Açık Hedef Tam İsabet Başörtüsü

04.09.2009 23:49

Mustafa Atav

m.atav@hotmail.com

Başörtüsü, tesettürün mütemmim cüzü, öyle diyorlardı bazıları. Daha da ilerisi onun için ucu açık bir şekilde “füruattandır” hükmü irad edilmişti bir vakitler.

Tesettür ise, erkek, kadın fark etmez örtülmesi gereken yerlerin, yani avret mahallinin setredilmesinin karşılığıdır, sözlüklerde böyle yazıyor…

Yani zarf, yani zahir… Nüanslara takılmayalım, yorar bizi (!)…

Tesettürün ne’liği, biçimi, sınırı söz konusu olunca kadın da, erkek de sorumlu kendi ölçeklerince. Ayrıntıya girersek, İslam fıkhında kadının bütün bedeni avret kabul ediliyor, erkekler ise Allah için daha şanslı(!). Kadın/kızlar her fırsatta öyle diyorlar da o yüzden.

Erkekte göbek ve diz arası minimum sınır; kadında ise görünen yerler, görülmesi kaçınılmaz alanlar, yani yüz, el ve ayaklar maksimum sınır.

 

Şimdi…

Kadın/kız, Mü’mine/Müslüman ve inancını olanca gerçekliğiyle mütemmim cüzünü ihmal etmeden dışa vurmuş, yani adamakıllı tesettürlü…

Görüntü/şekil/zarf yer yer renkli, albenili olsa da sistem müdafilerine göre mazrufu itibariyle karanlık(!). Niyet okuyucuların dediğine bakılırsa geçmişin, gericiliğin izlerini resmediyor adeta, daha da ötesi  “Bırrr, Din” kaynaklı… Laiklerin, Kemalistlerin, dinsiz densizlerin kendilerini üşüten, titreten bir görüntüye tahammülleri olabilir mi? Bu sebeple, mübarek(!)demokrasimize rağmen laikliğimizin de yüzü suyu hürmetine genç kızlarımızın ilköğretimden itibaren öğrenim hakları ellerinden alın-dı-mış! Bir de bu şekilde çalışmak isteyenlerin çalışma hakkı!

Kadın/kız kısmında şekil ele veriyor, açık hedef tam isabet durumu yani…

 

Tabii ki bu hedefi vurmak kolay, çünkü şekline, şemailine, markasına, modasına varıncaya kadar her şey ortada(!).

Açıkçası muhalefete göre ”Sizi gidi baldırı çıplaklar! En iyi Müslüman benim! Bu şekilde imanınızı kemale erdirdiğinizi mi sanıyorsunuz? Savulun, fevç fevç geliyoruz; sisteminizi, menfaat ağınızı, zulüm mekanizmanızı çökertip onun yerine adaleti, hakkı yeniden inşa edeceğiz!” diyenler tesettürü ve onu tamamlayan başörtüsü ile biz buradayız demekte, bıraktık mazrufu zarfıyla adeta meydan okumaktadırlar.

Öyle ya, her şeyi ortada olanların, cesurca meydan okuyanların ortadan kaldırılması, değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen kanunlar da ortada iken niye kolay olmasın ki?

Ne yaparsınız, Takdir-i ilahi bu; var olanın da ötesinde aleyhte kanunlar çıkarılsa da, fiili müdahaleye varana kadar işi azıtsalar da kadınlar örtünecek, yok başka çaresi! Bel’am kılıklı birileri hamr,hımar,humur derken işin hamurunu çıkarsalar da böyle...

 

Peki ya erkekler?

Onların zarfı da, zahiri de müsait.(!), tesettür sınırları belli, özgür mü özgürler…

Bir tanesi yazmış, yıllar önce okumuştum:

“İzmir kordon boyu, sıcak almış başını gidiyor. Kadınlar/kızlar ve erkekler sereserpe yayılmışlar ortalık yerlere… Ama bir çift var ki, sormayın gitsin. Kadın adamakıllı örtülü, kucağında çocuk… Erkekse, kendisine verilen minimum örtü hakkıyla hemen onun yanında. Biri sıcağın etkisini azaltmak için açıldıkça açılmış, diğeri ise kapandıkça kapanmış.”diye. Kendince ilahi adaleti, eşitliği, özgürlüğü ve var olan pratiği sorgulamış: ama hakkını teslim edelim(!), kadın olanca inancı ve azmiyle,(yazarın ifadesi ile) karalara bürünmüş, erkekse yaka/bağır/göbek açık, bermuda pantolonla dolaşıyor… Bu görüntüyü Kur’an’ın özünden ve sahih gelenekten bihaber olanlar, inanmayanlar sizce nasıl yorumlar?

 

Bu yazılanları “bizden” birileri de yeniden ve zımnen ele alıp işliyor artık…

Onların demeye çalıştıkları özetle şu: Erkekler daha bir özgür, erkekler daha bir sorunsuz ve erkekler daha bir sorumsuz(!).

Empati kuralım mümkünse, o cepheden bakınca haklılar.

 

Nasıl mı?

 

           1- Yaz/deniz mevsimi sahillere bir bakın. Bir tarafta haşemalı erkekler, diğer tarafta bikinili, mayolu kadın/kızlar. Yine bir tarafta son moda haşemalı kadın/kızlar, diğer tarafta da örtülmesi gereken yerlerini minimum düzeyde şöylesine örtüvermiş erkekler!

Ama bazıları da var ki onların giydiği şortlar bizim haşemayı sollar. Sanırsınız ki ”bizden” birileri. Ama kadın/kız kısmına gelince, uzaylı giysileriyle açık hedef moduyla “Hey biz buradayız!” diyorlar adeta.

Anlayacağınız plaj/sahillerde ortalık pek şenliklidir yani(!).

Gözlerin haramdan korunması mı?

Boş geçin siz onu, kalbe bakın…

Hem baldırı çıplaklar sadece oralarda mı var?

 

           2- İşyeri sahibi, patron, sermaye İslamî… Çalıştırdığı sekreter, tezgâhtar yani personel ise gayr-i tesettürlü, alımlı ve makyajlı ve birçoğu evlenme çağında, hem de işlerini(!) iyi biliyorlar. Ünlem işaretine kimse takılmaz umarım.

Okuyamamış, okulundan ve işinden atılmış tesettürlü kızlar mı, onlar uslu uslu evlerinde otursunlar, nasiplerini beklesinler(!).Bizim reçel yapmayı bilen annelere de ihtiyacımız var(!).

Çalışmak neyine onların(?).Hem zaten, ya görüntü kirliliğine sebep oluyorlar ya da işi(!) bilmiyorlar.

İş yerinde, çarşıda, pazarda, plajda yani şurada burada biz erkekler kadınlara göre daha bir muhkemiz canım! Dışarıdan gelecek vıcıklanmalara karşı koruma kalkanımız var. Öyle ya, elhamdülillah takva sahibiyiz nasıl olsa(!).

Kadın/kız kısmı mı, zayıftır onlar, hem potansiyel suçludurlar, saldırılara karşı açık hedeftirler; ne işleri var ortalık yerlerde, ayakaltlarında(?).Anne olsunlar, evlerinin hanımı olsunlar, iyi bir gelin, iyi bir akraba, iyi bir komşu olsunlar, az şey mi bunlar?

 

           3- Kadın/kızlarımızın günlük ameliyelerinden biri olan makyajı, koku/parfüm sürüp sürüştürmeyi, dar elbise vs. giymeyi dışa yönelik uygulamak tuttuğumuz şeylerden değil. Yakışmaz, günahı var çünkü!

Ama erkekler olarak son moda, en iyi marka ve en gösterişli tarafından ve üstelik de vücut hatlarını(!) belli eden cinsten elbise giymekten hiç rahatsız olmayız(!).En âlâsından parfümleri sürüp sürüştürmekten, konuşurken inleyen nağmelerde bulunmaktan, kırım kırım kırıtmaktan da hiç çekinmeyiz(!).

Zenginler ya,”jeep” leri niye olmasın ki? Gözümüz varsa gözümüz çıksın!

Ama kendimde dâhil, saydığımız evsaflara sahip başörtülü, siyah gözlüklü “jeep” li bayanları eleştiririz de aynı kriterlerle,”jeep” le hava atan “baba, bey, kardeş vs.” erkeklerin lafını bile etmeyiz. Mal/mülk sahibi olmaya, en markalısından eşyaya, araca, arabaya sahip olmaya karşı değiliz(!).”Jeep”  işin bahanesi bilelim, maksat “jeep”le nereye gidiliyor, istikamet neresi sorusuna cevap aramak…

 

           4- Müslüman ailenin erkek evladı, gelecek onlara emanet ve yarın onlardan sorulacak! Veliaht ya, delikanlı, erkek ya, gelsin kızlar, gitsin kızlar(!). En âlâsından cep telefonu, son model laptop ve altına bir de araba verdin mi değme keyfine(!).Erkek adam, ne olacak canım(?).Ona günah serbest, kızlarla fink atmak, birini alıp diğerini bırakmak serbest nasıl olsa(!).Hem delikanlılığını yaşasın, onun zamanında biz neydik ki, değil mi(?).

Her şey aslına rücu edermiş, öyle söylüyoruz her dem. “Armut dibine düşermiş “de derler aynı zamanda.O da ocağın dibine düşer bir gün, şimdilik özgür oluversin,ne var bunda(?).

Peki, öyle mi sahiden? Hiç muhasebesini yaptık mı bunun?

Asi olana, söz geçirilemeyene, laf dinlemeyene aile ne yapsın ki? Derdimiz bütün bu olup bitenleri neredeyse meşru görenler! Etrafımızda çok da o yüzden!

 

            5- Peki ya ailenin genç kızı, kadın kısmı? Liberalizmin doruğuna çıkmışları boş verelim şimdi.Kıza/kadın  kısmına  her şey yasak(!).Erkeklerle gayr-i meşru ortamlarda görüşmek,gönül ilişkilerine girmek ve sürdürmek mi, maazallah(!).Gözümüz onlarda bilsinler(!).Tesettür ise hakkını verecek,başörtüsü ise saçının bir telini göstermeyecek,yok öyle yağma! Oturmasına, kalkmasına, konuşmasına yani her şeyine dikkat edecek. Etmezse, kötü örnekler ortada(!)…Ha, bir de en önemlisi ailenin şerefi, namusu(!) var, niye laf getirtsin ki?

Şimdilerde tesettürün biçimi, koyverilmişliği, belden sıkma elbiseler, gevşek başörtüler, makyaj, sürme çekmeler,”cafe”lerde, orda burada vıcık cıcık görüntüler konuşuluyor, konuşuyoruz hep beraber. Bazılarımız “Başlarındaki örtüyü başlarından söküp alasım geliyor!” diyor. Tesettürün, başörtüsü mücadelesinin hakkını vermeyenlerin başörtüsü neyine, öyle ya?

E,haklılar yani… Altını çizerek ilave edelim, Kur’an’dan mülhem geliştirilen tepkilere sözümüz olabilir mi bizim?

Ama onlar da açık hedef, tam isabet formundalar, ortalık yerlerde yapmasınlar yapacaklarını(!).

Dedim ya erkekler, delikanlılar, veliahtlar ne olacak?

O yüzden yazıyorlar, o yüzden mikrofon tutulduğunda serzenişte bulunuyorlar, bacılarımız, kızlarımız, bayan yazarlarımız, hem de tek kabahatli biz miyiz, diye sorarak.

Empati kuralım, haklı değiller mi? Olayları yorumlayış biçimimiz baktığımız, durduğumuz yere ve daha da ilerisi fıtratımıza göre değil midir?

Fırsat bu fırsat vuralım abalıya, açık hedef tam isabet formundalar nasıl olsa(!).

 

Neyse bu meseleler altı, yedi, sekiz diye gider de gider, söylenecek laf çok çünkü…

 

Kabul edelim ki eleştirdiğimiz sistem, derin algı ve meri hukuk, kadın/kızlarımızı evvel emirde görüntülerine mahsusen mağdur ediyor. Meri hukuku onların aleyhine, değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen kanunlara yaslanarak kullanmak çok kolay nasıl olsa… Nitekim yıllardan beri işlenen zulüm de ortada…

Ama ya erkekler?

Kafalarının içi örümcek ağıyla dolu olsa da ifşa etmedikleri sürece, kanunların belirlediği bir tarafa, karşı ideoloji sahibi yargı mensuplarının belirlediği ölçüleri aşmadıkları sürece yok onlara bir şey(!).Hem bu aralar çok da rahatız canım(!)…

 

Özetle okuduklarımızdan, dinlediklerimizden anladığımız kadarı ile kadın/kız tarafının şikâyetlerine, serzenişlerine bakarsak demeye çalışılan şey şu: “Dinsiz densizler, dinlerini bilmeyenler yetmezmiş gibi “Sen de mi Brütüs?” tarzı bir de siz yerden yere vurup duruyorsunuz(!).”

“Eh kardeşim, siz de yanlış yapmayın, gevşemeyin, çözülüp dağılmayın; başörtüsünün hakkını verin, o bir şeyi temsil ediyor çünkü! “ denilebilir, diyoruz da zaten ama ölçüyü kaçırmamak, bir de kendi gözümüzdeki merteği/çöpü görüp temizlemek koşuluyla…

Bilelim ki Kur’anî perspektife ve ondan mülhem geliştirilmiş genel kurallar çerçevesine göre onlara yasak olan birçok şey bize mübah değildir.

Erkeksi tarafımız ağır basmadan empati kurmayı bir denesek!

  • Yorumlar 8
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim