1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. ABD “Yenilenmiş Ortaklık”tan Ne Bekliyor?
ABD “Yenilenmiş Ortaklık”tan Ne Bekliyor?

ABD “Yenilenmiş Ortaklık”tan Ne Bekliyor?

ABD’nin think-tang kuruluşlarından biri olan Center for Amerikan Progress (CAP)’ın Başkanı John Podesta, Türkiye’ye geldi. Türkiye’de TUSKON’un davetlisi olarak bulunan Podesta, ''Yeni Öncelikler ve Yenilenmiş Ortaklıklar: ABD, Türkiye ve Küresel Zorlukla

A+A-

ABD Başkanı Barack Obama'nın yararlandığı ve kabinesini oluşturma sürecinde yanında yer alan ve en önemli think-tang kuruluşlarından biri olan Center for Amerikan Progress (CAP)'ın Başkanı John Podesta, Türkiye'ye geldi. Türkiye'de TUSKON'un (Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu) davetlisi olarak bulunan Podesta, ''Yeni Öncelikler ve Yenilenmiş Ortaklıklar: ABD, Türkiye ve Küresel Zorluklar'' konulu bir konferans verdi.

Podesta konferansında, ABD'deki mali kriz, Türkiye AB ilişkileri ve stratejik ortak olarak ABD-Türkiye ilişkilerinin nasıl güçlendirilmesi gerekliliği üzerinde durdu. Podesta'nın konuşmasında öne çıkan mesaj, ekonomik ve bölgesel siyasi güç olarak büyüyen Türkiye'nin, Washington'da "iletişim" ya da "yanlış anlama" kurbanı temel meselelerin çözüme kavuşturulması noktasındaydı. 

ABD Başkanı Barack Obama'nın kabinesini oluşturmada danışmanlık yapan John Podesta,  ABD'nin en etkili 20 ismi arasında gösteriliyor.  Bill Clinton döneminde Beyaz Saray'ın Genel Sekreterliği'ni yürütmüş. Kurduğu CAP'ta yaklaşık 200 uzman çalışıyor ve bu kişilerden 41'i Obama Yönetimi'ne yüksek bürokrat olara atanmış. Türkiye hakkında yazdığı "The Neglected Alliance" (İhmal Edilmiş İttifak) adlı makalesi ile dikkat çeken Podesta, Obama'nın ilk yurt dışı ziyareti olarak Türkiye'yi seçmesinde etkili olmuş bir isim.

CAP'ın şu anki başkanlığını John Podesta'nın kardeşi Tony Podesta gerçekleştiriyor. CAP Temmuz 2010'da Türkiye ile ilgili iki ayrı rapor yayınlamış. İlkinde İHH'nın HAMAS'a maddi destek sağlayan radikal bir örgüt imajını öne çıkartıyor. İkinci rapor ise IHH yönetimi ve danışma kurulundaki isimler ile AK Parti'nin kesişen yollarını, aralarında bağ olduğu izlenimi verecek şekilde irdeliyorlar.

Her iki rapor da, Mavi Marmara konusunda ABD'nin Türkiye'ye niçin gerekli desteği vermediğinin de bahane kaynaklarını sergilemiş oluyor.

Konferanstan önce açış konuşması yapan TUSKON Başkanı Rızanur Meral, ABD ve Türkiye'nin köklü stratejik ittifaka sahip ülkeler olduğunu belirtti ve NATO'nun kuruluşundan bu yana ilişkilerin güvenlik odaklı olduğunu ancak soğuk savaşın ardından ilişki portföyünün çeşitlendiğini hatırlattı. Hürriyet ve AA muhabirlerinin bildirdiğine göre, Türkiye'nin bölgesinde artırdığı gücünün, ABD'ye, bölgedeki tansiyonları hafifletmesinde yardımcı olduğunu ifade eden Meral, Türkiye ile ABD arasında ekonomik ilişkileri artırmak için fırsatları değerlendirmek gerekliliğine vurgu yaptı, ama "Türkiye'nin ekseni bütün dünyadır" dedi.

Podesta, Başkan Barack Obama yönetimiyle birlikte iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden kapsamlı bir ortaklık yapısına dönüştüğünü ifade ederek başladığı konferansında, Türkiye'nin batılı, toplumuna refah sağlayabilmiş modern bir ülke olduğunun altını çizdi.

Başkan Bush, döneminde politikaların Irak savaşına odaklı olduğunu, Türkiye'nin o dönemde sadece askeri operasyona katkısıyla değerlendirildiğini anlatan Podesta, ''Bush 8 yıl boyunca ortaklık konseptini güçlendiremedi. İki ülke arasında kaydedilen ilerlemeler kaybedildi. Irak savaşı sebebiyle ABD'ye eleştirel bakılmaya başlandı. Bu dönemdeki kayıpları geri getiremeyiz ama kaldığımız yerden devam ederek ilişkilerimizi derinleştirebiliriz'' dedi.

Obama dönemiyle birlikte ABD'nin önceliklerinin değiştiğinin görüldüğünü ifade eden Podesta, ABD'nin bu dönemde yeni bir yola girdiğine işaret etti.

Türkiye ile ABD arasındaki stratejik ortaklığın çok değerli olduğunu dile getiren Podesta, şunları kaydetti:

''İki ülke daha çok çalışarak ilişkileri derinleştirmelidir. ABD Türkiye'nin uluslararası ilişkiler alanında daha önemli bir rol oynamasını memnuniyetle karşılamakta ayrıca ekonomik büyüme konusundaki adımlarını da sevinçle gözlemlemektedir. Ancak ortaklığımız şu anda çeşitli güçlükler yaşıyor. Obama yönetimi Türkiye ile geçmişte olduğundan çok daha güçlü bir ittifak istiyor. Yapılan anayasa referandumu demokratik kontrol ve dengelerin güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsattı. Türk seçmenleri bu konuda önemli bir adım attı. Ümit ediyorum seçmenler daha da demokratik ortamda yaşayacaklar ve Türkiye'nin içindeki bazı ayrılıklar daha çoğulcu bir toplum oluştukça ortadan kalkacak ve Türkiye'nin diplomasi yönünde de rolü artacak.''

ABD'nin ekonomik ve siyasi belirsizlerin yaşandığı bir dönemi geride bıraktığını hatırlatan Podesta, Obama yönetiminin mali krizin kapsamlı bunalıma dönüşmesini engellediğini ancak büyümenin çok gerilediğini, istihdamın da henüz artmadığını anlattı.

Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi ABD'nin de ciddi bütçe açıkları bulunduğunu belirten Podesta, ABD halkının iyileşmenin yavaş olmasının getirdiği sıkıntıyı hala yaşadığını, ABD halkının krizde varlıklarının yüzde 25'ini kaybettiğini anlattı.

Şu anda ABD'de 15 milyon ABD'linin işsiz bulunduğunu ifade eden Podesta, işsizliğin hala yüzde 9,8 civarında olduğunu kaydetti.

Yaşananlara rağmen demokratların kontrolü kaybetmeyeceğini düşündüğünü ifade eden Podesta, Cumhuriyetçilerin bu dönemde bazı gündemleri bloke etmeye çalıştığını anlattı.

Başkan Obama'nın ABD ekonomisi için önemli kararlar aldığını hatırlatan Podesta, bunlarının etkisinin 2012 yılında görüleceğini ve Başkan Obama'nın popülaritesinini yeniden artacağına inandığını söyledi.

İran Hakkında Kaygılar

Podesta, konuşmasında Türkiye – İran ilişkilerinin seyri hakkında ABD'nin rahatsızlıklarını açıkça dillendiremese de, İran'ın nükleer programının bugün dünyanın karşısındaki nükleer silahsızlanma açısından en önemli zorluklardan biri olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Bu yılın başında Türkiye ile Brezilya, İran ile dünyanın geri kalan kısmı arasında diplomatik bir çözüme ulaşılmasını kolaylaştırmaya çalıştı. İran Türkiye ve Brezilya ile ilişki kursa da uluslararası toplumdan kaçındı ve nükleer programıyla ilgili önemli kaygıları gidermek için herhangi bir adım atmadı. İran buraya 1,2 ton düşük zenginleştirilmiş uranyum gönderse bile elinde nükleer savaş başlığı üretmek için elinde yeterince uranyum kalacak ve uluslararası toplum İran'ı bu gerçekten yola çıkarak değerlendirmeli. Bu yüzden ABD ve bazı ülkeler BM alanında çeşitli yaptırımlar getirilmesini istiyor. Burada İran dünya toplumunun kaygılarını gideremedi. Bunları BM'nin kararları ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın kararlarında görüyoruz. Bugün İran nükleer programının barışçıl olduğunu kanıtlayamıyor.''

Potesta, İranlılara kapıların açık olduğunu çeşitli defalar söylediğini, uluslararası toplumun güvenlik kaygılarıyla ilgili İran ile masaya oturulabileceğini vurguladığını anlattı.

Türkiye ile İran'ın önemli ekonomik ilişkilere sahip olduğunu hatırlatan Podesta, ''Bu bölgede nükleer açıdan güçlü bir İran, çok ciddi şekilde istikrarı bozacaktır. Bütün bölgede bir nükleer silahlanma dalgasına da sebep olacaktır. Bu yüzden ABD ve Türkiye'nin bu alandaki kaygıları tabii ki çok haklı...'' diye konuştu.

İdeal çözümün diplomatik bir çözüm olduğunu altını çizen Podesta, şunları kaydetti:

''İran üzerinde yaptırımlar aracılığıyla bu baskılar devam ederken Türkiye de İran'da yönetimi ikna etmeye çalışabilir, ciddi temaslarda bulunabilir. Türkiye hem Irak'ta hem de Ortadoğu barış sürecinde uzun süreli anlaşmazlıklarda ilerleme kaydetme açısından önemli bir diplomatik güce sahip olduğun göstermiştir. Bu konuda adımlar atmaya devam etmelidir. Hem ABD hem Türkiye bu açıdan ortak stratejik amaçlara sahip. Belki yaklaşım açısından ortak bir yöntemimiz yok ama önemli olan İran'ın nükleer programının ancak sivil amaçlarla kullanılması ve uluslararası standartlara göre düzenlenmesi. Burada Türkiye ile aramızdaki ilişkileri artırmak güçlendirmek çok önemli. Yanlış anlaşma oluşmasına meydan vermemeliyiz ve Türkiye'nin ABD'nin müttefiki ve ortağı olmaya devam ettiğini göstermeliyiz.''

EURO Kriterleri ve Ekonomisi Büyüyen Türkiye

Türkiye'nin son dönemde önemli ekonomik ilerlemeler kaydettiğini ifade eden Podesta şöyle konuştu: "Şu anda Euro için gerekli kriterleri, Euro Bölgesi'ndeki birçok ülkeye göre daha iyi yerine getiriyorsunuz. Türkiye kendi içinde bir piyasa olarak gelişmekle kalmadı, aynı zamanda bu bölgede de önemli bir merkez olarak yükseldi. ABD'de Türkiye'nin bu ekonomik yükselişi son derece olumlu karşılanıyor."

"ABD, ilk eyalet ofisi olan New York Eyalet Ofisi'ni 27 Eylül'de Türkiye'de açtı. Bu da Başkan Obama'nın, Türkiye ile ekonomik ilişkileri artırma yolunda ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Türkiye G-20 içinde Çin ile birlikte en hızlı büyüyen 2 ülkeden biri. Ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi, ABD için en önemli öncelik diyebilirim."

ABD'nin, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğini desteklediğine değinen Podesta, Türkiye'nin AB sürecindeki yavaşlamayı şöyle değerlendirdi: "Türkiye'nin AB üyeliği hem Türkiye için hem AB için iyi olacaktır. Tabii ki bunun olumlu etkileri, ABD'ye de ulaşacaktır ama ABD-Türkiye ilişkileri kendi içinde bağımsız ilişkiler ve ABD ile Türkiye arasında güçlü ekonomik ilişkilerin oluşması, AB sürecinde bağımsız olarak ilerlemeli. Özellikle de yakın vadede Türkiye-AB üyelik müzakerelerini durumu ne olursa olsun ABD-Türkiye ilişkilerinin devam etmesi gerekiyor. Ancak ABD, AB üyelerini Türkiye'nin üyeliği için teşvik etmek konusunda rol oynayabilir."

Haksöz Haber

HABERE YORUM KAT