ABD ile Güven Bunalımı

27.05.2016 16:57
ABD ile Güven Bunalımı
Al Jazeera’ye konuşan üst düzey bir Türkiyeli yetkili, Temmuz’da İncirlik Üssü’nün açılmasından bu yana ABD’nin verdiği sözleri tutmadığını ve artık Suriye sahasında güvenleri kalmadığını söyledi.

ABD Salı günü, Rakka’nın kuzeyinde Suriye Demokratik Güçleri’ni kara gücü olarak kullandığı operasyona başladı. Aslında Rakka’dan önce hedef, Türkiye sınırına yaklaşık 30 km mesafedeki Mumbuç’tu. Ancak Ankara ile Washington arasındaki anlaşmazlık, operasyonda önceliğin Rakka’ya verilmesiyle sonuçlandı.

IŞİD’in Suriye’de en güçlü olduğu Rakka şehrinin kuzeyindeki bölgeyi Türkiye sınırına kadar elinde bulunduran Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) öncü kuvveti YPG, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı kanadı. Kobani’nin alınmasından bu yana Washington’ın YPG ve ardından oluşturulan SDG’ye desteği sürüyor. Yaklaşık 200 Amerikan askerî yetkilisi de, Kobani’de üslenmiş durumda.

Kobani’deki komuta merkezinde bulunan 50 Amerikalı askeri yetkiliye, Nisan ayı sonunda 150 yetkili daha eklenmişti. PYD kaynaklarının Al Jazeera’ye verdiği bilgiye göre hedef Mumbuç’un kontrolünü ele geçirerek IŞİD’in Rakka’dan Türkiye sınırına giden yolunu kapatmaktı. SDG içindeki komutanlardan ve bölgedeki aşiretlerin oluşturduğu güçlü milis grupların liderlerinden, operasyonu yürütmesi için Mumbuç Askeri Konseyi de oluşturuldu. 2015 Aralık ayında, Mumbuç'a 30 kilometre mesafedeki Tışrin Barajı'nı ele geçiren Suriye Demokratik Güçleri, hedeflerinin Mumbuç’a doğru ilerlemek olduğunu duyurmuştu.

Mayıs ayı başında Al Jazeera’ye konuşan Pentagon kaynakları da Rakka’nın nihai hedef olduğunu, bu hedef için öncelikle Mumbuç’ta bir operasyona ihtiyaç olduğunu söylemişti.

PYD’li kaynaklar da, hedeflerinin Mumbuç üzerinden El Bab ve oradan da tek taraflı ilan ettikleri Afrin kantonuna ulaşmak olduğu bilgisini vermişti.

Ancak PYD'nin Fırat'ın batısına geçerek Türkiye sınırında daha fazla alanı kontrol etmesini Ankara 'kırmızı çizgi' olarak tanımlıyor. ABD Türkiye'nin bu hassasiyetine yönelik verdiği sözleri tutmayınca, Türkiye plana itiraz etti. Bu sebeple beklemeye alındı. Zira Amerika’nın, Türkiye sınırı yakınlarındaki Mumbuç’a operasyon düzenlemek Türkiye’nin desteğine ihtiyacı var.

Mumbuç operasyonu ertelendi

ABD'nin neredeyse iki yıldır Suriye sahasında PYD'yi kara gücü olarak kullanması, PKK ile mücadele eden Ankara'nın tepkisine yol açıyor. Bu tepki yetkililer tarafından defalarca dile getirilmesine rağmen Washington'ın tutumunda bir değişiklik olmadı.

Ankara ABD'nin PYD'yi temel alan Mumbuç planına olumsuz yanıt vererek SDG’nin Fırat’ın batısına geçmesini ve Türkiye sınırındaki Carablus’a ilerleme tehdidini engellemek istedi. Bunun yerine Arap ve Türkmenlerden oluşan sınırdaki muhalif birlikleri güçlendirme, hatta eski komutanların yerine yeni isimler atama yoluna gitti.

IŞİD’in elinden aldığı Çobanbey’i dört gün içinde yeniden kaybeden muhalif güçlere güveninin kalmadığını belirten ABD, verdiği kısıtlı desteği de bu bahaneyle kesmişti. Ankara, Mayıs başından bu yana buradaki birlikleri güçlendirip sınır boyunca yeniden harekete geçirmek için çabalarını sürdürüyor. En büyük Türkmen birlik olan Sultan Murad Tugayı’nın komutanı Yusuf Salih, bu çalışmaların sonuç vermek üzere olduğunu söyledi. Salih Al Jazeera’ye, çok yakında sınırı IŞİD’den temizlemek için yeniden harekete geçecekleri bilgisini verdi.

‘PYD ile herhangi bir dolaylı işbirliği söz konusu olamaz’

Amerikan yetkililer ise Carablus konusunda Türkiye ile hemfikir olduğunu; muhalifler ile SDG’nin bu bölgede daha fazla çatışmaya girmesini istemediğini; Mumbuç’ta da operasyon sonrasında kontrolü SDG’nin değil, bölgedeki aşiret liderlerinden oluşan bir konseyin sağlayacağını söyledi. Mumbuç Askeri Konseyi’ne Türkiye’nin de vereceği isimlerin getirilmesi önerisinde bulundu. Konseyin Arap üyeleri Nisan ayında Ankara’ya gelerek planlarla ilgili Türk yetkililere bilgi verdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner da 26 Mayıs’ta yaptığı açıklamada Suriye Demokratik Güçleri'ni çeşitlendirmek istediklerini bir kez daha söyledi. Şedadi'yi IŞİD'den alan bu gücün yüzde 60'ının Kürtler, yüzde 40'ının ise Araplardan oluştuğunu aktardı.

Toner, "çeşitlendirmeyi" isteme nedenlerinin ise IŞİD'den alınacak yerlerdeki nüfusun önemli bölümünün Sünni Araplardan oluşmasından kaynaklı hassasiyetler şeklinde açıkladı.

Ancak son iki yılda yaşanan gelişmelerden dolayı Washington'a güvenini kaybeden Türk askerî ve istihbarat yetkilileri, PYD öncülüğünde gerçekleşecek Mumbuç operasyonuna olumlu yanıt vermedi.

İsminin verilmesini istemeyen üst düzey bir Türk yetkili Al Jazeera’ye “ABD PYD’yi desteklemeye devam ediyor. Artık Suriye’de bunun tersi bir adım görmeden ABD’nin verdiği sözlere güvenemiyoruz. Türkiye topraklarında PKK ile savaşırken, Mumbuç’ta SDG’nin başı çektiği bir operasyonu kabullenmemiz de mümkün değildi. Üstelik PYD ile görüştüğümüz zamanlarda bize verdiği sözleri tutmadı, etnik temizlik yaptı. Dolayısıyla PYD ile herhangi bir dolaylı işbirliği ya da temas söz konusu olamaz. Amerikalı yetkililere bunu anlattık” dedi.

Obama ile Erdoğan telefonda detayları konuştu

Mumbuç üzerinden Ankara ve Washington arasında SDG görüşmeleri sürerken, 17 Mayıs’ta aralarında Lavrov, Kerry ve Çavuşoğlu’nun da olduğu dışişleri bakanları Viyana’da bir araya geldi. Bu görüşmeden iki gün sonra ABD Başkanı Obama Erdoğan’ı arayarak “DAEŞ’in yenilgiye uğratılmasını sağlama amacıyla ortak çaba göstermenin aciliyetini” konuştu. İki lider, “terörle mücadelede işbirliğinin güçlendirilmesini” görüşürken PKK vurgusu da yapıldı.

Aynı Türk yetkili, bu telefon konuşmasının uzun süren anlaşmazlıkların ardından olumlu bir ve yapıcı bir görüşme olduğunu, IŞİD karşıtı atılacak bir adım için ortak bir karara varıldığını söyledi. “Tamamen SDG’siz bir plandan bahsetmek mümkün değil ama Türkiye sınırında istediğimiz tabloyu göreceğiz. Muhaliflere yeniden ciddi bir yardımın gelmesi söz konusu olabilir” diyen yetkili, Obama ile Erdoğan’ın görüşmede sahada atılacak adımları detaylı olarak ele aldığı bilgisini verdi.

ABD’li komutan Votel Kobani’den sonra Ankara’da

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Joseph Votel, bu telefon konuşmasının hemen ardından Kobani’ye giderek SDG yetkilileriyle ve Amerika’nın daha önce varlığını açıkladığı kendisine bağlı altı bin Arap askerin komutanlarıyla görüştü.

Votel'a bu seyahatte eşlik eden Pentagon muhabirlerine göre ABD'li komutan, "Elimizde olanla yolumuza devam etmeliyiz. Önceki deneyimlerimizden mükemmel bir kara gücü elde etmeye çalışmamamız gerektiğini öğrendik. Elimizdeki müttefiklerle çalışmalıyız. Yeni savaşçıların eğitim süresini kısa tutmalıyız" diyerek SDG'yi işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Obama’nın IŞİD’le mücadele özel temsilcisi Brett McGurk’ün Şubat ayında yaptığı Kobani ziyaretini “Biz nasıl güveneceğiz? Ben miyim senin ortağın yoksa Kobani’deki teröristler mi?” sözleriyle eleştirmişti. Daha önce verilen sert tepkiye rağmen Votel’ın bu ziyaretiyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı. Votel, buradan doğrudan Ankara’ya geçerek Genelkurmay Başkanı ve dışişleri yetkilileriyle görüştü.

Bu görüşmelerde, SDG birliklerinin Ankara’yı rahatsız edecek şekilde Fırat’ın batısına, Mumbuç’a geçmeyeceği, operasyonun Rakka’nın kuzeyinden başlayacağı söylendi.

PYD güçleri Rakka’nın kuzeyine kaydırıldı

Bu plandan tatmin olmasa da PYD, büyük destek gördüğü ABD ile işbirliği içinde Rakka’nın kuzeyindeki operasyona başladı. Rakka operasyonu başladıktan sonra Al Jazeera’ye bilgi veren PYD Kobani yetkilisi İdris Nassan, Türkiye sınırına yakın IŞİD kontrolündeki bölgelere vurgu yapmaya devam ediyor:

"Güneyimizden gelen saldırıları önlemek ve sınırımızı güvence altına almak amacıyla Rakka’nın kuzeyinde operasyon başlattık. Şimdilik şehir merkezine doğru ilerlemeyi hedeflemiyoruz. Asıl hedefimiz her zaman Mumbuç ve Carablus’tur. Ancak şimdilik güçlerimizi Rakka’ya kaydırdığımız için buralara yönelmemiz mümkün görünmüyor."

İsmini vermek istemeyen Türk yetkili, ABD’nin sahadaki bu eğiliminin Ankara ile yapılan görüşmelerin yanında bir sebebi daha olduğunu söylüyor: ABD Savunma Bakanı Ash Carter bir senato oturumunda PKK’nın terör örgütü olarak kabul edildiğini söyledi ve ardından PYD’nin PKK ile bağını kabul etti. Bu itirafla birlikte Obama’dan farklı düşünen CIA ve ABD Dışişleri’ni baskısı arttı. Bu sebeple ABD, Türkiye’nin rahatsızlığına daha fazla hassasiyet göstermek durumunda kaldı ve uzun süren anlaşmazlıkta orta yol bulmaya çalışıldı.

‘YPG armalı’ Amerikan askeri

Ancak yetkiliye göre, Ankara olumlu geçen görüşmelere rağmen hâlâ temkinli. Çünkü Washington, Temmuz ayından bu yana Ankara’nın güvenini çok defa sarstı.

Son olarak Rakka operasyonunun üçüncü gününde Ankara’nın tepkisini çeken bir gelişme daha oldu; ABD askerî yetkililerinin Rakka’nın kuzeyindeki operasyon sırasında YPG’lilerin yanında, YPG armasıyla görüntüleri çıktı.

Bakanlık'taki basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook, "Özel operasyon kuvvetleri geçmişte de bazı ortaklarının simgeleri ve kimliklerini belirten işaretleri üzerlerinde taşımıştı" dedi.

Cook, operasyona katılan askerleriyle ilgili “Askerlerin IŞİD’e karşı savaşan güçlere danışmanlık ve yardım görevi bulunuyor. Askerler desteklerini, becerilerini ve kabiliyetlerini bu güçlerin etkinliğini geliştirmek için sunuyorlar. Askerlerimiz ön safta yer almıyor, bu savaşa öncülük etmiyor” ifadelerini kullandı.

‘İncirlik için verilen sözler tutulmadı’

PYD sorunuyla yaşanan gerginlik sürerken güvenin sarsıldığı en önemli nokta, İncirlik’in açılması karşılığında verilen sözlerin tutulmaması oldu. İncirlik’in açılması karşılığında Ankara uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge istemişti ancak Washington bu taleplere hiçbir zaman net bir olumlu yanıt vermedi. Ancak yetkilinin verdiği bilgiye göre, sınır hattı boyunca muhaliflere hem hava operasyonları, hem mühimmat desteği vereceği konusunda söz verdi. Ancak İncirlik Temmuz ayında açılmasına rağmen, muhaliflere destek konusunda ciddi bir adım atmadı.

Muhaliflerin sınır bölgesini IŞİD’den temizlemesi için askeri heyetler neredeyse her hafta bir araya gelerek harita üzerinde detaylı planlara çalıştı. Ancak uzlaşmaya varılan bu planlar, Amerika sözünü tutmadığı için hiçbir zaman hayata geçmedi.

Ankara bu konudaki rahatsızlığını Eylül itibariyle dile getirmeye başladı.

Erdoğan Obama’ya ‘güvenimizi kaybettiniz’ dedi

Kasım ayında Antalya’da düzenlenen G20 zirvesinde Erdoğan ile Obama bir araya geldi. Bu görüşmede Erdoğan, ABD Başkanı’na artık ülkelerine güvenleri kalmadığını, fikren koalisyona bağlı olmakla birlikte artık Türkiye’nin de sınırını korumak için hava operasyonlarına başlayacağını söyledi.

Ancak bu konuşmadan yaklaşık on gün sonra Türk hava sahasını birçok kez ihlâl eden Rus uçağı düşürülünce, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik olası hava operasyonları da başlayamadı.

Bu tarihten sonra yapılan planlar konusunda Türkiye, NATO müttefiki de olan Amerika’ya temkinli yaklaştı. Al Jazeera’ye son birkaç aylık süreci “Üzerinde çok daha fazla çalışılmış olan planlar bile hayata geçmemişken, üstelik ABD PYD ile işbirliğini artırmışken neden güvenelim?” diyerek özetleyen Türk yetkiliye göre, bu süreçte kara operasyonu hiçbir zaman gündeme gelmedi.

Türkiye topraklarında PKK ile mücadelesini sürdüren orduyu IŞİD ile sıcak savaşa sokmamaya kararlı olduklarını anlatan yetkili, Süleyman Şah türbesinin taşınması için bile haftalarca çalışıldığını ve daha büyük riskler almanın şu an için söz konusu olmadığını söylüyor.

Rusya’da yumuşama, İran’da memnuniyetsizlik

17 Mayıs’ta Viyana’daki görüşme sonrası ABD’ye Nusra Cephesi’ne ortak operasyon düzenleme önerisinde bulunan Rus Savunma Bakanlığı, ABD’nin bu öneriye olumsuz yanıt vermesinin ardından tam ters yönde bir açıklama yaptı; Nusra Cephesi’ne yönelik operasyonlara ara vereceğini duyurdu. Aranın ne kadar süreceğiyle ilgili ise detay vermedi. Sadece, bu sırada Nusra ile aynı cephede savaşan muhaliflerin ayrılmasını bekleyeceği bilgisini verdi.

Rusya, 27 Şubat’ta başlayan çatışmaların durdurulması kararına rağmen Nusra ve IŞİD’le mücadele ettiğini ileri sürerek hava operasyonlarına devam etmiş; rejimle birlikte şehir merkezlerini, hastane ve okulları vurmuş ve onlarca sivil hayatını kaybetmişti.

Rusya’nın Türkmendağı ve Bayırbucak bölgesinde 2015 sonunda düzenlediği ağır bombardıman sonrası, etkisini askerî olmasa da siyasi alanda sürdürüyor. Suriye Türkmen Meclisi Bayırbucak sorumlusu Usame Solak artık eskisi gibi bombaların düşmediğini, ancak Rusya’nın ele geçirdiği bölgelerde görevli yetkililer üzerinden kontrolü sağlayarak fiili bir durum yarattığı bilgisini verdi.

Körfez dışişleri bakanları Moskova’daydı

Düşen petrol fiyatlarından ekonomisi olumsuz etkilenen Rusya’nın hava operasyonlarında geri adım atıyor. Ancak ABD ile sıklaşan görüşmeler ve PYD’ye verdiği destekle siyasi etkisini aktif olarak sürdürüyor.

Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları da Perşembe günü Moskova’daydı. Lavrov ile Suriye’de savaş başladığından bu yana dördüncü kez bir araya gelen Körfez İşbirliği Teşkilatı dışişleri bakanları, siyasi geçiş için atılabilecek adımları ele aldı.

Al Jazeera’ye Suriye üzerinde varılan Rus-Amerikan mutabakatını yorumlayan bir Türk diplomat, Esed’in en güçlü destekçilerinden İran’ın Rusya’nın ABD’ye yaklaşan tutumu sebebiyle hayal kırıklığına uğradığını söyledi. Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın bu gerekçeyle sahadaki görünümünü artırdığını belirtti. Rusya’nın da aslında uçağın düşürülmesinden sonra defalarca Türkiye’nin hava sahasını ihlâl etmiş olduğunu kanıtlandığı için, manevra alanının daraldığı bilgisini verdi. Bu sebeple askeri alanda geri adım atan Rusya, siyasi alandaki etkinliğini rejim bölgeleri ve PYD üzerinden artırmaya devam ediyor.

Kaynak: Al Jazeera

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim