerin

ağladıkça daha bir Kadifekale’dir her tarafı memleketimin

daha bir Halkalı’dır tüm başkentleri Ortadoğu’nun

ağladıkça yeşile çalar gözlerin

yeşile çalar sayfaları Nech’ul- Belağa’nın

yeşile çalar Şerefname

yeşile Mukaddime, Mesnevî ve Risale-i Nûr

ağladıkça daha bir Elif’tir kadınları ülkemin

daha bir kara sevdalıdır doğurdukları oğullar

ve daha bir Sarıkamış’tır alın yazıları.

 

Bir uçurumdur gözlerin

Düden gölgesinde soğuk bir mağara sanki

bir ırmaktır sana sevdalanmak

bir ırmak, Fırat gibi mavi

Manavgat gibi yeşil

Çoruh gibi sarı

Borçka gibi beyaz

ve Zilan gibi kırmızı

ağladıkça yeşile çalar gözlerin

ağladıkça daha çok su ister Obruk

bir ok fırlatılır Haymana’dan

ve filiz verir Yukarı Fırat’ta

kâh Mevlana olur “gel” der

kâh Yunus olur sarı dizeler döker Porsuk çayına

kâh Ahmed-i Hani olur Zap ile sular Doğubeyazıt’ı

kâh Fâkih-i Teyran olur zembil satar Silvan önlerinde

ağladıkça yeşile çalar gözlerin

ağladıkça daha bir 1925’tir zaman

ağladıkça daha 65, daha bir 79

ağladıkça yeşile çalar gözlerin

ağladıkça yeşile.

 

YAZIYA YORUM KAT