Adem

31.03.2012 00:18

İbrahim Sediyani

Adem olmak, adam olmaktır.

Müslümanca, insanca bir yaşamın özlemiyle yaşamaktır. Küçük hesapların peşinden koşmamak, dar kalıpların içine hapsolmamaktır.

Riyâdan, ikiyüzlülükten uzak durmaktır, Adem olmak. Özü sözü bir olmak; göründüğü gibi yaşamak, fakat en çok da yaşadığı gibi görünmektir.

Kendisi için istemek, her kişinin işidir. Kendisi için istediğini başkaları için de istemek, er kişinin işidir. Adem olmak, sadece başkası için istemektir.

Dünyası büyük olanlara yeni ufuklar açmak, dünyası küçük olanlara da koskoca bir dünya sunmaktır, Adem olmak.

Fedakârlıktır, vefâdır, sorumluluktur. Adem olmak, sorumluluğunun bilincinde olmaktır.

Bu bilinçle yaşamaktır, Adem olmak.

Hepimizden daha genç olmak ama hepimize yol göstericilik yapmaktır.

Adam olmaktır Adem olmak.

adem-sediyani-20120331-1.jpg

* * *

Adem olmak, Müslüman olmaktır.

Masa başında çizilen ulusal sınırları önce beyninde çiğnemek, egemen güçler tarafından örülen ve akrabayı akrabadan ayıran dikenlitelleri önce yüreğinde parçalamaktır.

Doğduğu toprakları vatanı bilmek, her kişinin işidir. Doğu’nun ve Batı’nın tüm yitik ülkelerini, tüm kayıp coğrafyalarını vatanı bilmek, er kişinin işidir. Adem olmak, Gazze’yi, Beyrut’u, Şam’ı, Kahire’yi, Trablus’u, dünyanın tüm başkentlerini “İstanbul’un ilçeleri” olarak görmektir.

Sünnî – Şiî, Türk – Kürt; ayrım yapmamaktır Adem olmak.

Sünnî’nin katledildiği yerde Sünnî, Şiî’nin katledildiği yerde Şiî, Kürd’ün katledildiği yerde Kürt, Boşnak’ın katledildiği yerde Boşnak, Uygur’un katledildiği yerde Uygur olmaktır.

Bazen başörtüsü için hapse girmektir, Adem olmak. Bazen de “tinerci” çocukların arasına karışıp dertlerini dinlemek, başlarını okşamak, avuçlarını ısıtmaktır.

Deniz seviyesinden en yüksek noktadaki Himalayalar’da, Hindukuş Dağları’nda Amerikan bombalarıyla yaralanmaktır bazen, Adem olmak.

Bazen de siyonist komandoların çirkin suratına yumruk atmaktır Akdeniz’in ortasında.

adem-sediyani-20120331-2.jpg

* * *

Adem olmak, insan olmaktır.

İnsanlığın uyuyan vicdanını, erdem ve fazilet duygularını harekete geçirmektir.

Adem olmak, “Çocukların öldürüldüğü bir dünyada biz yaşamasak da olur” demektir. Diyebilmektir.

Ceplerine doldurduğu şekerlerle binmektir Mavi Marmara gemisine, Adem olmak.

Ceplerindeki şekerleri avuç avuç dışarı çıkarıp gemide herkese göstermek, çocukça bir heyecanla anlatmaktır Su İntifadası’nın onur ve izzet yolcularına: “Bak bu şekerleri 4 yaşındaki bir Kürt çocuğu verdi bana; ismi Ahmet Salih. Bu şekerleri Gazzeli çocuklara götürüp vermem için bana verdi. İHH gönüllüsü olarak Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinin bir köyüne gitmiştik. Bir aileye misafir olduk. Ev halkına, Gazze’ye gemilerle sefer düzenleyeceğimizi anlattık. Biz ayrıldıktan karı – koca evde hep Gazze hakkında sohbet etmişler. 4 yaşındaki çocukları Ahmet Salih, o akşam anne babasının tüm konuşmalarını dinlemiş. Ertesi gün eline bir torba alıp bütün köyü ev ev dolaşmış ve şeker toplamış bu çocuk. İnanılmaz bir olay gerçekten. Henüz 4 yaşında. Sonra bizi aramış ve gelip buldu. İçi şeker dolu torbasını bize uzattı ve ‘Gazzeli çocukların hiçbir şeyleri yokmuş. Ben bu şekerleri onlar için topladım. Bunları Gazze’ye gittiğinizde oradaki çocuklara dağıtabilir misiniz?’ dedi.”

Adem olmak, sonra da gemidekiler şakayla “Şekerlerden bir tane versene, güzel görünüyorlar” dediğinde, “Hayatta olmaz! Canımı isteyin veririm, ama bu şekerleri kimseye vermem. Gazzeli çocuklara dağıtılacak bu şekerler” cevabı vermektir.

Ve siyonist askerlerin gemiye saldırdığı 31 Mayıs sabahı, kendi canını değil, cebindeki şekerleri korumaya çalışmaktır, Adem olmak.

adem-sediyani-20120331-3.jpg

* * *

... ve bir gün
bir gün kardeşlerim, bir gün...
bir gün evlerinizden çıkıp da atarsanız kendinizi dışarı
görürseniz yolda
selam verirse size güzel bir genç adam
gözleri sanki Bedir kuyuları
göğsü Uhud
susuzluktan çatlamış dudakları Tebuk
ızdırâbdan çökmüş omuzları Taif
fakat yine de yüzünde Hudeybiye tebessümü
tıpkı Arafat gibi başıdik ama yine de Müzdelife gibi mütevazi
elbiseleri buram buram Hicret kokuyor
ve dilinde sürekli tekrarladığı hep aynı söz:
“Lâ tehzen innellâhe meana”
bilin ki Adem Özköse’dir o
esaretten kurtulmuş
ve çıkıp tekrar dönmüştür aramıza.
 

sediyani@gmail.com

adem-sediyani-20120331-4.jpg

  • Yorumlar 17
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim