1. YAZARLAR

  2. Mahmut Osmanoğlu

  3. Adalet adına adaleti çiğnemek
Mahmut Osmanoğlu

Mahmut Osmanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet adına adaleti çiğnemek

A+A-

Geçtiğimiz hafta biri Amerika'da ve diğeri İsrail'de adalet adına iki cinayet işlendi. Biri biraz daha geniş, küresel çevreye hitap ederken diğeri bireysel ama "büyük bir davayı" ilgilendiriyordu. Amerika, anlaşılan, Oğul Bush'un dünyayı da iki safa bölüp bahaneleri yalan çıkan küresel savaşının kirli ve karanlık boyutunun üzerine sünger çekmeyi bir vazife haline getirdi. Yani Obama'nın vaatleri boş çıktı. O da dümen suyuna uydu.

Amerikalı Başsavcı Eric H. Holder Jr. bir kaç gün önce yaptığı açıklamada Amerikalıların gözaltında iken ölen biri Afganistanlı (Gül Rahman) ve diğeri Iraklı (Manadel al – Jamali) iki mahkum ile ilgili kimsenin kovuşturmaya tabi tutulmayacağını ilan etti.(*)

Böylece, Başsavcı CIA tarafından icra edilen vahşi sorgulamalara cezai kovuşturma açmak için son ihtimali de ortadan kaldırdı. Yani bu konuda belki de bir buzdağının sadece tepesini oluşturan ve sadece içeriden bazılarının itirafları ile gün yüzüne çıkan kirli faaliyetlerin üstü şimdilik kapatılmış oldu. Belki de bu münferit gibi gözüken ağır işkence ve işkenceyle ölüme sebebiyet verme hadiselerini CIA'in bir gelenek haline getirdiğinin ve 11 Eylül sonrasında bir devlet politikası haline getirilerek suçlu, masum herkese uygulandığının tüm dünyada anlaşılmasının önü kesilmek istendi.

Böylece, işkenceciler korundu ve dahası ileriye doğru bu tür insan hakları ihlalleri yapacaklara bir yerde devlet ve yargı desteği olduğu yolunda yeşil ışık yakıldı.

ABD'li Başsavcı konunun kapandığını ilan ederken delil yetersizliğinin buna yol açtığını öne sürüyor. (**)

Başsavcı açıklamasında "istihbarat çalışanlarını" yaptıkları fedakârlıklardan dolayı övmeyi de ihmal etmiyor ve tüm pisliklerin üzerini örttükten sonra "suç soruşturmasının sona erdirilmesinin mahkûmlara kötü davranan ve ölümlerine sebep olanların ahlaki olarak aklanmaları şeklinde algılanmamasını" isteyerek tüm dünyayı aptal yerine koymaya da çalışıyor.

Demek ki Amerikan adalet/sizliğ/i böyle işliyor.

Adaletin ezildiği bir diğer ülke ise buldozerle insan ezmenin mahkeme kararı ile yasal hale geldiği İsrail oldu. Amerikalı bir barış eylemcisi olan Rachel Corrie 16 Mart 2003'de Gazze'de Filistinlilerin evlerinin İsrail buldozerleri tarafından yıkılmasını engellemeye çalışırken bir İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürüldü.

İsrail ordu ve polisi yaptıkları soruşturmayla, aynen Amerikalı başsavcının işkenceci CIA'yi aklaması gibi, İsrail ordusuna ait buldozerin sürücüsünü akladı ve meselenin üzerini kapattı.

Rachel Corrie'nin ailesi 2010 yılında İsrail Savunma Bakanlığı ve İsrail Ordusu aleyhine bir kamu davası açtı. Sanıyorum ki davanın nasıl sonuçlandığını tahmin ediyorsunuzdur: Hayfa mahkemesi 29 Ağustos tarihli kararında Rachel Corrie'yi suçlu buldu! (***)

Hayfa mahkemesi hâkimi Oded Gershon kararında bir İsrail Ordusu buldozerinin de karıştığı hadisede Rachel Corrie'nin öldürülmesini, tehlikeli durumu savuşturabilirdi savıyla "savaş faaliyetleri" istisnası maddesine başvurarak karara bağladı: Buldozer sürücüsü, aynen CIA casuslarının işkence yapa yapa insanları öldürdükleri halde aklandıkları gibi, kasıt ya da ihmalle insan öldürmekten aklandı.

İsrailli hâkim asıl suçlu olarak Rachel Corrie'yi ilan etti. Böylece İsrail ordusu buldozerinin ezerek canını aldığı Rachel'i bir de İsrail yargısı ezdi.

Dünyaya güya demokrasi ve adalet getirme iddiasındaki ABD ve onun Ortadoğu'daki şımarık müttefiki İsrail'in adalet anlayışları ile ilgili iki çarpıcı örnek verdim. Eğer bu ABD ve İsrail'de alınan kararlar adalet ise adaletsizlik ve zulmü acaba hangi kavramlarla tanımlamalı ve nerde aramalı?

(*)http://www.nytimes.com/2012/08/31/us/holder-rules-out-prosecutions-in-cia-interrogations.html?_r=1&pagewanted=all

(**)http://www.justice.gov/opa/pr/2012/August/12-ag-1067.html

(***)http://www.jpost.com/NationalNews/Article.aspx?id=282862

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT