1. YAZARLAR

  2. Taha Akyol

  3. ‘Açılım’ ihanet mi?
Taha Akyol

Taha Akyol

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Açılım’ ihanet mi?

A+A-

ESKİDEN az sayıda Kürt okumuşunun savunduğu Kürt kimliğine bugün milyonlarca Kürt vatandaşımız sahip çıkıyor. Çünkü gelişen ekonomi ve eğitim sayesinde eski dar aşiret kalıpları dağıldı, aşiret kimliklerinin yerini Kürt kimliği alıyor.
PKK ve DTP bu sosyolojik olgunun ürünüdür.
Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ’un “Dağa çıkmalar otuz yıldır durdurulamadı” diye ifade ettiği ‘eylemli’ sorun da temeldeki bu olgunun türevidir.
CHP ve MHP dahil herkesin kafa yorması gereken hayati soru şudur: Kürt kimliğini sahiplenen milyonlarca vatandaşımızda Türkiye’ye bağlılık duygusu nasıl gelişebilir?
Cevabı ararken bugünkü yazımda iki referansım var: Bu işi Milli Mücadele’de nasıl başarmıştık? Bugün modern demokrasilerde nasıl yapılıyor bu iş?

22 Ekim 1919...
Amasya’da Kuvay-ı Milliye adına Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey... İstanbul adına vatansever Bahriye Nazırı Salih Paşa ve Sultan’ın Yaveri Alb. Naci Bey “Amasya Protokolleri”ni kaleme alıyorlar.
2 numaralı protokolde, Kürtlerin “camia-i Osmaniye’den ayrılmalarının imkânsızlığı” vurgulanıyor, yabancıların, “görünüşte istiklal” vaadiyle Kürtleri çekmek için propaganda yaptığı belirtiliyor ve deniliyor ki:
“Kürtlerin serbestçe gelişmesini temin edecek vech ve surette ırki ve içtimai hukuk bakımından müsaadelere mazhar olmaları da benimsenmiştir...”
Metnin devamında, yabancı propagandaların önüne geçmek için, “bu hususun şimdiden Kürtlerce bilinmesi”nin uygun olduğu belirtiliyor.
Mustafa Kemal Paşa’nın Meclis konuşmalarında, Kürt şeyh ve beylerine yazdığı mektuplarda da benzer ifadeler vardır. Milli Mücadele’de Kürtlerin desteğinin sağlanmasındaki faktörlerden biri bu yaklaşımdır.
Gerçekten, etnik bir halkın yaşamakta olduğu ülkeden memnun olması, bağlılık duygusunu geliştiriyor.
Modern demokrasiler de bu tür açılımlarla etnik milliyetçi hareketleri sakinleştiriyorlar, terörün tabanını daraltıyorlar.
Dahası, bu alandaki hak ve özgürlükler çağımızda hem evrensel hukuk kuralı, hem devletlerin en önemli politikalarından biri haline gelmiştir.

Neden açılım?
Böyle bir çağda, etnik kimlikleri şiddetle bastırmak, çağın vicdanının kabul edemeyeceği derecede yasaklar koymak iki sonuç doğuruyor:
- Tepkisel olarak etnik milliyetçilik güçleniyor, radikalleşiyor. Celal Bayar daha 1934’teki raporunda bunun uyarısını yapmıştı! PKK’yı semirten 12 Eylül işkenceleri değil miydi?!
- Çağın vicdanının kabul edemeyeceği yasaklar etnik milliyetçi terör hareketlerinin uluslararası camiada ‘özgürlük savaşı’ gibi görülmesine de yol açıyor. Demokratikleşme ise devletin terörle ve etnik aşırılıkla mücadelesinin meşruluğunu güçlendiriyor.
Avrupa Franco döneminde ETA’yı destekliyordu, bugün ETA’nın partisinin kapatılmasını bile destekliyor!
1980’lerde “PKK’ya karşı kullanamazsınız” diye Türkiye’ye zırhlı araç ambargosu konulmuştu! On yıldan beri ise Türkiye’nin terörle mücadelesi destek görüyor.
Onun için “açılım” ihanet değildir; iyi yürütülebilirse Kürt kimliği konusunda duyarlı olan vatandaşlarımızı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından duygusal olarak da memnun hale getirebilir. Türkiye’nin bu asırlık, derin ve zor sorununu çözüm yoluna koyabilir.
Peki ama nasıl bir açılım? Yarın devam edeceğim.

MİLLİYET

YAZIYA YORUM KAT