1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. ADANA

  4. Adana: Başörtüsüne, Şartsız Her Yerde Özgürlük!
Adana: Başörtüsüne, Şartsız Her Yerde Özgürlük!

Adana: Başörtüsüne, Şartsız Her Yerde Özgürlük!

Aralarında Özgür-Der Adana Temsilciliğinin de bulunduğu Adana Ümmet ve Kardeşlik Platformu Adana Merkez İnönü Parkında “Başörtüsüne Özgürlük” için basın açıklaması yaptı.

A+A-

Basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın yasağı sürdüren yeni yönetmeliği protesto edildi.

Hakan Yalınız’ın sunumuyla gerçekleşen eylemde “Yasakçı Kıyafet Yönetmeliği Geri Çekilsin! Başörtüsüne Şartsız Her Yerde Özgürlük!” pankartı açılırken, “Başörtüsünü Sorun Gören Zihniyet Sorunludur”; “Kamu çalışanlarına, başörtüsü yasağına son”; “Memur köle, devlet efendi değildir”;  “Yeni Yönetmelik: Köhnemiş Yasak!”; “12 Eylül’ün Yasakçı Ruhu Yeni Yönetmelikte Yaşatılıyor”; “Yasaklı Açılıma Hayır!”; “Dün Ezan Bugün Başörtüsü Yasak!”; “Niçin okula başörtümle gidemiyorum”; “Başörtü Onurumuzdur Koruyacağız!”; yazılı dövizler taşındı. Basın açıklamasını Platform adına Sevim Yalınız okurken, Şefkatli Eller Cemiyeti adına Serdar Gürbey bir konuşma yaptı.

Hakan Yalınız sunumu sırasında, 27 Kasım 2012 tarihinden bu yana Eğitim sendikalarının serbest kıyafet uygulaması ile konuya sahip çıkmalarının memnuniyet verici olduğunu ve başlatılan imza toplama kampanyasına da destek olmamız gerektiğini belirtti. Danıştay 8. Dairesinin Türkiye Barolar Birliği’nin başörtülü avukatlara yönelik yasakçı tutumunu hukuka aykırı bularak reddetmesini sevindirici bir gelişme olarak yorumladı. Bu karar inançlarının gereğini yerine getirdikleri için sayısız kadının ve genç kızın haksızlığa, hakarete, zulme maruz bırakılması anlamına gelen “başörtüsü yasağı” adlı iğrenç uygulamanın tümüyle tarihin çöp sepetine atılması vaktinin geldiğine işaret etmektedir. Ayrıca Meslek Odalarının üyelerine başörtülü fotoğraf verdikleri için zorluk çıkarmalarını büyük bir zulüm olarak değerlendirdi.

Başörtüyü sorun haline getirenler, yabancılaşmış unsurlardır.

Gürbey ise konuşmasında ‘Demokratik bir hakkın değil, Allah’ın emrettiği şekilde yaşamak istiyoruz’ dedi. Peygamberimiz bir kadının başörtüsüne el uzandığında nasıl seriye yaptıysa bizde bugün bu amaçla hakkımızı almak için toplandık. Başörtüsü Müslüman kadının simgesi olmayı da aşıp İslâm medeniyetinin sembolü olma yolunda hızla ilerliyor.
Evet başörtüsü önce simgeleşti. Bunu, onu savunanlar yapmadı. Hele kullananlar, hiç yapmadı. Onu simgeleştirenler; başörtüsüne karşı saçma, paranoyak ve hukuksuz bir savaşı başlatanlardı. Onları herkes tanıyor: Cumhuriyetin kazanımlarını kendi hanelerine yazıp, 80 yıldır bu ülkenin tüm kaynaklarını aralarında paylaşan bir avuç harami. Yani, milletin ensesine binip sırtında sopa kıranlar. Niye yaptılar bunu?

Birincisi, yabancılaşma sendromu. İttihat ve Terakki’den beri, hatta Jön Türklerden beri korkuları var. Yabancılaşmış unsurlar bunlar. Ruh kökleri bu topraklardan sulanmamış. Bir tür entelektüel haymatlos (vatansız) hükmündeler. Kendilerini yabancı hissediyorlar. Başörtüsü onlara yersiz olduklarını hatırlatıyor. İttihad ve terakkinin bu topraklardaki kurucularından Abdullah Cevdet bu yabancılaşmayı ve toplumu bu yabancılaşma doğrultusunda nasıl dönüştürebileceklerini  şöyle ifade ediyordu: Kur’an’ı kapa, kadınları aç.”

İkincisi, efendilerine karşı mahcubiyet. Onların Müslüman halka bakışı bir acı çıkarma. Sizin yüzünüzden gâvurlaşamıyoruz hırçınlığı. Efendilerine karşı kendilerini mahcup ettiğimizi düşünüyorlar.

Üçüncüsü, ahlâk sorunu. Başörtüsü, kadının üzerindeki İslâm’ı temsil ediyor. İslâm’sa ahlâki olanı. Onlar ahlâki olanı çoktan “çağdışı” ilan etmiş durumdalar. Ahlâksızlık, “çağdaşlık”. İçki, faiz, çıplaklık; yani çağdaşlığın olmazsa olmaz üç rüknü.

Basın açıklamasında “Başörtüye her yerde hemen şimdi özgürlük!”; “Uyan, Diren, Özgürleş!”; “Direne Direne Kazanacağız!”; Müslüman uyuma öğrenciye sahip çık!; “Yaşasın Başörtü Direnişimiz!”; “Yasakçılar halka hesap verecek!”; “Herkes için adalet, başörtüye özgürlük!” sloganları atıldı.

adana_basortusu-20130126-01.jpg

adana_basortusu-20130126-02.jpg

adana_basortusu-20130126-03.jpg

adana_basortusu-20130126-04.jpg

adana_basortusu-20130126-05.jpg

adana_basortusu-20130126-06.jpg

adana_basortusu-20130126-07.jpg

Basın Açıklamasının Tam Metni:

BAŞÖRTÜSÜNE, ŞARTSIZ HER YERDE ÖZGÜRLÜK!

Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanıp kabinenin imzasından geçtikten sonra 27 Kasım 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliği medya “Okullarda tek tip kıyafet kaldırıldı!” manşetiyle halka duyurdu. “Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik” başlığını taşıyan ve 2013-2014 eğitim–öğretim döneminden itibaren yürürlüğe gireceği açıklanan yönetmeliğin bir şeyleri kaldırdığı, değiştirdiği açık ama aynen muhafaza ettikleri de var. Ve yönetmelik incelendiğinde yıllardır okullarda kanayan yaramıza dönüşmüş bulunan başörtüsü yasağının kısmi birtakım esnemeler haricinde aynen korunduğu görülmekte.

Okullarda öğrencilerin belli tipte ve üniforma türünden kıyafetlere zorlanmamasını, isteyen herkesin belli sınırlamalara uymak kaydıyla istedikleri kıyafetleri giyebilmelerinin önünü açan yönetmeliğin hangi ihtiyaca tekabül ettiği tartışmalı bir konu. Ailelerin çoğunun okullarda marka ve gösteriş yarışına yol açabileceği endişesiyle kıyafet serbestîsinden yana olmadığı biliniyor. Buna rağmen hükümet “özgürlükçü” bir tutumla somut bir talep olmadığı halde bu uygulamaya girişmiştir. Ne enteresandır ki, talep olmadığı halde özgürlükçülük adına, aileleri de tedirgin edebilecek bir düzenlemeye imza atan hükümet somut talebin olduğu noktada adım atmaktan imtina ediyor ve başörtüsü yasağının sürmesinden yana tavır alıyor.

Türkiye’de bir yandan darbecilikle hesaplaşma ve darbeci azgınlığın yol açtığı kirliliklerden arınma çabaları sürerken, diğer yandan bu olgunun en acı verici göstergelerinden biri olarak Türkiye’nin başörtüsüyle imtihanı hala sürüyor. İslam düşmanlığının açık bir göstergesi ve Müslüman kadınlara, kızlara hayatı dar etme anlayışının bir yansıması olan başörtüsü yasağı toplumsal yaşamın farklı alanlarında her gün bir başka görüntüyle arz-ı endam ediyor. Mümin hanımların Rablerinin emrine icabet kaygısıyla başlarına taktıkları başörtüsü gerek devlete egemen zihniyet açısından, gerekse de halkın inancını, kimliğini tasfiye edilmesi gereken bir gerilik kategorisinde gören Kemalist-laik kadrolar açısından bir düşmanlık nesnesi olarak algılanmakta.

Bu çirkin ve sapkın tutumun örnekleriyle her gün karşılaşmak mümkün. Yasakçı zihniyeti bir gün okula başörtüsüyle gelen öğrenciyi derse sokmayan öğretmen kılığında; bir başka gün başörtülü bir hanım öğretmeni kolundan tutup okul binasından çıkartan okul müdürü şeklinde görebiliyorsunuz. İşgüzarlık sınır tanımıyor ve bu despotik anlayış bir bakıyorsunuz, özel sektörde çalışan başörtülü bir hanımın işini yapabilmek için ihtiyaç duyduğu meslek odası belgesinden mahrum bırakılması formunda zulmünü dayatabiliyor.

Bir taraftan dindar nesil yetiştirmekten bahsedeceksiniz, öte yandan başörtüsü yasağına karşı dahi tutarlı bir adım atmakta acziyete düşeceksiniz. Kimse sizden lütuf beklemiyor. Sadece gecikmiş bir hakkın teslimini ve artık kokuşmuş başörtüsü yasağı denilen ucubeyi toplumun gündeminden çıkartmanız talep ediliyor. Yapılması gereken bellidir, atılması lüzumlu olan adım açıktır. Hiçbir insani, ahlaki, hukuki dayanağı olmayan bu dayatmanın mevzuattan, uygulamadan, zihinlerden bütünüyle kazınması gerekiyor.

İşte bu yüzden artık yeter diyoruz! Bu çirkinlik, bu zorbalık, bu hukuksuzluk derhal son bulsun diyoruz! Şerefle, gururla taşıdığımız inancımızdan, kimliğimizden ötürü birilerinin önümüze yasak duvarları örmeye kalkması saçmalığını hiçbir şekilde kabul etmediğimizi, Rabbimizden başka kimsenin önünde eğilmeyeceğimizi haykırıyoruz!

Yetkililerden bu sorunu acilen, her yerde ve kesin biçimde kaldırmak üzere harekete geçmeye davet ediyoruz. Zulmün kılıfı olan mevzuat gerekçesini artık hiçbir vesileyle, hiç kimseden duymak istemiyor, sorun nereden kaynaklanıyorsa yetkililerin oraya el atmalarını istiyoruz. Başörtüsü yasağı denilen zalimane dayatmanın, mağdurları olan hanımları ve genç kızları ise hiçbir biçimde bu zorbalığa boyun eğmemeye ve dayatmaya fiilen karşı koymaya çağırıyoruz. Hiçbir yasa, yönetmelik ya da teamül insanları inançlarından ötürü mağdur etmenin gerekçesi olamaz. Yasağa kılıf olarak öne sürülen bu tür gerekçeleri tanımadık, tanımayacağız!

HABERE YORUM KAT