1. YAZARLAR

  2. Rasim Ozan Kütahyalı

  3. ABD, İsrail, AK Parti ve Gülen Hareketi
Rasim Ozan Kütahyalı

Rasim Ozan Kütahyalı

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD, İsrail, AK Parti ve Gülen Hareketi

A+A-

 Soner Çağaptay’ı biliyorsunuz. Daha evvel de Çağaptay’a dair birkaç defa yazmıştım. Çağaptay, Türkiye’de yaşananlar üzerine biri Newsweek biri Foreign Policy için iki makale yazdı. İki yazı da evlere şenlik, maksatlı ve kötü niyetli. Çağaptay kasıtlı olarak yalan söylüyor, kasıtlı olarak şu an hizmet ettiği kuruluşun Türkiye politikası doğrultusunda manipülasyon yapıyor. İncelikli bir psikolojik harp dili kullanıyor. Yazdıklarına kendisi de asla inanmıyor. Öyle yazması gerektiği için öyle yazıyor... Bu kavramı kullanacağım hiç aklıma gelmezdi ama söylemek zorundayım; Çağaptay şu an resmen kiralanmış bir kalem. Satılık bir kalem değil çünkü her an başkası da kiralayabilir, bir anda AKP-yandaşı yazılar yazabilir. Entelektüel namus adına utanç verici bir manzara ile karşı karşıyayız. Kemalizmin ve ulusalcılığın radikal düşmanı olan bu adam, ulusalcıların tansiyonunu fırlatacak derecede sert anti-Kemalist bir kitap yazmış; para karşılığı o ulusalcı-statükocu zihniyetin ABD merkez medyasında avukatlığını üstleniyor. Böyle profesyonelliğe lanet olsun, buna profesyonellik mi yoksa entelektüel fahişelik mi denir, ona artık siz karar verin...

Çağaptay’ın kalemini sattığı kuruluş Washington Institue... İsrail sağının fonladığı bir think-thank kuruluşu. Çağaptay da bu sözde think-thank’in “Türkiye uzmanı”. İsrail sağı haliyle şu an AK Parti hükümetinden ve bu hükümetle birleşik olarak gördüğü Gülen hareketinden nefret ediyor. Bu enstitü Türkiye’nin mevcut yarı-askerî Kemalist rejimini destekliyor. O sebeple Ergenekon soruşturması noktasında da bakışı aynen ulusalcılarınki gibi. Türkiye’nin sivilleşmesinden rahatsızlar, İsrail sağcılarının ezeli müttefiki olan generallere dokunulabilmesinden rahatsızlar...

Amerikan sağının birçok aktörü de aynı kanaatte. Mesela ABD’nin Türkiye eski Büyükelçisi Eric Edelman gibi bir çok Amerikalı diplomatın görüşü Çağaptay’ın yazdıklarından farklı değil. ABD “establishment”ının sağ kanadı İslamcı olarak gördüğü AKP’ye ve Gülen hareketine hiç güvenemedi. Bu hareketler “ılımlı İslam” gibi gözükse de gizli ajandalarında anti-Amerikan & anti-İsrail eğilimlere sahipti ABD ve İsrail sağının birçok aktörüne göre. Bu ABD & İsrail lobisinin has adamı, 28 Şubat darbesinin baş aktörü Çevik Bir’in “İslam’ın ılımlısı falan olmaz, ılımlıyım diyen de özünde radikaldir” görüşünün aynen benimsemekteydiler. Amerikan ve İsrail çıkarlarının sadık müttefiki olan generaller her zaman daha sağlam ayak geldi bu sağ-kanat ABD & İsrail aktörlerine. Hele Başbakan’ın “one minute” çıkışından sonra tavırları iyice radikalleşti... Bush yönetimi de 2003-2007 döneminde askerî darbe ihtimaline “objektif” bakan bir yönetimdi. Dick Cheney gibi aktörlere göre ise AKP hükümetiyle kıyaslandığında Ergenekon darbesi ABD çıkarlarına daha uygundu. 27 Nisan darbe girişimi karşısında Bush yönetimi üç gün hiç tepki vermedi. Tayyip Erdoğan’ın net ve dik duruşundan sonra malum demokrasi-yandaşı açıklama yapıldı...

Ortada ironik bir durum var... Türk ulusalcıları habire “ABD, Gülen hareketini destekliyor. Ergenekon soruşturması bir Amerikan operasyonu. ABD Türkiye’ye “ılımlı İslam” modelini dayatıyor. AKP’yi destekliyor” benzeri söylemleri tekrarlıyor. AK Parti ve Gülen hareketini bu söylem üzerinden vurmaya çalışıyorlar. Oysa ABD merkez medyasında ve diplomatik çevrelerinde ağırlıklı ses Çağaptay benzeri zihniyetlerin sesi. Hele 2003-2009 arası tamamen böyleydi. Anti-AKP ve anti-Gülen sesler ağırlıktaydı. Ancak Obama yönetimi sonrası durum dengelenebildi. Aslı Aydıntaşbaş pazartesi günkü yazısında durumu güzel özetledi. ABD “establishment”ında hâlâ kafalar karışık. Net bir tavır hâlâ yok...

Türkiye’nin şu anki dönüşümünde ABD kesinlikle bir aktör değil. Türkiye’de yaşananlar noktasında ABD paralize durumda. Şu yaşadıklarımız çok büyük ölçüde iç dinamikler eliyle ilerliyor. Mustafa Karaalioğlu doğru bir analiz yaptı. ABD’nin kendi çıkarları doğrultusunda bir hükümet darbesini desteklediği ülkelerde hâlâ askerî darbeler oluyor... “Dünya konjonktürü değişti de o yüzden Türkiye böyle oldu” söylemi palavradır. Türkiye, “Artık Yeter!” deme dirayetini gösteren iç dinamikleri sayesinde kendi sivil devrimini gerçekleştiriyor. Dış dünya sadece neler olduğunu anlamaya çalışıyor...

Maalesef özgürlükçü kanatta birçok yazar da ABD’nin Türkiye’deki Ergenekon soruşturmasını desteklediği yönünde, “yer yüzü”nün bu değişimi bize dayattığı yönünde yanlış kanaatler belirttiler. Ulusalcı zırvalıklara malzeme verdiler... Mehmet Altan da Fehmi Koru da daha birçok sevdiğim isim de böyle çok yanlış yazılar yazdı...

Türkiye’nin bu değişim sürecinde temel faktör iç dinamiklerdir. Bu ülkede iç dinamiğin gücü artık dış dinamiği geçmiştir. Hem ABD hem İsrail hem AB paralize durumda Türkiye’yi izliyor... Yarı-askerî rejimin yani Ergenekon zihniyetinin Batılı destekçileri ise hâlâ az değil. Kimse kendini kandırmasın.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT