Açık mektup’un aralığından

18.09.2012 16:22

Melih Altınok

 

Türkiye İşçi Partisi, eksiklerine, hatalarına rağmen Türkiye sosyalist hareketinin en saygıdeğer deneyimidir.

TİP’in Kürt sorununu dönemine göre en akılcı noktadan ele alması ve sistemin de bu yaklaşımı tehdit olarak algılaması partinin kapatılmasında etkili oldu. Ancak açıkken de bugün Kürt sorununu “politik karşı şiddet” noktasında tutmaya çalışan “solcularca” az zorlanmadı. Üstelik de milliyetçi ve ulusalcı, sekter bir noktadan.

Hülasa, bugün Kürt gençlerinin canını savaşa pazarlayan bu “solcu” zevat o günlerde de, ordunun “ilerici” unsurlarıyla “darbe ittifakı” yapıp, Mihri Belli’nin sosyalizm’in ön koşulu saydığı milliyetçikle TİP’in Kürt aydınlarını sıkıştırıyordu.

Doğu mitingleri ve program tartışmalarıyla Kürt sorunu konusunda enternasyonalist bir tavır takınan TİP’in binalarını, kongrelerini basıyorlardı. Bazen bu şiddet, memleketin sol mirasına katkı yapmış o değerli, yaşlı başlı insanların tokatlanmasına kadar varıyordu.

Bu arkadaşların, o günlerde Kürt sorununun partinin öncelikleri arsında yer almasını talep eden TİP’li Kürt aydınlara verdikleri yanıt sanırım mevzuu özetler:

“Biz Türkler henüz uluslaşmamızı tamamlayamadık, Kürtlere ne oluyor?”

Aslında bugün de farklı bir noktada değiller. Bir yandan utangaç ulusalcılıklarını Nuh-u nebiden kalma antiemperyalizm teorileriyle maskeleyip Esed faşizmine direnen devrimcileri tel’in ediyorlar. Öte yandan da PKK’yi, emperyalizmin yerli işbirlikçisi saydıkları AK Parti’yi devirmek için kışkırtıyorlar.

Sağdan da baksan bu soldan da...

Elbette bu ağabeyleri, ablaları eleştirmek için ta 70’lere gitmeye gerek yok. Ne var ki Kürtlerin temsilcisiyiz diyenlerin bu zat-ı muhteremlerle ve onların perspektifiyle “muhabbetleri” ister istemez tarihi de hatırlatıyor insana.

Son vesile ise, yazarlarına hakaretler döşediği, hatta partice boykot uyguladıkları Kürt halkının gerçek dostu Taraf’a yine tam sayfa “açık mektup” gönderen Aysel Tuğluk oldu.

Yazısındaki “hükümetin entegre devlet stratejisi” gibi tanımlamalarının ne demek olduğunu, hangi literatüre atıfta bulunduğunu sorgulamayacağım elbette.

“Size yazmışken cemaat meselesine değinmemek olmaz” şeklindeki cümlesinin sonuna koyduğu “anlayana” tadındaki ünlemlerinin basitliği, okuyanı bile yazan adına utandırıyorken, akıldan, vicdan da bahsetmeyeceğim.

Zaten Yıldıray Oğur, filmlerinin jeneriğine “Godard’ın anısına” yazarak senaryoyu kotaracaklarını sanan amatörler misali, Spinoza zorlamalı bu yazıya fazla gelen bir cevap da verdi.

Ne var ki tarihin bu garip cilvesi gözüne batıyor insanın. Çünkü “açık mektup” göndermelerinin altında 40 yıl sonra yeniden cilalanan “solculuk oyunu” sırıtıyor yine.

Evet, açık mektup jargonunun Mahir Çayan’ın meşhur “aydınlık sosyalist dergiye açık mektup” tınısını, yazının içeriğinin yanı sıra yinelemelerinden açıkça “çaxtığımız” Aysel Hanım ve partisi nicedir bu yoldalar. 70’lerin fokoculuğunu bugün egemen Kürt siyasal hareketi için tepe tepe kullanıyorlar.

İşe de yarıyor hani. Sosyal medyada o “açık mektupların” ucunu daha düne kadar bize “pekeke” dedik diye “mesafeli” duran, “Ay terörist midir nedir” diye söylenen kentli, okumuş, beyaz Türkler yakıyor; görüyoruz. Ama bereket, Kürtler bu “70’s MDD’cliği” nostaljisini yemiyor.

Çünkü, sekiz polis PKK saldırısında henüz yaşamını yitirmişken “savaşçı” Başbakan Erdoğan’ın çıkıp “PKK silah bırakırsa operasyon yapmayız” dediğini de duyuyorlar, “barışçı” Aysel Hanım’ın muhtelif “Kürtler kararını verdi, çok kötü şeyler olacak” kışkırtmalarını da.

O sıkça atıfta bulunulan 29 Kürt isyanının, Osmanlı dönemindekiler hariç, tamamın Mustafa Kemal sağken çıktığı da hepimizin malumu.

Dolayısıyla, bugün BDP’nin bitişik nizam yürüdüğü CHP’nin ve kazıyınca altından Kemalizm çıkan Türk solunun dostları olmadığını çok iyi biliyor Kürt halkı ve demokratlar.

Kaldı ki Tuğluk ve BDP bizlerin de Kürtlerin de hafızasını fazlasıyla küçümsüyor.

Zira o Kürtler bizlerin Cumhuriyet mitingleri zamanı “farkındayız tehlikelisiniz” başlıkları yazılarımızdaki “TİT’çisinden MİT’çisine, Kerinçeğinden Perinçsizine tüm Kuvvacılar, omuz omuza verip sanal bir tehlikeye karşı kurşun dökecek Ankara sokaklarında”cümlelerini de hatırlıyorlar. (12 Nisan 2007 / BirGün) Aynı günlerde Barzani yönetiminden “Kuzey Irak’taki oluşum” diye bahsedecek kadar “Kürdi” Tuğluk’un, Radikal’de yazdığı şu satırlarını da:

“Türk halkı tekrar Sevr tehlikesine benzer bir durumla karşı karşıyadır.”

Evet, Aysel Hanım’ın, Cumhuriyet mitingleri zamanı Misak-ı Milli sınırlarını, AK Parti’ye karşı kurulacak ittifak için Türk ve Kürt halklarının “ulusalkucaklaşmazone”u ilan ettiği yazıların mürekkebi henüz kurumadı. “Kemalist aydınlara düşen görevleri” sıralamayı ihmal etmemesi de hafızlarımız da dip diri.

Yo yo yaptıkları Kürt milliyetçiliği değil, açık mektup yalınlığında konuşalım. Bu düpedüz, arkaik Türk solculuğuna ricat.

Kabul ediyorum, Kürt partisi olmadığınız konusunda haklısınız, hatta “BDP Türkiye partisidir” derken de. Üstüne bir de ben koyayım, en az CHP kadar Türkiyelisiniz.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim