ABD İsrail’e hayır diyebilir mi?

03.03.2009 04:58

Mustafa Özcan

Haaretz gibi İsrail gazeteleri Bush’un yerine geçen (istihlaf eden) Obama ve ekibinin Netanyahu hükümetiyle uyumlu çalışabileceğine ve gayri meşru yerleşkeler konusunda bile ona baskı ve telkin yapmayacaklarını ve ses çıkarmayacağını yazmaktadır. Dolayısıyla henüz gelmeden bile Obama ile ilgili serdedilen ön mülahazalar gerçek çıkmaya başladı.

Obama gelmeden İsrail lobisine sakalını kaptırmıştır. Yani Bush ile Obama arasında kayda değer bir fark bulunmuyor. Ya da taktik farklar bulunmaktadır. Zira yaklaşımları arasında pek de bir fark gözükmüyor. Bunlardan birisi de Amerikan yönetiminin 11 Eylül’e tekaddüm eden günlerde Güney Afrika’nın Durban kentinde BM tarafından tertip edilen ve Siyonizmi ve anti semitizmi ırkçı bir yaklaşım olarak benimseyen ve eşitleyen BM toplantısını boykot belki de sabote etmesidir. Akabinde de menşei belli olmayan 11 Eylül olayının yaşanmasıdır. 11 Eylül meselesi Durban toplantısının da üzerini kapatmış, gölgelemiş ve İsrail’e eşsiz ve bulunmaz bir hizmet ifa etmiştir. Şimdi de Obama döneminde benzeri bir süreçle karşı karşıyayız. Durban’daki toplantıya benzer bir toplantı yine gündeme. Bu defa tam da Ermeni tasarılarının gündeme geldiği Nisan ayı içinde Cenevre’de BM öncülüğünde yine ırkçılıkla ilgili ve yine Siyonizmi ırkçılık sayan yeni bir toplantı tertip edilecek. ABD ve Kanada gibi ülkeler (bazıları sayılarını 30’a çıkartıyor) burada İsrail’e yönelik eleştiriler olacağı gerekçesiyle toplantıyı boykot edeceklerini açıkladı. Neden böyle bir toplantı BM’nin New York binasında icra edilemez de Cenevre’de edilir? Zaten New York’ta böyle bir toplantı icra edilmesine müsaade etmezler. Nedeni şehrin vaktiyle Selanik gibi bir Yahudi şehri yani Jew York olmasıdır. Hadislerde bu şehrin adı İsfehan olarak geçmektedir. Bilindiği gibi, yıllar yılı Arafat New York’taki BM binasına sokulmamıştı. Dönemin belediye başkanı Julliani tarafından ağır hakaretlere maruz kalmıştı. Garkad gibi Yahudi ağaçları ve bitkileri olduğu gibi şehirleri de vardır. Bu şehirler zaman zaman kimlik değiştirirler. ABD’nin son tavrı da Amerikan hariciyesi üzerindeki İsrail nüfuzunun el’an devam ettiğini gösteriyor.
-
Mısırlı Muhammed el Baradey bazı basın organlarına yaptığı değerlendirmede, nükleer silahların yayılmasının İsrail’e tanınan imtiyazlar karşısında daha fazla önlenemeyeceğini ve İran’ın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söylemesi üzerine Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’ndaki son döneminin de sonuna gelen Baradey aleyhine kampanya açılması gecikmedi. Ehud Olmert’in talimatıyla birlikte beynelmilel Yahudi çevreleri yeni bir tetikçilik örneği sergilediler ve Baradey aleyhine geniş bir kampanya başlattılar. Demek ki, İsrail’in nükleer silahları tabu. Keza Siyonizm adına yaptığı anti semitizm de (Araplara yönelik) yine tabu ve BM çatısı altında bile değerlendiremiyorsunuz! Öyleyse, İsrail dokunulmaz bir devlet. Adeta Filistinliler ve dünyanın geri kalanları dalitler gibi en aşağıdakileri ve tenezzül edilmeyenleri temsil ederken Yahudiler de Brahmanları temsil ediyorlar. Yahudiler kendi ifadeleriyle de dünyanın seçilmişleri yani Brahmanları. Ne yaparlarsa doğrudur. Çifte standart onlar açısından tabiidir. Zira eşit değiller, seçilmişler. Nükleer kapasite onların hakkı, kalan dünyanın ise hakkı değildir. Dolayısıyla nükleer silahlarını tartışamadığınız gibi ırkçılığın bir başka türevi ve Araplara yönelik anti semitizm olan Siyonizmi de tartışamazsınız. En azından burada bazı tahditler vardır. Türkiye gibi ülkeleri anti semitizm sopasıyla terbiye edemeyince ve durduramayınca Ermeni soykırımı iddialarıyla durdurmaya yeltenirler. Batılıların yeni yeniçerileri olan liberaller de onların gönüllü ordusunu teşkil eder.
-
2001’deki Durban Konferansı da aynı nedenlerden dolayı boykot edilmiş ve etkisiz kılınmıştı. Durban Konferansında ırkçılığın türevlerinden olan Siyonizmin yeni pratikler geliştirdiği endişesi dile getirilmişti. Siyonizm ırkçılıkla eşitlendiğinde İsrail’in eline hangi manevi silah kalacak? BM, Siyonizmin ırkçı üstünlük iddiasına göre şekillendiğini ve diğerleriyle ilişkilerini bu esasa göre tanzim ettiğini, düzenlediğini ifade etmişti. Bugün İsrail Filistinlilerle tek bir çatı; demokrasi çatısı altında buluşmak istemiyorsa ve Lieberman gibiler 48 Araplarını kendileri için tehlike sayıyorsa bunun nedeni Yahudi üstünlüğüne dayanan Siyonizmdir. Geçmişte dine dayalı seçilmiş millet efsanesinin yerini seküler Siyonizm ideolojisi almıştır. Çift devlet formülünü reddetmelerinin nedeni stratejik korkularıdır ama tek devlet modelini reddetmelerinin nedeni Siyonizm ve onun dayandığı üstün ırk anlayışıdır. Şubat ayında Cenevre’de taslak metni gören Amerikalılar metni hiç hazzetmemiş ve ‘unsalvageable’ yani metnin onarılamaz olduğunu söyleyerek ipe un sermiş ve boykot edeceklerini ilan etmişlerdir. Amerikalıların tutumu üzerine İsrail gölgesi düşmüştür. Bu metin ışığında toplantıya katılamayacaklarını ilan etmişlerdir. Carter’ın ifadesiyle Amerikalılar Cenevre’de İsrail’e bir kez daha hayır demeye cesaret edememişlerdir.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim