1. YAZARLAR

  2. Ali H. Aslan

  3. ABD, Ergenekon'un neresinde?
Ali H. Aslan

Ali H. Aslan

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD, Ergenekon'un neresinde?

A+A-

Türkiye'de kimilerinin 'ABD Ergenekon'un neresinde?' sorusuna cevabı belli: Ergenekon soruşturması ve davası, aslında bir Amerikan projesi. Washington'da yıllardır Amerikan yönetimlerinin Ergenekon şöyle dursun, genel olarak Türkiye konusundaki boşluklarına şahit birisi olarak, böyle komplo teorilerine sadece tebessüm ediyorum.

Her şeyden evvel, genellikle abartılı bir güç isnat etme hatası yaptığımız ABD'nin, Türkiye'ye ilişkin bu derece kapsamlı ve riskli bir proje yürütecek kabiliyeti olduğuna inanmıyorum. Buna, 11 Eylül ve Irak Savaşı'ndan sonra kifayetsizlikleri ayyuka çıkan istihbarat teşkilatları da dahil. Hatta ABD'nin Ergenekon sürecini kamçılamak şöyle dursun, elinden gelse yatıştırmak isteyeceğini iddia edebilirim.

Özellikle Ergenekon soruşturmasının ordunun en üst kademelerine tırmanması, eminim ki Washington'da birçoklarını tedirgin ediyor. Bunlar, sadece 'İslam'a karşı savaş' ruh haletiyle tıpkı Türkiye'deki ahbapları gibi laikliğin teminatı olarak gördükleri ordunun itibarını ve siyasi nüfuzunu kaybetmesini istemeyen malum kesimler değil. NATO'daki kilit konumundan dolayı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden neşet eden iç arızaları mümkün mertebe örtbas etme ve ses çıkarmama eğilimindeki Soğuk Savaş ekolü de benzeri çizgide olabilir.

Haddizatında Türkiye'de insan hakları ve demokrasinin kökleşmesini engelleyen girişimlere Washington'dan çıkan muhalif sesler genelde cılız kalmıştır. Son örneklerine 28 Şubat ve 27 Nisan post-modern darbe süreçlerinde şahit olduk. Amerikalılar, Türk Silahlı Kuvvetleri ve arka bahçesindekilerin köşeye aşırı sıkışması ya da kontrollü şekilde gaz boşaltamaması halinde ülkenin derin bir istikrarsızlığa sürüklenmesinden endişe ederler. Türkiye'yle ortak projelerden ve stratejik konumundan dolayı, bunu ulusal çıkarlarına uygun görmezler. Washington'da 'Aman orduyu ve himayesindeki devlet içi ve dışı grupları fazla kızdırmayalım ve karşımıza almayalım' refleksinin hâlâ baskın olma nedenlerinden biri budur. Söz konusu grupların 'Ilımlı İslam' projesi yürüttüğü paranoyası ile ABD'ye son yıllarda artan kızgınlığı, bu refleksi ziyadeleştiriyor.

Amerikan yönetimiyle temaslarımda Ergenekon olayının derinliğini pek anladıkları izlenimine kapılmadım. Veya işin ciddiyetinin farkında olduklarından, yukarıda izah etmeye çalıştığım maslahatlarla, fazla renk vermiyor, en azından bir iç hesaplaşmaya bulaşmak istemiyor da olabilirler.

Bu hafta bir meslekdaşımız, Amerikalı bir sözcüden 'Davayı endişe ile izliyoruz' demecini almış. Bu tür bir söylem, Washington yönetiminin Türkiye'de özellikle Ergenekon gibi sistem içi sorunlarda etliye sütlüye karışmama prensibiyle örtüşmediğinden, Amerikan hükümetinden kaynaklarımı 'endişe' tabirini açıklığa kavuşturmaları için aradım. Sözcünün o anlamda bir söz sarf etmiş olduğuna inanamadılar. Çok şaşırdılar. Bir tercüme hatası olabileceğini ifade ettiler. Aslında 'endişe', Ergenekon davası bağlamında farklı anlamlar yüklenebilecek bir kelime. Acaba davanın yürütülüş şekli mi endişe konusu? Yoksa Ergenekonculara ilişkin suçlama ve delillerin vahameti mi?

Sorularım karşısında, bir başka sözcü, Avrupa dairesindeki amirlerine danışarak, bir nevi düzeltme mahiyetinde, Ergenekon davasına ilişkin içinde 'endişe' geçmeyen şu beyanatı yaptı: 'Bu, Türklerin bir iç meselesidir. Türkiye'nin anayasal prensipleri olan hukukun üstünlüğü, demokrasi ve laiklik ile uyumlu şekilde çözüme kavuşturulacağını umuyoruz. Türkiye'de reform sürecini desteklemeye ve bölgede ortak çıkarlar doğrultusunda Türk hükümetiyle yakın çalışmaya devam ediyoruz.'

Görüldüğü gibi, ABD hükümetinin Ergenekon davası konusundaki yorumu, tıpkı AK Parti'ye kapatma davasında olduğu gibi, klasik 'ne şiş yansın ne kebap' geleneğinin ve her tarafa çekilebilecek şifreli mesajların son bir örneği olmaktan öteye gidemiyor. 'Demokrasi' ve 'reform süreci' vurguları, Ergenekon'un üstüne gidilmesini isteyen reformist kesimlere destek mahiyetinde anlaşılabilir. Ergenekon sürecinin demokratik bir ülkeye daha yaraşır şekilde, mesela daha şeffaf yürütülmesi iması olarak da değerlendirilebilir. Öte yandan Amerikalıların 'laiklik' bahsiyle, davadan rahatsız olan laikçi kesimlere de sempati mesajı verdiği düşünülebilir.

Bu arada, Amerikan yönetiminin bir kriminal dava olan Ergenekon'un 'laiklik'le uyumlu şekilde çözümüyle neyi kastettiğini de pek anlamış değilim ya, neyse. Yani acaba, mesela laiklik adına işlenen bazı suç eylemleri varsa, 'laikliğin yüzü suyu hürmetine' fazla ceza verilmemesi 'laiklikle uyumlu bir çözüm' olarak addedilebilir mi?..

Açıkçası, Ergenekon davasına ilişkin beyanat alma sürecinde gazeteci olarak yaşadıklarım ve ortaya çıkan malzeme bende Amerikan yönetiminin bu konuda konuşmaya yeterince hazırlık yapmadığı ve koordine olmadığı izlenimini oluşturdu. Bütün bu operasyonu yürüttüğü iddia edilen bir devlet, böyle bir söylem kargaşasına nasıl duçar olabilir?

Uzun lafın kısası, ABD hükümeti Ergenekon davasını ve yansımalarını şimdilik sadece izlemekle yetiniyor. Ergenekon konusu, ABD'nin Türkiye gündeminin üst sıralarında değil. Resmî görüşmelerin konusu hiç değil. Gelişmeler iç istikrarı ya da demokrasiyi ciddi boyutta tehdit edecek noktaya gelmediği sürece de, ABD müdahil olmaz.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum