1. YAZARLAR

  2. Mustafa Özcan

  3. Afrikalı Leo’dan Afrika imamına...
Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Yazarın Tüm Yazıları >

Afrikalı Leo’dan Afrika imamına...

A+A-

Doha’da yapılan 21. Arap zirvesine Kaddafi damgasını vurdu. Katar’daki zirvenin gündeminde Araplar arası barışma ve uzlaşma vardı. Kaddafi’nin açılış konuşması sırasında araya girmesiyle sataşma eşliğinde

Suud Kralı Abdullah’a uzlaşma teklif etmesi hem bir skandal hem de bir barışma girişimi oldu. Halit Dahil gibi yorumcular Kaddafi’nin uzlaşma teklifini skandal olarak nitelendirdiler. Zira teklifte bir suçlama da vardı. Ve gerçekten de usul ve yöntem meselesine riayet edilmeden sansasyonel bir biçimde uzlaşma teklifi yapılıyor. Bereket, Suud Kralı Abdullah sataşmaları bir kenara iterek uzlaşma teklifine dört elle sarıldı ve Katar Emiri Hamd Bin Halife’nin eşliğinde Kaddafi ile görüştü. Kaddafi’nin skandal konuşması şöyleydi: “Kardeşim Hamd, seni zirve başkanlığını devralmandan dolayı tebrik ederim. Bu münasebetle kardeşim Abdullah’a (Suud Kralı) diyorum ki, 6 yıldır yüzleşmekten korkuyor ve kaçıyorsun. Yalan arkanda, kabir ve ölüm ise önünde. Korkman yersiz. Sen İngiliz imalatısın ve hâmin de Amerikalılar. Millete olan saygımdan dolayı aramızdaki husumete son veriyor ve sürtüşmenin bittiğini ilan ediyorum. Seni ziyarete hazırım ve sen de bana gelebilirsin. Ben enternasyonel bir liderim. Arap liderlerinin duayeniyim. Afrika krallarının kralıyım. Müslümanların imamıyım (imamu’l müslimin). Evrensel konumum daha alt bir seviyeye ve statüye inmeme müsaade etmez...” Kaddafi’nin kimilerine göre sürpriz kimilerine göre ise muvaaza ile yaptığı bu konuşma sırasında Katar Emiri müdahale etmiş ve sözünü kesmeye çalışmış, lakin konuşma bitince kendisinden yanlış anlama dolayısıyla özür dilemişti. Kimilerince kayık bir tipe sahip olan Kaddafi’nin tipik bir konuşmasıydı bu. Afrika Leo’sundan bu yana bir de Afrika imamı ile tanıştık. Sadece o kadar da değil. Kaddafi’nin Libya’sının resmi açılımı şöyle: Libya Büyük Sosyalist Halk Arap Cemahiriyyesi. Lakin Araplar istese de istemese de Libya, Doha zirvesine damgasını vurdu. Zira Irak’ın imtina etmesi nedeniyle onun yerine 2010 Arap zirvesine Kaddafi ev sahipliği yapacak. Irak’ın durumu da bir alem. Maliki ile Talabani arasında çekişme sürüyor. Kimin ev sahipliği yapacağı tartışmalı olduğundan Irak ev sahipliğini devralmadı. Bu defa Irak’ı Doha’da Talabani temsil etmek istemiş, ama Maliki önünü kesmiş. Hatırlanacağı gibi, geçmiş yıllarda Maliki, Türkiye’ye gelmiş, buna içerleyen Talabani ‘Benim iznim ve onayım olmadan Ankara’ya gitti’ diyerekten ziyarete gölge düşürmüştü. Iraklı liderler kapışırken ortam Kaddafi’ye kalmış vaziyette. Bundan dolayı da kimileri Doha’daki Arap zirvesini bir tiyatro sahnesine benzetti.

Tiyatronun en renkli siması ise şeksiz şüphesiz Kaddafi idi. Esasında Kaddafi mevsimlik kavgalarıyla anılıyor. Bu kavgaların ilkini Nasır sağ iken Kara Eylül olaylarının akabinde Ürdün Kralı Hüseyin ile yaşamıştı. Kahire’de taraflar birbirlerine diklenmişler ve Nasır’ın huzurunda kapışmışlardı. Ardından Sedat, Kaddafi ve Suriye ile birlik kurmak istemiş ve ama Kaddafi’nin arkasından dolaplar çevirmişti. Bunlardan birisi de 1973 yılında İsrail’le savaşırken bile Kissinger ile gizli kanallarla görüşmesi ve gizli bağlantılar tesis etmesiydi. Sedat’ın savaş amacı taktikti. Niyeti savaş üzerinden barışa ulaşmaktı. Sonra iki ülke neredeyse savaşın eşiğine gelmiş ve Sedat, Libya’yı işgal etmek istemişti. Tarihçilerin yazdıklarına göre buna engel olan Amerikan yönetimi olmuştur. Bob Woodword, çeşitli kitaplarında buna temas etmektedir. Kaddafi daha sonra Sedat’ın belalısı olmuştur. Sedat onu bozuşma döneminde ‘mecnun el libi/Libya manyağı’ olarak anmıştır. İki ülkenin arasına husumet girmiştir. Mübarek döneminde ise ilişkiler dendiği gibi ‘bir dargın bir barışık’ surette gelişmiştir.

Doha’da Kaddafi’nin tali çıkışı bütün ana meseleleri gölgelemiştir. Ne İran, ne İsrail ne de başka meseleler ele alınabilmiştir. Amr Musa, İran’la ihtilaflarının adını koymuştur. Buna mukabil, Beşşar Esad adını vermeden İran’ın pozisyonunu savunmuştur. Velid Muallim ise Araplarla İran arasında diyalog süreci başlatmak istediklerini, ama zirvedeki bazı Arap devletlerinin bunu veto ettiklerini ifade etmiştir. Davos’tan sonra Türkiye’nin gündemde olduğu zirvelerden birisi Doha zirvesiydi. Burada doğrudan Türkiye’ye atıf olmasa da Arap liderlerinin aklında üç ülke bulunuyordu. Türkiye, İran ve İsrail. Lakin Kaddafi’nin çıkışı bütün bunları gölgede bıraktı. Ayrıca Sudan lideri Ömer Beşir’in zirveye katılması da Sudan meselesini öne çekti. Belki de zirvenin en olumlu ve pozitif tarafı Arap liderlerin Sudan’a ve liderliğine sahip çıkmaları olmuştur. İki aydan beri Araplar birbiriyle barışıyor. Kuveyt zirvesinde Suud Kralı Abdullah ile Beşşar barıştılar. Beşşar da Kaddafi gibi Kral Abdullah ve Mübarek gibi liderler için ‘erkek bozuntuları’ tabirini kullanmıştı. Yine aynı dönemde Ürdün Kralı Abdullah ile Beşşar’ın da barıştıklarına şahit oluyoruz. Dileriz, barış mevsimi verimli geçer ve uzun vadeli olur.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT