1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. 'ABD istiyor, Fethullah destek veriyor'
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Yazarın Tüm Yazıları >

'ABD istiyor, Fethullah destek veriyor'

A+A-

Ülkemiz solcularının önemli bir kesimi, her türlü sorunu ‘emperyalizmin oyunu’ üzerinden açıklamaya bayılırlar. Sevmedikleri kişileri de ‘ABD işbirlikçisi’ olarak suçlamak kolaylarına gelir. Hükümetin Kürt sorununu çözmek amacıyla harekete geçmesini de bir ABD oyunu olarak gören solcular, sanki işin içinde ABD olunca mutlaka karşı çıkılması gerekirmiş gibi bir pozisyon alıyorlar. Tabii bir de buna Abdullah Öcalan’ın Fethullah Gülen’le ilgili ‘olumlu bakıyorum’ açıklamasını eklediniz mi, tadından yenmez bir karşı çıkma psikolojisi yaratılmış oluyor.

Hükümetin harekete geçmesinde, ABD’nin ve de Avrupa Birliği’nin olumlu bir tutum almalarının da etkisi olduğu kesin. ABD önümüzdeki yıl Irak’tan çekilmeyi planlıyor. Irak’tan çekilirken, bu ülkede istikrarın sağlanması da gerekiyor. Böyle bir istikrarın sağlanabilmesi için bölge ülkelerinin de bu hedefe uygun hareket etmeleri önem kazanıyor. Bölgenin en istikrarlı ve güvenli ülkesi olarak Türkiye’nin bu sürece katılması kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.

Obama’nın başkanlığa seçilmesiyle birlikte ABD’nin bölge siyasetlerinde çok köklü bir değişiklik oldu. Obama, bölgede savaşı değil barışı tercih eden bir siyaset izliyor. Bölgedeki barışın gerçekleşebilmesi için Türkiye’nin Kürt meselesinin çözümü temel ihtiyaçlardan birisi olarak öne çıkıyor. Silahlı PKK’nın varlığı bu çözümün önündeki temel engellerden birisi. PKK’nın silahsızlandırılması ise, Kürt sorununun çözümü konusunda atılacak ilk adım sayılıyor.

PKK’nın dağdan indirilmesiyle, bölgesel istikrar arasında bire bir bağdan söz edebiliriz. Bu perspektif, ABD’nin bölgeye bakış açısının temelini ifade ediyor ve yeni siyasetlerinin özünü oluşturuyor. Türkiye ise, 25 yıldır büyük acılara yol açan bu sorundan kurtulmak istiyor. Bugüne kadar savaştan beslenenler, bu çözümün önüne engel olarak çıkıyorlardı. ABD’nin o dönemdeki siyasetleri de PKK’nın silahlı varlığını bir seçenek olarak değerlendiriyordu. Bugün ise bölgedeki istikrar açısından Kürt sorununun demokratik bir süreç içinde çözümü gerekli görülüyor.

Hükümet de Kürt sorununun çözümünden yana bir siyaset izlediği için bu siyasetler örtüşüyor. Peki bu siyasetlerin örtüşmesi kötü mü? ABD’nin ve Batı’nın Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin bir yerde durmuş olmaları bugün için olumlu bir rol oynuyor. İyi de oluyor.

***

Emperyalizmin çıkarları her zaman çözümün çıkarlarıyla ters düşecek diye bir kural mı var? Unutmayalım, Milli Mücadele sırasında Mustafa Kemal önderliğindeki ekip, İngilizlerin ve Fransızların çıkarlarının bölgeden çıkmak ve Anadolu’yu direnişçilere terk etmek yönünde olduğunu gördü ve savaşın belli bir aşamasında değişik anlaşmalar yaparak yeni Cumhuriyetin topraklarını belirledi ve barışı gerçekleştirdi. Sonuç olarak orada da çözüm için Batılı ülkelerle bir uzlaşma söz konusuydu. Bu uzlaşmadan Türkiye halkı kârlı çıktı, barışa ulaştı, yeni devlet kuruldu.

Ülkemiz sol hareketinin gerçekten her kötülüğün altında emperyalizmi görmesi, bazen en temel gerçekleri algılamasına engel oluyor. Türkiye’deki Kürt meselesinin bugünkü hale gelmesinde sadece Batılıların sorumlu olduğunu söyleyerek kendimizi rahatlatabiliriz ama asıl gerçeği anlamadığımız için çözüm de üretemeyiz.

On yıllarca ‘Kürt yoktur, onlar Türk’tür’ diyenler bu ülkenin milliyetçileri değil miydi? ‘Kürtler Türk’tür’ diye tez yazan öğretim üyesini profesör yapan bu ülkenin üniversiteleri, akademisyenleri değil miydi?

O profesör daha sonra MHP’den milletvekili ve hatta bakan bile oldu. Bunları da mı ABD yaptı, ya da yaptırdı?

Fanatik dindarlığın her kötülüğün altında ‘şeytan’ı ya da ‘Yahudi’ parmağını gören anlayışı ile bir kısım solcuların her kötülüğü ‘emperyalizm’e bağlayan kolaycılığı arasında ciddi bir benzerlik olduğunu söyleyebiliriz. Tabii son yıllarda geleneksel milliyetçilerle, ulusalcılar da bu türden bir ‘emperyalizmle mücadele’ anlayışı üzerinde birleştiler. Sosyalistlerin önemli bir kesimi de onların peşine takıldı.

Hayat ise kendi gerçekliği içinde akıyor.

Kürt sorunun çözüm zamanı geldiğini Yaşar (Kemal) ağabey şöyle bir halk deyimiyle ifade etti: ‘Vakit erişti.’

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT