Açları kaç kez düşünüyorsunuz?

12.05.2009 14:56

Mine Alpay Gün

Hiç aklınızdan geçti mi, size birkaç metre ötede aç bir insanın yaşadığı.

Öyle hayallere sığınmadan.

Afrika rüyaları görmeden.

Yanıbaşınız da.

Birkaç komşu ötede.

Önceki gün gazetelere yansıdı.

İkiz bebeklerini besleyemeyen anneden belki de mahallesindekilerin de haberi olmadı.

İşsiz kocasından.

Genç anne sokağa çıkıp, birkaç kişiden utanarak "bebeğim için" deyip para istedi.

Kimileri onu tersledi.

O yol kavşaklarında dilenen çete üyelerinden sanıp, yüzüne tiksinerek bakanlar oldu.

Gerçek yoksul olduğunu konduramadılar.

Sonunda biri yirmi lira verdi.

Sevinçle bakkaldan süt alıp bebeklerine koştu.

Ne yazık ki ikisi de açlıktan ölmüşlerdi.

Açlık insanlığın utancı.

Bu bebeklerin utancını hepimiz yaşamalıydık.

Ya da mahallesinde aç insanların varlığını bile bile görmezden gelenler, bunun vebaline hazırlar mı acaba.

O büyük sınavın soruları arasında bu umursamazlığın hesabının da sorulmayacağını mı sanmaktalar.

"Kendi kazancım, kime ne" denilebilecek büyük bencillikleri istemeyen evrensel insanlık dininin doğasına aykırı düşüleceğini.

Parasını insanlardan kaçıran, açların cellâdını Hollywood madamı Michelle Braun, anlatmakta: "Hakan Uzan beni Türkiye'ye çağırdı ve hafta sonu otelde bir harem kurmamı istedi. Özellikle porno yıldızları ve playboy kızlarına meraklı idi. Uzan, eskort kızlar için bir yılda 3 milyon dolar harcadı."

Üç milyon dolara kaç aç doyardı.

Kaç işsize iş olurdu.

Kaç çocuğa pabuç.

23 Nisan törenlerinde Van'da; düşük çorabı ve yarısı yırtık sarı çizmeleri ile dans eden çocuğun, memleketi yasa boğması gerekirdi.

Ya da süt alamadığı için bebeklerini kaybeden anne hepimizin başını eğdirmeli idi.

Siz Uzan'ı boş verin.

Kendinize bakın.

Varsa sokağınızda, mahallenizde bir garip.

Onun için neler yapıyorsunuz.

Maaşı olmayan, yalnız yaşayan, çocuklarının bakmadığı yaşlı bir adamın pazaryerinden geçerken alamadığı meyvelere bakarken, siz hâlâ çilek yiyebiliyor musunuz?

Eşinden ayrılmış, sosyal güvencesi olmayan kadının ne zorluklar çektiğini düşünemeyip, hâlâ pahalı markalara yönelebiliyor musunuz?

Hatta emeklilerin bile açlık sınırında yaşadığı bir ülkede, marketten çıkarken elinizdeki poşetleri sallayarak evinize götürmekten ar duyabiliyor musunuz?

Okula giden çocukların yüreğinizle fotoğrafını çekip, kahvaltılığı olmadığını hissedebiliyor musunuz?

Çoğu babanın evine gelirken serçe kuşlar gibi ekmek parasını bile kuruş kuruş denkleştiremediğinin farkında mısınız?

Yoksa ülkesindeki aç insanlara karşın tıpkı Afgan lider Karzai gibi, yine şık giyinme telaşı ile geldiğiniz üst makamdakinin eşi olarak, modayı ben bilirin edaları ile bir çul çaput yarışını yegâne hedefiniz olarak görmeye devam mı diyorsunuz.

Ben de hiç masum sayılmam.

Bir garibin yalnız yaşadığı evinde aç açına can vermesinin vebalinin benden sorulacağını bilerek, o kadar çok korkmaktayım ki.

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim