ABD'de İsrail'i böyle eleştiren lider gördünüz mü?

09.12.2009 08:03

Ceyda Karan

Amerikan başkenti önceki akşam hiç de alışık olmadığı türden sesler işitti. Başbakan Tayyip Erdoğan, aralarında Amerikan politikalarının şekillendirilmesinde mühim roller oynayan AIPAC gibi İsrail’i destekleyen lobi kuruluşlarının temsilcilerinin de bulunduğu bir salonda, İsrail’in Gazze’yi tecrit politikalarını sert bir dille eleştirdi. İran’la ilgili nükleer mesele ortadayken, İsrail’in Ortadoğu’nun nükleer silahlı tek gücü olmasını da öyle... Erdoğan’ın, Amerikan başkentindeki ilk Türk düşünce kuruluşu olan SETA’nın ofisinin açılışında yaptığı konuşma, muhtemelen enine boyuna tartışılacak. Zira Obama ile görüştükten birkaç saat sonra Türk dış politikasının çerçevesini bu denli özgüvenle dile getirmesi dahi dikkat çekici.

Öncelikle görüşme öncesi Amerikalı kaynakların sunduğu pozisyonu verelim. Özetle:

* Türkiye’nin giderek artan önemde rol oynamadığı herhangi bir bölgesel ve küresel mesele bulmak artık zorlaştı.

* Türkiye nükleer silahlı bir İran görmek istemediğini açıkça söyledi. Ancak yaptırımlara ve askeri güç kullanımına dair soruları var. Bu senaryodan kaçınmak için yardım etmek istiyor. ABD’nin bu konuda sorunu yok. İran’a erişebilen, konuşabilen Türkiye’ye dair de sorunumuz yok. Fakat bizim için önemli olan mesajın uluslar arası toplumla uyumlu olması.

* Türkiye’nin bu denli kilit bir Ortadoğu oyuncusu ve Müslüman bir ülke olarak İsrail’le stratejik ortaklık sahibi olmasını arzularız.

Türkiye’nin küresel gündemdeki bütün meselelerde merkezi rol oynamak ve ciddiye alınmak isteğini anlıyoruz. 

Yüksek düzeyde ekonomik işbirliğinin çerçevesini oluşturmaya önem veriyoruz. 

Afganistan’da muharip güç gönderilmesi için baskı kurmadık. Türkiye’nin hassasiyetlerini anlıyoruz, zaten katkısını artırdı.

Türkiye’nin belirli koşullarda İsrail ile Suriye arasında arabulucuk rolüne geri dönmesi ihtimali görüyoruz.

Hal böyleyken, not etmek lazım ki, özellikle Gazze-İran eseni üzerinden yaptığı İsrail eleştirilerine şu ayırd edici cümle ile başladı Başbakan: “İran’ın nükleer silahları bulunması hem bölge hem de dünyanın geri kalanı için tehlikeli.” Heyhat, rivayet o ki bu cümleden ‘memnun kalan’ bazı Amerikalı lobi kuruluşları yetkilileri hemen ardından şunları işitiverdi: “Ancak İran’ı uyaranların da adaletli davranmaları gerekir. Sizde nükleer silahlar bulunacak kalkıp başkasını eleştireceksin..Dert burada, sıkıntı burada. Çifte standartla haksız konumdaki bir ülke haklı duruma düşürülmesinde.” “Kırılmak, darılmak yok” diye devam etti, “Dost acı söyler” dedi üstüne basa basa: “Elbette İsrail’in güvenliği önemlidir ama bunun uluslar arası hukuk içinde yapılması gerekir.” Ve meseleyi İsrail’in ocaktaki Gazze saldırısında öldürülen masum sivillere, bu insanlara karşı kullanılan fosfor bombaları meselesine getirdi. Gazze’den atılan ve pek az ‘hasar’ yaratan üç beş Filistin roketiyle İsrail’in füzelerinin verdirdiği kayıpların kıyaslanamayacağını söyleyip. “Buna karşı bir şey yapılması lazım. Hangi dinden buna bakıyorsunuz? Siyah mı beyaz mı, buna mı bakıyorsunuz? Biz insanlık açısından bakıyoruz..Gazze nedir? Bir açık hava hapishanesi. Hangi renk pasaport taşırsanız taşıyın giremezsiniz. Girmek için izni nereden alacaksınız? İsrail’den. Başbakan olsanız da giremezsiniz, bakan olsanız da. Biz gittik, yarım saat bile duramadık. Ama biz İsrail’den gelenler olursa VIP’den alıyoruz.”

Başbakan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ‘one minute’ çıkışından bu yana hepimiz için alışıla geldik sözler aslında bunlar. Ancak Washington için öyle mi? Siz hiç Amerikan başkentine gelip de İsrail’i böyle eleştiren Batılı yahut Arap yahut Müslüman lider gördünüz mü?

Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkileri ve en çok da Gazze üzerinden sağladığı ‘moral üstünlük zeminini’, değişen konjonktürün gerektirdiği real politikaya taşıyarak konuşuyor Başbakan. İsrail ile Suriye barış görüşmelerine tekrar başlamak isterse, Türkiye’nin hazır olduğunu vurguladıktan sonra topu İsrail liderliğine atıyor. Davos krizinden sonra Türkiye’yi ilk kez ziyaret eden İsrail Sanayi Ticaret ve Altyapı Bakanı Benyamin Ben Eliezer’in Türkiye’yi yeniden arabuluculuğa davet eden tavrı ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Ankara’yı ‘güvenilmez’ ilan etmesini fırsat bilip işin içinden çıkıyor: “Sıkıntıların aşılabilmesi için önce İsrail’in kendi içinde yeknesaklığa kavuşması lazım.” Sonra ısrarla şu anımsatmayı yapıyor: “Bizler İran’la ilişkilerimizi gayet güzel sürdürüyoruz. İran’a nükleer programıyla ilgili gerekli telkinleri yapan yine Türkiye’dir. Türkiye Batı dünyasının İran’la meselelerini çözmesinde eşsiz bir fırsata sahip. Belki her ülke rahatlıkla bu bağlantıları kuramayabilir ama Türkiye nasıl Irak’ta her etnik grupla irtibatları kurabilen ülkeyse, İran’la da öyle.”

‘Eksen kayması’ eleştirileri yahut ‘Yeni Osmanlılık’ yakıştırmalarına hiç aldırmıyor Başbakan. “Küresel sorunlara küresel yaklaşımlar içeren yeni bir bakış açısına ihtiyaç var” diyor, 21. Yüzyılın sorunlarının kaba kuvvet ve askeri yöntemlerle çözümünün mümkün olmadığını belirtip “Asıl maharet zihinleri ve gönülleri kazanmak” vurgusu yapıyor. Türkiye’nin hem Batı’yla hem Doğu’yla hem Kuzey’le hem Güney’le konuşabilen bir ülke olduğunun altını çizip şu izahatı getiriyor: “Bölgemizde yaşanan sorunlara bigane kalamayız. Etrafı sorunlarla dolu bir Türkiye’nin barış ve huzur içinde olması düşünülemez. İzlediğimiz politikalar sadece bölgesel değil küresel alana da hizmet etmektedir.” Hal böyleyken, yarın başlayacak AB zirvesinde Türkiye’nin üyelik süreciyle ilgili ikircikli tutum takınmış görünen birliğe hiç çekinmeden, ‘İçinizde öngörüsüz, sorumsuz, vizyonsuz bir takım liderlikler var’ diye çatmaktan çekinmiyor.

Kıssadan hisse. Obama ne düşünmüştür şimdilik bilinmez. Lakin bütün bunları alt alta koyduğunuzda gördüğü Türkiye’nin özgün duruşunun tezahürleri olsa gerek...

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim