1. YAZARLAR

  2. Nuray Mert

  3. 'Afgan eroinciyi PKK kullanıyor'muş!
Nuray Mert

Nuray Mert

Yazarın Tüm Yazıları >

'Afgan eroinciyi PKK kullanıyor'muş!

A+A-

Pazar günü Hürriyet gazetesinin ilk sayfa üstünde bir haber çıktı, dikkat ettiniz mi? Haber şu idi; ‘Afgan eroinciyi PKK kullanıyor’. Pentagon’da yapılan bir toplantıda ‘Afganistan’ın 2010’da Türkiye için büyük bir tehdit oluşturduğu’ belirtilmiş. ‘CIA Türkiye’ye eroin uyarısı yapmış.’ Eksik olmasınlar. Pentagon olsun, CIA olsun, çok düşüncelidirler, Dünyada kimseye hiçbir şeyden zarar gelmesin diye çırpınıp dururlar.

Ama ben onlar kadar iyi niyetli olmadığım için olsa gerek, bu tür haberlerden huylanırım. Afganistan’daki mücadeleye destek vermek konusunda Türkiye, tüm baskı ve sıkıştırmalara rağmen kararlı davrandı ve büyük ölçüde direndi. Ama daha birkaç ay önce, NATO Genel Sekreteri Rasmussen, ‘Türk askeri Afganistan’a muharip güç olarak gidebilir’ başlıklı bir röportaj vermişti (Milliyet, 26 Ağustos 2009). Rasmussen, Afganistan’daki mücadelenin, din değil terörle mücadele olduğunu hatırlatarak, ‘Türkiye’nin de terörle mücadele odaklı bir ülke olduğunun’ altını çiziyordu.

Belli ki, Afganistan eroini ile PKK arasında doğrudan ilişki kurmanın daha ikna edici olduğuna inanılıyor. Tabi, bu arada, şu anda başı ezilmeye çalışılan Taliban’ın 1996’da afyon ekimini yasaklamış olduğu ve 2001 Afganistan müdahelesi iktidara gelen yeni yönetimin, iktidara geldikten sonra uyuşturucu üretiminin tekrar büyük boyutlara çıktığını hatırlayan yok. Zaten bizim ülkemizde, işin içinde bir yerde PKK geçiyorsa gerisini düşünmeye gerek kalmayabiliyor. O nedenle, bu Afganistan işine bir mim koyalım. Bunun ötesinde ucu doğrudan bize dokunsun dokunmasın Afganistan’da olan biteni biraz daha yakından izleyelim. Ayrıca, dünyanın cadı kazanı gibi kaynadığı bir devirde, etrafımızda neler olup bittiyle biraz olsun ilgilenelim.

Bakın, ABD, sessiz sakin, Yemen’e askeri müdahele hazırlığı içinde. Yemen bir süredir ciddi bir çatışma alanı haline gelmişti. Kuzeyde Şiilere yakın azınlık bir grubu etkisiz hale getirmek için Suudi Arabistan askeri müdahele başlatmıştı. Suudileri en çok rahatsız eden İran’ın, bu grup üzerinden Arap yarımadasının ucuna ulaşmış olmasıydı. Şimdi, geçen ayın sonlarında, Nijeryalı bir eylemcinin Detroit’e giden bir uçağı bombalamak üzere hazırlık halinde yakalanması ile tüm dikkatler Yemen’e çevrildi. Çünkü, bunca güvenlik tedbirine rağmen bombalı saldırı girişimini son noktaya kadar getiren, bu akıl almaz suikast eyleminin zanlısı Yemen’de eğitim görmüştü. Bu olayla, Yemen’in radikal İslamcı gruplar için bir merkez olduğu gerçeği öne çıkarıldı, sorunun adı ‘Yemen’ olarak konuldu.

Şimdi, ‘Yemen gibi ücra bir ülkeden bize ne?’ diye düşünenler olabilir. Buna karşılık, ‘Adı Yemendir’ diye başlayan türküden, Osmanlı geçmişinden söz etmeyeceğim. Herkese öncelikle, içinde yaşadığımız dönemde, terörle mücadele ve radikal İslam tehdidi ile dünyada yaratılan çatışma ortamının aslını faslını düşünmeyi tavsiye edeceğim. Bir de, üşenmeyin bir haritaya göz atın, Yemen’ini coğrafi-stratejik ne kadar önemli bir noktada olduğunu tesbit edin. Yemen, Kızıldeniz’in ve dolayısıyla Akdeniz’in Okyanuslara açıldığı yer. Doğu Afrika ile Arap Yarımadası’nın en yakın olduğu nokta. İsrail’i Doğu Afrika’ya ulaştıran ve okyanusa açan su yolunun son durağı.

Yok, esrarengiz bağlantılara gönderme yapmıyorum, sadece bizim için dünyanın bir ucu olan bir ülkenin haritadaki yerini hatırlatıyorum.

Aslında dünyada artık, içinde olan bitenin dünyanın geri kalanını ilgilendirmediği ücra hiçbir yer kalmadı, ama Yemen gibi ülkeler, bunun ötesinde önem taşıyor. Dahası, ABD’nin Irak ve Afganistan’dan sonra, düşük profilli bir süreçle de olsa üçüncü bir cephe açması dikkate değer bir olay. Belli ki, 2010’da, küresel çatışma ortamı daha da ısınacak. Dünyada olanların, neden ve neler olduğunu kavramaya çalışalım. Bu, Türkiye’de olanları anlamlandırmak açısından da önemli.

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT