Adalete atılan el bombası

25.11.2009 21:28

Reşat Petek

Pimi çekilmiş el bombasını askerin eline verip dört askerin şehit olmasına neden olan sanık subay 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmış.

Geçen haftanın telekulak tartışmaları arasında kamuoyunda yeterli tepki görmeyen Askeri Mahkeme kararına karşı ölen askerlerden Şehit Piyade Çavuş İbrahim Yaman'ın annesi Nuriye Yaman "Bu kadar ucuz mu imiş askerlerin şehit olması? Biz bunu vatani görevine teslim ettik. Ben verilen cezayı hiç uygun bulmuyorum" diyor. Şehit Piyade Onbaşı İbrahim Öztürk'ün babası Hacı Öztürk ise karardan kesinlikle memnun olmadığını belirterek, "4 tane şehidin olmasına karşılık ömür boyu hapis bekliyordum" derken, Şehit Piyade Er Mesut Bulut'un babası Sinan Bulut da, Ölümler böyle basitse herkes herkesi öldürebilir. Büyük balık küçük balığı yutuyor misali. Biz kendimizi savunamıyoruz. Devlete güvendik. Devlet de bizi savunamayacağına göre bizim devlete güvencimiz azaldı. Kararı temyize göndereceğiz. Sonuna kadar davacı olacağız.. İstediğimiz ceza müebbet hapis. Gereken de buydu zaten. Olaylar göz önünde. Biz inşaatlarda çalışarak yetiştirdik, tırnağı taşa değsin istemedik. Devlete teslim ettik. Devlet de böyle ederse işte devlete güvencimizin nasıl sarsılacağı işte sonradan belli olur" diyerek tepkisini gösteriyor.

Bir mahkeme kararını sadece mağdur tarafın tepkileriyle değerlendiremeyiz elbette. Ancak pimi çekilmiş el bombasını, nöbette uyumanın cezası olarak askerin eline veren ve 45 dakika elinde bomba yardım isteyen, yalvaran yakaran askere kurtuluş yolu göstermeyip üç arkadaşıyla birlikte ölüme gönderen sanık subayın eylemini basit bir kaza gibi gören mahkeme kararının hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Karar hukuka uygun değildir. Vicdanları rahatsız etmiştir. Şehit olan asker yakınlarını isyan ettirmiştir. El bombasının pimini çeken el dört askeri şehit ederken, mahkemenin kararı da adaleti derinden yaralamıştır.

Mahkemenin vereceği hiç bir karar elbette ölenleri geri getirmez ama adil bir karar hem mağdurları hem de kamu vicdanını tatmin ederdi. O zaman yüreği yanan analar babalar, 'adalet yerini buldu bizim yüreğimiz yandı başkalarının yanmasın' diyerek devlete ve adalete duydukları güvenle acılarını hafifletebilirdi. Ama olmadı böylesine vahim bir eylem basit bir trafik kazası gibi taksirle işlenmiş bir suç olarak görüldü. Şehit babasının yukarıya alıntıladığımız açıklamasındaki mesajlar zihinlere yer edip unutulmaması gerekiyor. Birincisi insan öldürmenin bu kadar basit olduğu algısı, ikincisi de devlete güvenin sarsılması sonucu tepkinin nasıl olacağı ve nerelere kadar varabileceğinin sorgulanır hale gelmesi. Yani mağdurların ihkakı hak yolunu düşünür hale gelmeleri.

BİLİNÇLİ TAKSİR DEĞİL OLASI KAST VARDIR

Mahkeme sanık teğmenin eylemini bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak suçu kabul etti. Olayın hukuki tavsifinin aydınlanabilmesi için önce ceza hukukunda yer alan ¨kast¨, ¨olası kast¨ , ¨taksir¨ ve ¨bilinçli taksir¨ kavramlarından ne anlaşıldığını birer cümle açıklamalıyız. Kast, bir suçun bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Kişi gerçekleştirdiği eylem ile kanunda tanımlanan suçun unsurlarının oluşacağının bilincindedir ve eylemini bu bilinçle ve iradesiyle yapar. Olası kast, kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesidir. Kast için bilmek, olası kast için öngörmek söz konusudur. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleşmesidir. Bilinçli taksir ise, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesidir.

Dava konusu olayda sanık bir subaydır. Askeri eğitim almış, suçta kullanılan el bombasının teknik özelliklerini ayrıntılarıyla bilen bir kişidir. Pimi çekilince patlayacağını bilmektedir. Pimin tekrar takılma olasılığının olmadığını, pimi çekilince mutlaka patlayacağını, bombanın mandalını bıraktıktan 3-5 saniye sonra infilak ederek çevresinde belirli bir çap içinde insanları öldüreceğinin bilincindedir. Olay kısa bir zaman diliminde gerçekleşmiş de değildir. Saniyeler veya birkaç dakika değil 45 dakika gibi bir uzun bir süre, bilinçli bir şekilde pimi çekilmiş bomba ile askerin bekletilmesi söz konusudur. Bu arada kurtuluş için asker yalvarmakta ama sanık, infilakı önlemek için hiçbir çaba sarfetmemektedir. Bomba patladığında en azından bombayı elinde tutan askerin öleceğini öngörmektedir ve fiili işlemeye devam etmektedir. Öngördüğü neticeyi istememiş olsa geçen sürede askeri yönlendirip, insanların bulunmadığı bir sahaya bombayı fırlatmasını sağlayarak ölümlere engel olmak sanığın iradesiyle sağlayabileceği bir sonuç olmasına rağmen sanığın bu iradi hareketi yapmaması, öngördüğü ölüm sonucunu istediğini göstermektedir. Eylemde tartışılması gereken taksir veya bilinçli taksir değil, kast veya olası kastdır. Kasten veya olası kast ile dört kişiyi öldürme eylemi gerçekleşmiştir. İster kast ister olası kastın varlığı kabul edilsin sanığa verilmesi gereken ceza müebbet hapistir.

İŞKENCE SUÇUNUN KANUNİ TANIMINDAKİ UNSURLAR GERÇEKLEŞMİŞTİR.

Ayrıca işkence suçunun oluşup oluşmadığı yönünden de olayın değerlendirilmesi gerekir. Türk Ceza Kanunu 94.maddesinde yapılan tanımlamaya göre; ¨insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar¨işkencedir. Olayın bir askeri eğitim sırasında olmadığı, askeri disiplin mevzuatında öngörülen bir disiplin cezası uygulaması sonucu meydana gelmediği, eylemi gerçekleştirenin kamu görevlisi olduğu ve emri altındaki personele karşı uygulanmış olduğu birlikte değerlendirildiğinde eylem yasal tanımıyla işkence suçunu oluşturmaktdır. İşkence sonucu ölümün meydana gelmesinin cezası da 95.madde gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Bombanın patlamasıyla ölen diğer üç asker yönünden ise olası kastla adam öldürmek suçu işlenmiştir.

Söz konusu karar ile askeri mahkemelerin olumsuz siciline bir yenisinin eklendiğini söyleyebiliriz. Bakalım Askeri Yargıtay nasıl karar verecek ?

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim