Adâlet Ölçüsü, İnanç Değerlerinden Kaynaklanmadıkça

29.04.2013 02:42
Adâlet Ölçüsü, İnanç Değerlerinden Kaynaklanmadıkça
100 yıllık bir kavmiyetçilik sapkınlığı, T.C. rejiminin kanını ve ruhunu âdetâ zehirlemiştir. Ve müslüman bildiğimiz nice tipler bile, filan veya falan kavmin üstünlüğünün tartışma konusu olamıyacağını söyleyebilmektedirler.

Adâlet Ölçüsü, Halkın İnanç Değerlerimden Kaynaklanmadıkça..

Selahaddin E. Çakırgil

Yüzlerce yıl öncesinde yaşamış olan ve kimliği hakkında herkesin kendi bakış açısına göre bir değerlendirme yaptığı ve amma hem varlık âlemini temaşâ etmekten meydana gelen bir mestlik ve hem de bilinen necis şarabı içmekten kaynaklanan bir mestliği birlikte yaşadığı kabul edilebilecek olan  Ömer Khayyâm’a aid olduğu öne sürülen küfrâmiz bir rubaîyi sosyal paylaşım sitelerinde paylaştığı için, ’Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılamak’ iddiasıyla ve 10 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezanın ertelenmesi dolayısiyle hükmünün açıklanması geri bırakılan bir müzisyenin bu karara karşı bir üst mahkemeye yaptığı itiraz, İst.- 29. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilip, yargılamanın tekrar yapılmasına karar verilmiş, 26 Nisan günü..

Dışarıdan bakıldığında, bu karar için, hukukî bir süreçte yığınla kararlardan birisi denilebilir ve üzerinde durulmaya gerek olmadığı düşünülebilir.

Ama, bu tabloda durum çok daha farklı.. Çünkü, mahkemenin yargıcı Yaşar Yetiş, üç sahifelik gerekçeli kararında, “İslam dinine mensup bir kişinin, İslam dinine yönelik bir söz nedeniyle suçtan zarar gördüğünü ve davaya katılma hakkının bulunduğunun kabulü halinde, açıkça yargılama yapacak hakimin İslam dinine mensup olması halinde davanın tarafı olacağı ve dolayısıyla yargılamaya bakamayacağı gibi bir sonuç doğacaktır..”  demekte..

*

Bu kararda, özetle, ’İslam dinine mensub bir kişinin, kendi dinine yönelik bir sözden dolayı zarar gördüğünü iddia etmesi halinde, o dâvaya bakan yargıç da, İslam dinine mensub ise, tarafsız olamıyacağından, o dâvâya bakamıyacağı’ dile getiriliyor. İlk planda zâhiren doğru gibi bir mantıkî muhakeme görülüyor. Ama, gerçek de öyle mi?

Konunun bizi asıl ilgilendirmesi gereken tarafı bu tarafıdır, hukukî prosedürler değil.. 

Bir müslümanın yargılanması sırasında, mahkemenin yargıcı da müslüman ise, inanç ortaklığında bulunduğu kişinin tarafını tutabileceği ihtimaliyle, sağlıklı bir yargıda bulunamıyacağının dile getirilmesi yolu açılmaz mı bu durumda?

O zaman da, müslümanların dâvâlı veya dâvâcı olduğu yargılamalarda, yargıçların müslüman olmaması şartını mı getirmeli?

Böyle düşünüldüğünde, müslüman bir kişi yargılanırken, kendi inancından olmayan bir yargıcın kendisi hakkında, kalben kendisine zıd, fikren karşı değerlerle düşünüp karar vereceğini gözönünde bulundurarak, onun yargılama yetkisinin olmaması gerektiğini mi düşünmelidir?

Meselâ, T.C.’de bütün yargıçlar, At. ilke ve devrimlerini hukukun kaynağı kabul eden bir anayasaya göre yargılama yaptıklarından, bu ilke ve devrimlere, resmî ideolojiye aykırı şekilde bakan dâvâlı veya dâvâcılar hakkında, nasıl yargılamada bulunacaklardır, aynı mantığa göre? Hele de, 28 Şubat 1997 zorbalık döneminde, Genelkurmay’da verilen brifinglere koşup, postal öperek nasıl yargılama yapmaları gerektiğini öğrenen ’yüce yargı’ (!?) mensublarının   elindeki bir yargı mekanizmasında..

Dahası, eski m.vekili H. Mezarcı’nın, M. Kemal hakkında, 15-20 sene önce yaptığı değerlendirmeleri hakaret sayıp cezalandırmakla yetinmeyip,  ’Atatürk’e hakareti, kendi babasına hakaret edildiği’ (!?) şeklinde değerlendirerek, her türk’ün de, sanık hakkında tazminat davası açabileceğine karar veren bir mahkemenin kararının, Temyiz / Yargıtay tarafından da teyiden hükme bağlandığı bir yargı acaibliğinin olduğu bir ülkede..

Bu hüküm henüz de dururken, yukardaki kararı veren mahkemenin yargıcı, nasıl bir hükme varabilir dersiniz?

*

Yanlıştan doğruya yöneleni engellememek gerekmez mi?

22 Nisan akşamı, bir tv. proğramında konuşan BDP m.vekili Altan Tan’ın sözlerinin tamamını dinlemek -okumak imkanı bulamadım. Daha sonra da‚ ’Ülke tv.’de bir proğrama katılmış ki, onu da izlemek imkanı bulamadım. Ama, söylediklerinin genel çizgisini medyaya yansıyabildiği kadarıyla takib ettim.

Yazının Devamı…

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim