1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Açılım treni yola çıktı
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Açılım treni yola çıktı

A+A-

Demokratik açılımın kapağı aralandı. İşte somut adımlardan birkaçı: Ayrımcılıkla mücadele için komisyon kurulacak, siyasiler kendi dil ve lehçelerinde seçim propagandası yapabilecek, yerleşim birimleri eski isimlerine kavuşacak...

Listeyi daha da uzatmak mümkün.

Meclis'teki genel görüşme, ayrıntılı yol haritası bekleyenleri tam tatmin etmemiş olabilir. Haksız da sayılmazlar. Çünkü beklenti çıtası çok yüksek tutuldu. Bu, hataydı. Başbakan Erdoğan'ın yapacağı konuşmaya olağanüstü anlam yüklendi.

Kamuoyunda 'Başbakan o gün her şeyi açıklayacak' havası oluşturuldu. Hatta iş 'Erdoğan konuşacak, sorun bitecek' noktasına kadar geldi. Başbakan'dan 'kapsamlı eylem planı' bekleyenlerin umduğunu bulamadığı doğru... Burada yanlış olan, beklentinin fazla abartılmasıydı.

Bu, bir süreç... Bazı şeyler konuşulacak, bazı şeylerse hiç konuşulmadan yapılacak. Hatta konunun özelliği gereği azı konuşularak, çoğu susularak yaşanacak bir süreç bu. Ama toplum sonuçlarını görecek.

Demokratik açılımın TBMM'de konuşulması başlı başına önemli bir gelişme. İktidarıyla muhalefetiyle kürsüye çıkan ne düşünüyorsa söyledi. Geçmişte bu mümkün müydü? Hayır. Önceki gün konuşulanların çok azı bile 8-10 yıl önce söylenseydi kavga çıkarırdı.

Koordinatör Bakan Atalay, yeni ve somut bilgiler eşliğinde açılım sürecini anlattı. Başbakan Erdoğan, bir yandan eleştirilere cevap verdi bir yandan da demokratik açılımın oturduğu siyasi zemini ortaya koydu. Doğrusu muhalefetin AK Parti'ye dönük ithamları ağırdı.

Açılımı 'ihanet projesi' diye niteleyen MHP lideri Devlet Bahçeli, oldukça sert konuştu. Erdoğan, kendisine ve partisine dönük hiçbir ithamı cevapsız bırakmadı. Gerilimli havaya rağmen Genel Kurul salonunun ön görüşmelere oranla daha sakin olduğu söylenebilir.

Belli ki parti yönetimleri, milletvekillerini taşkınlık yapmamaları konusunda uyarmış. Laf atmalar, sataşmalar oldu ancak tepkiler olağan sınırlar içinde kaldı. Bu kez hakaret, küfür ve pankart yoktu. Bunda çirkin görüntülerin kamuoyunda tepkiyle karşılaşmasının rolü oldu.

Başbakan, konuşmasının sonlarına doğru MHP sıralarına dönerek 'Şehitler gelsin de biraz daha çok bağıralım diye bekleyenler var' deyince CHP'liler grup halinde Meclis'i terk etti. Daha önceden kararlaştırdıkları izlenimi veren bu protestonun zamanlaması herkesi şaşırttı. Oysa Erdoğan'ın doğrudan CHP'lileri hedef alan sert çıkışları da oldu. Onları sessizlikle geçiştiren CHP, protestosunu Başbakan'ın konuşması biterken sahneye koydu.

Genel Kurul salonu salı gününe göre sakindi ama tribünler hareketliydi. AK Parti grubu adına Ömer Çelik kürsüye çıktığı sırada birbiri ardına iki eylem yaşandı. Daha sonra her iki eylemde rol alanların CHP milletvekili Canan Arıtman tarafından izleyici locasına yerleştirildikleri anlaşıldı. CHP, bir türlü provokatif eylemden vazgeçemiyor.

Genel Kurul salonu veya izleyici locaları fark etmiyor, baksanız ya bütün fırsatları değerlendiriyor. Dün belki ama bugün boykot, protesto ve pankart siyaset mekanlarının eylem biçimi olamaz. Tavrını sözle ortaya koymanın imkanı varken eyleme yönelmesi CHP'nin eski alışkanlıklarından vazgeçemediğini gösteriyor.

Anlaşılan o ki; CHP, ön görüşmede yaşanan Dersim skandalının ağır baskısı altında. Tunceli ayakta, Aleviler isyan halinde; '2009 Türkiye'sinde nasıl böyle bir konuşma yapılabilir?' diye. Haksız değiller. CHP'nin öteden beri doğal müttefiki olan kesimlerle de başı ağrıyor.

Başbakan Erdoğan, genel görüşme için 'bugün bir milat' dedi, ardından demokrasiye vurgu yaptı; 'Demokrasi korkuların pazarı değil, tam tersine panzehiridir'.

Demokratik açılım treni nihai hedefe ulaşmak üzere yola çıktı. Rota belli. Varılacak nokta belli. Eğer yoldan çıkmaz, olağan güzergahında ilerlerse 'Kanın durduğu, anaların ağlamadığı bir Türkiye' hayalden gerçeğe dönüşür. Umut da, risk de büyük. Çünkü süreci destekleyen de var, sabote etmek isteyen de...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT