1. YAZARLAR

  2. Oliver MIles

  3. ABD'nin arabuluculuğu çelişki dolu
Oliver MIles

Oliver MIles

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD'nin arabuluculuğu çelişki dolu

A+A-

Filistin-İsrail ihtilafında arabuluculuğa soyunan ABD, çelişkili vaatlerde bulunarak Britanya'nın 90 yıl önceki hatasını tekrarlıyor. Bush yönetimi, İsrail'in yasadışı yerleşimlerini meşrulaştıracak adımlar atarken, Filistinlilere de devletlerinin 'İsviçre peyniri'ne benzemeyeceğini söylüyor

Geçen hafta, Nisan 2004'te 52 emekli Britanyalı büyükelçinin eski başbakan Blair'e yazdığı açık mektubu tetikleyen olaylara dair bazı yeni göstergeler su yüzüne çıktı. ABD Britanya'nın Filistin konusunda 90 yıl önce yaptığı hataları tekrarlıyor.

Mektubu kaleme almamızdan bir hafta önce Beyaz Saray'ın gül bahçesinde İsrail lideri Şaron'la düzenlediği basın toplantısında ABD Başkanı Bush, ülkesinin uzun yıllardır sergilediği yerleşik tavrı feda etmişti. İsrail'in işgal altındaki topraklarda inşa ettiği yerleşimlerin yasadışı ve barışa engel olduğu tavrıydı bu. İsrail'in 1967 öncesindeki sınırları üzerinde ufak oynamaların müzakere edilebileceği, zira söz konusu sınırların zaten eski ateşkes hatları olduğu yaygın kabul görüyordu.

Bush'un mektubuna güveniyorlar

Fakat vurgu 'müzakere' üzerineydi: Bu bir barış anlaşmasının parçası olacaktı. Bush daha ileri giderek, "Zaten var olan büyük İsrail nüfus merkezleri gibi yeni gerçekliklerin ışığında, nihai statü müzakerelerinin sonucunun 1949'daki ateşkes sınırlarına tam ve bütün geri dönüş olmasını beklemek gerçekçi değildir" diyordu.

Birkaç gün sonra gül bahçesinde arzı endam sırası Blair'daydı. Blair'in yerleşimler sorununa dair soruya verdiği cevap muğlaktı: "İsrail'in Gazze'den ve Batı Şeria'nın bazı kısımlarından çekilme teklifini memnuniyetle karşılıyoruz." Bush Blair'a en büyük övgüsünü yaptığında, artık bir George-Tony şovuyla karşı karşıyaydık: "Biz Crawford'da böylelerine sıkı çocuk deriz." Tony oracıkta kıpkırmızı oldu.

Blair'e yazdığımız açık mektupta, 'uluslararası toplumun Şaron ve Bush'un tek taraflı, yasadışı ve daha fazla İsrail ve Filistin kanı dökülmesine yol açacak yeni politikalarıyla yüz yüze bırakıldığını' belirttik. Blair'ın da bu geri adımı destekleyen bir görüntü vermesinden duyduğumuz hayal kırıklığını ifade ettik.

Geçen hafta, bu yeni politikalarla neye yol açıldığı biraz daha açıklığa kavuştu. Şaron'un halefi Olmert 20 Nisan'da İsrail gazetesi Yediot Ahronoth'la söyleşisinde, üç ay önce Annapolis'te başlatılan müzakerelere atıf yapıp şöyle diyordu: "Birinci günden beri (Filistin Yönetimi Başkanı) Abbas, (ABD Dışişleri Bakanı) Rice ve Bush için nüfus merkezlerinde inşaatların süreceği açıktı -Bush'un 2004 tarihli mektubunda ifade ettiği bölgeler bunlar... Beitar Illit inşa edilecek, Gush Etzion inşa edilecek; Pisgat Ze'ev ve Kudüs'teki Yahudi mahallelerinde de inşaatlar olacak. Müstakbel bir anlaşma çerçevesinde buraların İsrail kontrolünde kalacağı açık." (Olmert Bush'un işgal altındaki topraklarda 'var olan büyük İsrail nüfus merkezleri' dediği şeye atıfta bulunuyordu.)

Peki bu 2004 mektubu nedir? 24 Nisan tarihli Washington Post'ta Glenn

Kessler'in yazdığı makalede, Bush'un 2004'te Şaron'a şahsen verdiği söylenen mektuptan alıntı yapılıyordu. Bush gül bahçesinde Şaron'la yaptığı açıklamada kullandığı cümlelerin aynısını mektupta da yazmıştı. Kessler Şaron'un genelkurmay başkanı Weissglass'ın geçenlerde yaptığı bir söyleşide söylediklerine dikkat çekiyordu. Weissglass ulusal güvenlik danışman yardımcısı Abrams'la kilit yerleşimlerde yeni inşaatlar yapılmasına imkân verecek 'sözlü bir anlaşmaya' vardıklarını söylüyordu; ardından Rice ve Şaron Weissglas-Abrams anlaşmasını onaylamıştı. Fakat ABD böyle bir anlaşma olmadığını söylemeyi sürdürüyor.

Aynı habere göre, 2004'te ABD'nin İsrail büyükelçiliğini yürüten Kurtzer, Weissglass'ın önerisinin kabul edilmemesini savunduğunu söylemişti. "Gerçekten de kötü bir fikir olduğunu düşünüyordum. Yerleşimleri meşrulaştıracak ve İsraillilere açık çek verecekti" diyordu Kurtzer ve ekliyordu: "Neticede Beyaz Saray inşaat hatlarını tanımlama planını hiçbir zaman takip etmedi. Bunu yapmanın kolay olmayacağı açık hale geldiğinde Washington plana ilgisini yitirdi."

Yaşayabilir devlet şu an imkânsız

Bush geçen hafta Abbas'la düzenlediği basın toplantısında şöyle diyordu: "Başkanı, Filistin devletinin benim ve yönetimim için yüksek bir öncelik olduğu konusunda temin ettim -İsviçre peynirine benzeyen bir devlet değil, yaşayabilir bir devlet." Bush İsrail yerleşimlerinin yasadışı olmakla kalmayıp yaşayabilir bir Filistin devletini imkânsız hale getireceğini, deliklerle dolu bir peynir kalıbına benzeyeceğini biliyor.

Yani ABD o bildik klasik hatayı tekrarlıyor: İhtilafın çeşitli taraflarına aynı anda çelişkili vaatlerde bulunuyor. İsraillilere büyük yerleşimlerin süreceğini, Filistinlilere Filistin devletinin İsviçre peynirine benzemeyeceğini söylüyor. Britanya 90 yıl önce üç ayrı tarafa (Yahudiler, Araplar ve Fransızlar) birbirini tutmayan sözler vermişti. Bunun sonuçlarını hâlâ yaşıyoruz.

(Eski diplomat, 1 Mayıs 2008)

Radikal gazetesi

YAZIYA YORUM KAT