Açılımı daha da zaruri kılan öfke

15.12.2009 23:00

Mustafa Karaalioğlu

Demokratik açılım veya aktüel tarifiyle Kürt meselesinde çözüm arayışı zor ve meşakkatli bir süreçtir. Yaşadıklarımız da zaten bunu gösteriyor. İçinde kan ve derin kültürel çatışmaların olduğu tarihsel bir problemin kapağı açıldığında problemlerle karşılaşmak da kaçınılmazdır.

Çözüme ayak direyenler, yıllardır çözümsüzlük halinden rant sağlayanlar ve bu grupların dışında olmakla birlikte açılımda başarısızlığın hükümeti tökezleteceği varsayımına yatırım yapanlar elbirliğiyle süreci engellemeye devam edeceklerdir. Sürecin tabiatı gereği meşakkatli olması normaldir ama ülkede iktidar dışındaki bütün ana siyasi ve bürokratik kurumların “hepsinin birden” açılıma karşı pozisyon takınması normal değildir. Görünürde çözüm istemek ama satır aralarında açılıma engel olmayı vazife bilmek ise hiç ama hiç normal olamaz.

Neden normal değil?

Çünkü, açılım dediğiniz şey temelde zaten ülkede Kürtlere karşı mesafeli duran, düşmanlık yapan veya ülkenin güneydoğusundan bir bahaneyle hazzetmeyenlerin makul, mantıklı ve eşitlikçi bir çizgiye gelebilmesidir.

Açılım sadece, hükümetin çıkaracağı yasalarla anayasa değişiklikleriyle sağlanacak değildir. Kardeşliği içselleştiren sahici bir duygudan, gerçek bir kabullenmeden ve zihinleri düşmanlıktan arındırmaktan söz ediyoruz.

Hükümet açılım dediği gün; muhalefet partileri de “evet” diyebilse ve AK Parti’ye itirazlarını daha azına değil daha çoğuna doğru geliştirebilselerdi Türkiye bugün “hiçbir şey yapmadan” yolun yarısını aşmış olacaktı. Bambaşka bir atmosfer yaşanacak ve rekabet sahte bir vatanperverlik gösterisinden değil daha iyi bir demokrasi üzerinden yaşanacaktı.

Çünkü, bizatihi CHP’nin demokratik açılıma razı olması da açılımın unsurlarından birisidir. İktidar partisi, demokratik adımlardan söz ettikçe; arkadan Kürtlere tehditkar tavırlarla parmak sallayan bir ana muhalefet partisi varken gerçek bir açılımdan söz etmek kolay olmayacaktır.

Yani, öyle bir süreçten söz ediyoruz ki hem yüzyıllardır bilinçleri Kürt düşmanlığıyla şartlanmış geniş kitleler; hem asker-sivil bürokrasi, hem PKK, hem legal Kürt siyaseti, hem bilinçaltlarındaki Türk düşmanlığının esiri olmuş Kürtler ve hem de CHP’nin ikna edilmesi gerekmektedir.

Bu noktada, Anayasa Mahkemesi’nin DTP hakkında aldığı kapatma kararı ikna sürecini zora sokmuş ve iktidar partisini daha da yalnızlaştırmıştır.

Bir de sokak tablosu var...

Daha ilk günden itibaren açılımı bir “ihanet projesi”, Kürtleri de bir “ihanet nesnesi” olarak gösteren merkez siyasetteki CHP-MHP dili de sokaktaki destek kıtalarını üretmeye başlamıştır. Ve tabi bu dilin gergin ifadelerini tenis oynar gibi karşılıklı alıp veren PKK’nın izdüşümü siyasetin de cömert katkılarıyla...

Birbirini üreten, birbirini besleyen, birbirini meşrulaştıran bir savaş dili de açılımı kuşatmaya başlamıştır. Tabiatı gereği zaten zor olan bir sorun, karşıtlarının enerjik çabalarıyla daha da zorlaştırılmaktadır.

PKK’nın tam da DTP davasında final oturumları başladığı sırada Öcalan’ın cezaevi konforunu bahane göstererek yaptığı tamamen provokatif eylem de sürece yönelik ölümcül bir atış olmuştur. Açılımda finale yaklaşıldıkça da PKK’dan böyle atışlar gelebilir.

Hasılı, herkes bir başka bahaneyle ama muhakkak açılımı önlemeye matuf bir kararlılıkla saf tutmuştur. Üstelik, yarattıkları gerilimi açılıma mal eden bir saflaşma... Siyasal orijinleri birbirinden tamamen farklı ve zıt olan açılım karşıtlarının sahte bir gerilim kaygısı taşımaları dikkat çekicidir.

Tabloyu umutsuz bulanlara her şeyin başlangıçta da zaten aynı olduğunu hatırlatalım.

Açılım da işte bu sebepten kaçınılmazdır. Kürt meselesinin halli şarttır, içinde Kürtlerin de bulunduğu gerilim ittifakına rağmen zaruridir. İster Ankara’da ister sokakta olsun, öfke arttıkça açılıma olan ihtiyaç daha artmaktadır. Türkiye, yıllar sonra yakaladığı çözüm fırsatını bu basit oyun planına feda etmemelidir.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim