1. YAZARLAR

  2. Mümtazer Türköne

  3. ABD'nin emperyal vaziyeti
Mümtazer Türköne

Mümtazer Türköne

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD'nin emperyal vaziyeti

A+A-

Dün, öğle saatlerinde haber bültenleri Obama'nın seçim zaferini ilan ederken, aynı saatlerde Gazi Üniversitesi'nde konusu ABD'nin Irak Savaşı politikası olan bir doktora tezinin jürisinde bulunuyordum.

Medyanın magazin kokan uçuk seçim yorumları ile buz gibi serinkanlı bir "ABD'nin emperyal vaziyeti" analizini eşzamanlı takip etmek öğretici idi.

Mehmet Akif Okur, ileride adından çok söz ettirecek genç akademisyenlerden biri. Birçok farklı alanda uzmanlığı barındıran entelektüel vukufunu, uzun soluklu ve emek mahsulü bir çalışmaya hasretmiş. ABD'nin Irak'ı işgalini, geniş bir perspektif içinde ele almış, bütünün yani dünyadaki diğer gelişmelerin içine yerleştirmiş. Bu savaşı bir "emperyal eylem" olarak tanımlayıp, arkasındaki emperyal vizyonu ve bu vizyonu oluşturan tarihsel bloğu sağlam bir teorik kurgu içine yerleştirip incelemiş ve bazı önemli sonuçlara ulaşmış. Sağlam teorik çerçeve dediğim, ince bir işçilikle bütünleştirilen "Braudelci tarihsel zaman kavrayışı, Sorokin'in sosyal zaman çalışmaları, Gramsci ve Cox'un "hegemonya" kuramının uluslararası alana uygulanması"ndan oluşuyor. Bu teorik kurgu, verilen hükümlerin ertesi güne intikal edemediği ucuz yorumların tam karşısında sağlam ve zengin bir harita işlevi görüyor.

Okur, bu parlak çalışmanın sonunda ABD'nin Irak Savaşı ile sergilediği "emperyal eylem"in başarısız olduğunu ve iflas ettiğini söylüyor. Çin'in yükselişi karşısında ABD'nin malî açıklarının artışı ve bugün 1929'a benzeyen bir finans krizi ile karşı karşıya kalmasını bu başarısızlığın en belirgin göstergeleri olarak sıralıyor. İşgali planlayan tarihsel bloğun beklentilerinin aksine Asya ekonomilerinin yükselişi ivme kazandı. ABD ekonomisi, rekor fiyatlardan petrol tüketmeye devam ederken, "emperyal eylem"in 4 trilyon dolara ulaşan faturasını da ödüyor.

"Emperyal eylem", hegemonik gücün attığı adımın emperyal bir vizyonla, yani dünya politikasında yol açacağı değişiklikleri ve sağlayacağı genel çıkarları hesaplayarak atması demek. ABD'nin Irak'ı işgali ile uluslararası ilişkiler mimarisini kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye niyet etmesi gibi. Okur, bu işgali beş yıl önce "liberal bir imparatorluğun ayak sesleri" olarak alkışlayanların bugün gelinen aşamayı "Amerika sonrası dünyanın doğuşu" olarak nitelediklerini kaydediyor.

Mehmet Akif Okur'un vardığı hüküm şöyle: "İmparatorluğun mimarisini tahrip eden emperyal eylem, ABD'nin çok daha güçlü bir şekilde merkezinde yer aldığı bir dünya düzenine giden yolu açmadığı gibi, aradan geçen beş yılda ekonomik, siyasi ve askerî açıdan küreselleşme sürecinde elde edilen birçok kazanım da yitirilmiştir. Dünya Ticaret Örgütü'nün Doha Round görüşmeleri çökmüş, küreselleşmeyi sembolize eden finans sektörü art arda gelen krizlerle sarsılmış, hem merkez hem de çevre ülkelerinde daha fazla devlet müdahalesini davet eden korumacı politikalar taraftar kazanmaya başlamıştır. Dünya düzeni yeni devlet/sivil toplum komplekslerinin, "otoriterlerin" yükselişine şahit olurken, renkli devrimlerin coğrafyalarından istikrarsızlık ve çatışma haberleri gelmektedir. Nükleer teknolojilere olan talebin artışı ve yeni silahlanma dalgası merkezileşmek bir yana, gücün gittikçe daha fazla merkez arasında dağıldığı bir gelecek güzergâhına işaret etmektedir."

Irak Savaşı'nı planlayan "tarihsel blok"un iktidardan uzaklaşması ve Demokrat Obama'nın başkanlığı, bu "emperyal mimarî"ye ne getirecek? Yeni başkanın derisinin rengine atfedilen olağanüstü ehemmiyeti bir kenara bırakıp bu sorunun cevabını aramak lâzım. Bir otorite olarak Mehmet Akif Okur, Obama yönetiminin "ABD hegemonyası sonrası dünyaya sancısız geçişi sağlamakla görevli" olduğunu öne sürüyor. Yani ABD imparatorluğunu tasfiye edecek bir yönetim. Ya tersi gerçekleşir, ABD Obama yönetiminin sağladığı taze kanla, hegemonyayı sürdürecek bir politika izlerse?

ABD'nin reklâm gücü ABD başkanlık seçimini bir "dünya başkanı" seçimine dönüştürmeyi başardı. Seçim sonucunu "Bush'tan sonra dünyaya umut", "Küresel umut" başlığıyla verenler ve bu umudu "Tom amca/Sam amca" ikilemine dayandıranların reel politikayı biraz daha yakından takip etmeleri lâzım.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT