1. YAZARLAR

  2. Osman Atalay

  3. Abdullah Gül’ün Suriye Tercihi
Osman Atalay

Osman Atalay

Yazarın Tüm Yazıları >

Abdullah Gül’ün Suriye Tercihi

A+A-

En baştan söyleyelim; 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, AK Parti Hükümeti’nin Suriye politikasını eleştirmesi ve bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu defalarca uyardığını algı operasyonlarına çanak tutan gazeteci Fehim Taştekin’e söylemesi yanlış bir tercihtir. Çünkü Türkiye’nin Suriye politikası; milli, insani, tarihi ve jeopolitik bir zorunluluğu içermektedir.

Şimdi konuya detaylı olarak girebiliriz. Gazeteci Fehim Taştekin, Kuzey Irak’taki Barzani yönetimine yakın Rudaw’a açıklamalarda bulundu.

2015 yılının Ağustos ayında Taştekin, son Suriye gezisinden sonra 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den gelen talep doğrultusunda kendisine iki saat süren bir brifing verdiğini ve Gül’ün, Türkiye’nin mevcut Suriye politikasından hoşnut olmadığını, Suriye’deki durumla ilgili analizlerine hak verdiğini söyledi.

Taştekin; “Hükümetin Suriye politikasını enine boyuna eleştirdim, nerelerde hata yapıldığını sıraladım, itiraz etmeden dinledi. Kendisinin de defalarca hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Ahmet Davutoğlu’na ikazlarda bulunduğunu ama sözünün dinlenmediğini söyledi. Gül’ün yaklaşımı farklıydı. Tabii bana hak verdiği konularda gerek dava arkadaşlarının gerek dışardaki müttefiklerinin baskıları karşısında ne kadar direnç gösterebilirdi bilmiyorum. Gül yumuşak tabiatta bir lider, Erdoğan gibi dayatmacı değil” dedi.

Taştekin, söyleşi sırasında kendisine yöneltilen “Türkiye eski Suriye politikasından vaz mı geçti?” sorusuna, “Kafa yapısı değişmedi. Ama defalarca duvara tosladılar. Artık iki yıl öncesi gibi ‘Ortadoğu’da her gelişmeye biz yön veririz, süreçleri biz yönetiriz’ diyecek halde değiller. Seslerini kısmaktan başka şansları yok. Aksi halde çok komik duruma düşebiliyorlar” şeklinde cevap verdi.

Şimdi gelelim asıl konuya... Fehim Taştekin’in Suriye analizleri insani ve vicdani merkezli değil, bunlardan daha ziyade siyasi ve ideolojik merkezli olmuştur. Objektif davranmaktan ziyade subjektif ve algı operasyonlarına çanak tutmuş bir gazetecidir. Taştekin’in kişisel görüşleri de kendisini bağlar.

Fehim Taştekin Suriye’de mazlum halkın yanında olan hükümetin politikalarına olan ön yargılı ısrarlı eleştirel tutumu hep tartışma konusu olmuştur.

Bizim esas takıldığımız nokta bütün bunlara rağmen Abdullah Gül’ün, Fehim Taştekin gibi rejime olan yakınlığı ve AK Parti’nin Suriye politikalarına negatif yaklaşan taraflı bir gazeteciye fikir beyan etmesidir. Bu çok üzücüdür.

Gül, Suriye konusunda keşke birçok gazeteci ve sivil toplum kuruluşu yetkilileriyle görüşerek bu beyanı tek bir gazeteciyle değil, bir televizyon kanalında ya da daha ortada duran bir gazeteci aracılığıyla geniş kitlelere duyursaydı.

Suriye’de sivil katliamlar, 2011 yılında başladı. Gül ise, 2015 yılının Ağustos ayında Fehim Taştekin ile konuşmuş.

2010 yılında başlayan Arap devrimleri, maalesef Batı’da çok iyi tahlil edilirken, Türkiye’de gerek İslamcı camiamız gerekse de diğer kesimlerde oryantalist uzmanlar Ortadoğu ve İslam bilimcilerimizin yoksunluğu yüzünden iyi okunamadı.

Arap devrimleri ile 100 yıl önce Sykes-Picot antlaşmasıyla, İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını öngören gizli antlaşmayla oluşan suni devletlerin sonu geldi. Bu devletler artık çözülüyor.

Bugün Ortadoğu’da yeni sınırlar için küresel emperyalist güçler, çok yönlü girift ittifaklı bir savaş başlatmış durumdadır.

‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var?’ diye soranlar, bugün siz Suriye’ye bigane kalırsanız, Suriye’nin ise size bigane kalmayacağını akıllarına getirmelidir. Sınırımızda bir kanton devlet kurdurulma çabaları yaşanırken hâlâ Türkiye’nin Suriye politikasının hatalarından bahsetmek hele de Abdullah Gül için çok üzücü bir durumdur.

Sayın Gül bugün yönetici konumda olmuş olsa idi, Davutoğlu ve Erdoğan’dan farklı Suriye’de nasıl bir politik tutum sergilerdi acaba, bunu reel inandırıcı bir şekilde açıklaması daha iyi olur.

Türkiye’nin Suriye politikası; milli, insani, tarihi ve jeopolitik bir zorunluluğu içermektedir.

İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü derinliğinde Türkiye’nin Suriye politikasına bakmakta yarar vardır.

Keşke Gül daha diplomatik bir dille ve Suriye meselesini daha derin bir şekilde irdeleyip çok yönlü brifinglerle değerlendirme yapabilseydi.

Türkiye Irak ve Suriye sorununa 25 senedir gereken ilgiyi gösteremediği için bugün küresel siyasi bir baskı ve kuşatma altındadır.

Taraflı bir gazeteci brifingi ile Suriye’ye yaklaşmak eksik olmuş. Sayın Gül; Suriye muhalefeti ve bölgeyi yakinen takip eden çok farklı gazeteci ve STK’lardan dinleseydi daha faydalı bilgiler elde edebilirdi.

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT