AB ile Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti Arasında Bayrak Krizi

30.12.2008 21:41

İbrahim Sediyani

Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı, yeni yılın ilk günüyle birlikte Çek Cumhuriyeti’ne geçti. Bugün, 1 Ocak 2009, aynı zamanda Çekoslovakya devletinin Çek ve Slovak olarak ikiye bölünmesi ve Çek Cumhuriyeti’nin kurulmasının 16. yıldönümü. AB Dönem Başkanlığı’nı Fransa’dan devralan Çek Cumhuriyeti, bu birliğe 1 Mayıs 2004 tarihinde katılmıştı.

Ancak birliğe katıldığı günden beri AB ile çeşitli sorunlar yaşayan Çek Cumhuriyeti’nin dönem başkanlığını devralması da problemli oldu. Özellikle Çekler ile AB arasında yaşanan “bayrak krizi”, bu sorunlar arasında en çok konuşulanı oldu. Yeni yılı “bayrak krizi” ile karşılayan Avrupa Birliği’nin en önemli gündem maddesi de şu anda bu.

AB – ÇEK BAYRAK KRİZİ

AB Dönem Başkanlığı'nı 1 Ocak 2009'dan itibaren 6 ay süreyle üstlenen Çek Cumhuriyeti ile AB arasında yaşanan ve “bayrak krizi” olarak medyaya yansıyan olayın başlangıcı 4 ve 5 Aralık günlerine uzanıyor.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Hans – Gert Hermann Pöttering başkanlığındaki AP Başkanlık Divanı ve AP’deki siyasî grup temsilcileri, her dönem başkanlığı öncesinde olduğu gibi bir sonraki dönem başkanı olacak olan Çek Cumhuriyeti’ni ziyaret etmek amacıyla başkent Prag (Praha)’a giderler. AP Başkanlık Divanı, ilk olarak 4 Aralık’ta Başbakan Mirek Topolánek ve 5 Aralık’ta da Cumhurbaşkanı Prof. Václav Klaus ile bir araya gelirler. Bu ziyaretten sonra AP yetkililerinin Cumhurbaşkanı Klaus ile başka bir temasları olmaz. (1)

Alman Hristiyan Demokratik Birlik (CDU) partisinden Pöttering başkanlığındaki AP Başkanlık Divanı’nın 4 Aralık’ta Demokratik Vatandaş Partisi (ODS)’li Çek Başbakanı Topolánek ile yaptığı görüşmede bazı AP siyasî grup temsilcileri binalarda AB bayrağı olmamasına tepki duyarlar. (2) Aynı gün verilen yemekte Cumhurbaşkanı Klaus ile bir araya gelen temsilcilerden AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Daniel Cohn - Bendit, Klaus’un oturduğu masanın üstüne içinde AB bayrağı olan hediye paketini koyarak “Sizin ne kadar AB’yi sevdiğinizi biliyorum. Bu hediyeyi size vermemi kabul edin” der. Bunun üzerine ortam bir anlamda gerilir. Ancak esas tartışma soru - cevap bölümünde ortaya çıkar. Bilhassa AP Başkanlık Divanı’nda yer alan Alman ve Fransız milletvekillerinin Klaus'a yönelttikleri sorular gerginliğin çıkmasına yol açar. (3)

Cohn - Bendit, Klaus’a, “İrlanda’da yapılan Lizbon Anlaşması referandumunda olumsuz sonuç çıkmasında rol oynayan Declan James Ganley ile aranızda nasıl bir siyasî ilişki bulunuyor? Ganley’i maddî yönden destekliyor musunuz?” sorusunu yöneltir. Soruya sinirlenen Klaus, “Nasıl konuşuyorsunuz? Kimse burada böyle tonda konuşmadı. Burası Paris’in barikatı değil. Ben kalkıp AP Yeşiller grubunun kimler tarafından finanse edildiğini size soruyor muyum? Bu tavırlar Sovyetler Birliği zamanını hatırlatıyor” der. Pöttering de Cohn - Bendit’i destekleyerek “AB ile Sovyetler Birliği’ni aynı tasa koymak kabul edilemez bir yaklaşım” diye konuşur. (4)  AB yetkilileri, birlik içindeki temayüllere göre dönem başkanlığını üstlenen üye ülkenin, cumhurbaşkanlığı sarayına ulusal bayrağıyla birlikte AB bayrağını da çektiğini anımsatarak Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Klaus’un sözlerini “talihsiz bir açıklama” olarak değerlendirir. (5) Klaus, bayrak krizinin ardından ikinci bir olaya daha imza atarak kendisini ziyaret eden AP üyeleriyle yaptığı görüşmeyi kaydederek basına açıklamıştır. Bu davranış AP temsilcilerini büsbütün çileden çıkartır. Görüşmenin Çek basınında yer almasının ardından bir açıklama yapan Daniel Cohn - Bendit, “Bu çılgın görüşme sırasında Cumhurbaşkanı Klaus paranoyak bir durumdaydı. Görüşmenin kaydedilip basına verilmesini de anlamak mümkün değil” der. AP Başkanı Pöttering de, “AB Parlamentosu’nun 30 yıllık tarihinde böylesine çirkin bir olayla ilk kez karşılaşıyorum” şeklinde konuşur. AB ve AP’den gelen eleştiri ve uyarıları ciddiye almayan Klaus, sekreteri vasıtasıyla yaptığı açıklamada, AB Dönem Başkanlığı’nın “olağanüstü bir olay” olmadığını, “6 ay boyunca üye ülke heyetlerinin biribirlerine çok sayıda güzel hediyeler verecekleri bir şenlik” olduğunu dile getirir. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Paul Stéphane Sárközy de Nagybócsa da tartışmaya müdahil olur ve Çek Cumhuriyeti’ni eleştirir. (6) Çek Cumhuriyeti'nin, İrlanda’nın yanı sıra Lizbon Anlaşması'nı onaylamamış ikinci üye ülke olduğuna işaret eden siyasi gözlemciler, AB karşıtı olarak tanınan Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus’un “provokatif” bazı açıklama ve eylemleriyle Lizbon Anlaşması’nın onaylanmasını erteletmeyi planladığını iddia ederler.

AB’ye girdiği 2004’ten beri yaptığı “asiliklerle” birlik içindeki Fransa ve Almanya gibi ağabeylerinin canını sıkan Çek Cumhuriyeti’nin bu kez Brüksel’le bayrak kavgasına tutuşması ortamı iyice gerer. AB’nin geleceğini belirleyecek Lizbon Anlaşması’nı hâlâ onaylamaması ve küresel ısınmaya karşı birlik içinde alınması planlanan önlemlere taş koyması nedeniyle “sabıkalı” olan Çek yönetimi, Prag Kalesi’ne AB bayrağı asmayınca kriz çıkar. 1 Ocak’ta AB Dönem Başkanlığı’nı Fransa’dan devralan Çek Cumhuriyeti’ni ziyaret eden AP heyeti, başkentin tarihî simgesi ve cumhurbaşkanlığı konutu olan Prag Kalesi’nde sadece Çek bayrağının dalgalandığını, ancak AB bayrağının bulunmadığını fark edince çılgına dönerler. AB’ye muhalifliğiyle bilinen Klaus’un bu tavrı, Fransa Cumhurbaşkanı Sarközy’yi adeta küplere bindirir.

Sarközy “AB bayraklarının asılmaması birlik için bir yara, bir rezalettir” tepkisini gösterir. AP Başkanı Hans - Gert Pöttering de bir an önce kaleye AB bayrağı dikilmesi gerektiğini söyler. Uyarılara tepki gösteren Klaus ise “Heyetteki Alman Yeşiller üyesi Daniel Cohn - Bendit bana ‘Sizin bu konudaki fikriniz umurumda değil’ dedi. Bu tavır bana demokrasiyi değil, Sovyet dönemini hatırlattı. Kale, devletimizin simgesidir. Bu tarihî simgeyi ne olursa olsun değiştirmeyiz” çıkışını yapar.

Çek Dışişleri Bakanı Karl Johannes Nepomuk Josef Norbert Friedrich Antonius Wratislaw Mena Prinz zu Schwarzenberg (ismi tam böyle), Çek Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nı yabancı bir liderin eleştiremeyeceğini söyleyerek, “Kale, Çek Devleti’nin simgesidir, AB’nin değil. Bayrak asmamız için bağlayıcı bir kanun yok” açıklamasını yaparak cumhurbaşkanına destek verir. (7)

KLAUS HER AÇIDAN HAKLI

Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Václav Klaus’un AB’ye “rest çeken” tavrı ve cumhurbaşkanlığı binasıyla Prag Kalesi’ne AB bayrağı çekmeyi reddetmesinin, “AB bayrağı bizi temsil etmiyor, ulusumuzu temsil eden tek bayrak Çek Cumhuriyeti bayrağıdır” demesinin arkaplanında hangi sebepler yatmaktadır? Klaus’un ortaya koyduğu tavır üç ayrı açıdan yorumlanabilir:

1 – AB bayrağının siyasî anlamda Çek Cumhuriyeti’ni temsil etmemesi,

2 – AB bayrağının dînî anlamda Çek Cumhuriyeti’ni temsil etmemesi,

3 – Yıllarca Komünist birlikte kalmış ve Sovyet baskısı yaşamış olan Çek ülkesinin yeni bir birliğin baskısını ve bu birlik içinde erimeyi kabul etmemesi.

Cumhurbaşkanı Klaus’un ortaya koyduğu tavrın sebebinin bu üç seçenekten hangisi olduğunun / olabileceğinin arayışında değiliz. Zira Cumhurbaşkanı’nın yaptığı savunmaya ve açıklamalarına bakılırsa, tavrının arkasında her üç seçeneğin de olduğu rahatlıkla fark edilecektir. Sebep, bu üçünden biri değil, hepsidir.

Peki Çek Cumhurbaşkanı haksız mıdır? Hayır, haklıdır. Her üç durumda da Klaus’un ortaya koyduğu tavır, doğrudur. Bunu anlayabilmek için seçenekleri biraz açalım:

ÇEK BAYRAĞI – AB BAYRAĞI

Bugünkü Çek Cumhuriyeti toprakları, I. Dünya Savaşı (1914 – 18)’na kadar Avusturya – Macaristan İmparatorluğu sınırları içindeydi. Savaş sonunda 1918 yılında imparatorluk yıkılınca, bu büyük devletin bakiyesi olan beş coğrafya, Bohemya, Moravya, Slovakya, Şilezya ve Karpat Rutenya adlı coğrafyalar birleşerek 28 Ekim 1918’de “Československo” (Çekoslovakya) adıyla yeni bir ülke kurdular. Ülke, II. Dünya Savaşı (1939 – 45) sırasında Nazi Almanyası tarafından işgal edildi. 1945 – 90 arası komünist blokta kalan ülke, Komünizm’in yıkılmasından sonra 1 Ocak 1993’te “Česká” (Çekistan, Çekya) ve “Slovensko” (Slovakya) olarak ikiye ayrıldı. Bu ayrılma sonucunda Slovakya tarafı “yepyeni bir ülke” olarak dünya haritasında yerini alırken Çekoslovakya’nın tüm hakları Çek Cumhuriyeti’ne geçti, o devletin devamı olarak Çek tarafı görüldü. (8)

Bohemya ve Moravya olmak üzere iki ayrı coğrafyadan meydana gelen bugünkü Çek Cumhuriyeti’nin bayrağı, bölünmeden önceki Çekoslovakya bayrağıdır. Üst yarısı beyaz, alt yarısı kırmızı ve sol tarafta da onlarla kesişen mavi bir üçgen vardır. Bayraktaki beyaz ve kırmızı, Bohemya bayrağından alınmadır. Çek bayrağındaki maviyi kaldırın, Bohemya bayrağı olur. Tarihî Bohemya bayrağı, bugünkü Polonya bayrağıyla aynıdır. Zaten Bohemya ve Lehistan, komşu coğrafyalardır. Tarihî Moravya bayrağı ise, beyaz – kırmızı olan Bohemya bayrağının sarı – kırmızı şeklidir. Bohemya bayrağındaki beyazı sarıya boyayın, Moravya bayrağı olur.

28 Ekim 1918’de Çekoslovakya devleti kurulduğunda bayrağı beyaz – kırmızı idi. Mavi üçgen yoktu ve bugünkü Polonya bayrağıyla aynıydı. Bu bayrağa hem Çekoslovakya’nın bir parçası olan Slovakya, hem de bu ülkenin kuzey komşusu olan Polonya (Lehistan) uzun süre itiraz ettiler. Slovakya’nın itirazı, Çekoslovak bayrağının Slovak halkını temsil etmediği, hatta bırakın Slovak halkını, Çek halkını bile tümüyle temsil etmediği ve yalnızca Çek topraklarının Bohem kesimini yansıttığı yönündeydi ki tamamen haklıydılar. Ancak komşu Polonya’nın derdi başkaydı; onlar, Çekoslovakya bayrağının Polonya bayrağıyla aynı olmasına karşı çıkıyorlardı. O dönemde iki bayrağı biribirinden ayırt eden tek nokta, Polonya bayrağındaki beyaz ile kırmızının 5:8 ölçüleri içinde, Çekoslovakya bayrağındaki aynı renklerin ise 2:3 ölçüleri içerisinde işlenmiş olmasıydı.

1918’de kurulan devlet ilk iki yıl boyunca bu bayrak tartışmalarını yaşadı. Nihayet 30 Mart 1920 tarihinde Çekoslovakya bayrağına Slovakya’yı temsilen mavi üçgen eklendi. (Mavinin niçin Slovaklar’ı simgeledini anlamak için bugünkü Slovakya bayrağına bakmak yeterlidir)

30 Mart 1920’de doğan Çekoslovakya bayrağı, 1 Ocak 1993’te bu devletin bölündüğü ve Slovakya ayrıldığı halde Çek Cumhuriyeti bayrağı olarak hiç değiştirilmeden yaşatılmaya devam edildi. Bayrağın değiştirilmemesinin gerekçesi ise insanlığa örnek olacak bir incelikti: “1918’den 1993’e, tam 75 yıl boyunca Slovak halkı ile aynı devletin çatısı, aynı bayrağın gölgesi altında yaşadık. Ve kardeş gibi yaşadık. Onlar şimdi bizden ayrılmış olsalar bile, biz onlarla birlikte olduğumuz yılların hatırâsını silmek istemeyiz. Onlarla kader birliği yaptığımız yılların anısına, onları bayrağımızda yaşatmaya devam edeceğiz.”

Gelelim 12 yıldızlı AB bayrağına…

Avrupa Birliği (AB) bayrağı, azur mavisi üzerinde yer alan sarı renkteki ve beş köşeli 12 yıldızdan oluşur. İlk defa 29 Mayıs 1986’da Belçika’nın ve aynı zamanda AB’nin başkenti olan Brüksel’de göndere çekilmiştir. Birliği temsilen bir bayrak çizilmesi fikri ise, 18 Ağustos 1950 tarihine kadar uzanır.

AB bayrağının neyi sembolize ettiğine dair resmî görüş şöyledir: Mavi, gökyüzünü simgeler. 12 yıldız ise, birlik üyesi ilk 12 ülkeyi. Ancak 12’den sonra birliğe yeni ülkeler dahil olduğu 12 sayısı değiştirilmemiş ve sürekli olarak bu sayıda kalınmasına karar verilmiştir.

Ancak Avrupalılar, ortaya attıkları bu yalana kendileri bile inanmadıkları için, dünya halkları da inanmamışlardır. Herkes biliyor ki, AB bayrağının kaynağı Hristiyanlık inancıdır.

Mavi, Hristiyanlık’taki geleneksel mavi pelerini temsil eder. Bayraktaki 12 sarı yıldız ise bir görüşe Hz. İsa (as)’nın 12 havarisi, bir görüşe göre de İncil’deki şu âyettir: “Ve gökte yüce bir belirti görüldü. Güneşi kuşanmış bir kadın, ayaklarının altında ay, başında ise 12 yıldızlı bir tac.” (9)

Şimdi bu bilgiler ışığında Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Václav Klaus’un AB bayrağına rest çekmesini ve “AB bayrağı bizi temsil etmiyor” demesini daha sağlıklı bir biçimde tahlil edebiliriz.

Şayet AB bayrağının sembolize ettiği değerler, siyasî içerikli resmî iddia ise, Çek Cumhurbaşkanı haklıdır. Haklıdır, çünkü Çek Cumhuriyeti AB üyesi ilk 12 ülkeden biri değildir. Bu durumda bayraktaki hiçbir yıldız Çek halkını temsil etmemektedir.

Yok eğer AB bayrağının sembolize ettiği değerler, dînî içerikli olan gayr-i resmî iddia ise, yani kaynağını Hristiyanlık inancından alıyorsa Çek Cumhurbaşkanı yine haklıdır. Haklıdır, çünkü Çek Cumhuriyeti halkının yarısı bile Hristiyan değildir. Çek Cumhuriyeti’nde nüfûsun sadece % 29’u Hristiyanlik dînîne mensuptur.

Çek Cumhuriyeti, AB üyesi ülkeler arasında Estonya’dan sonra en büyük ateist nüfûsu barındıran ülkedir. Halkın yarısından fazlası (% 59) ateisttir, Allâh’a inanmamaktadır. % 26, 8’lik bir kesim Hristiyan – Katolik, % 2, 3’lik küçük bir kesim de Hristiyan – Protestan’dır. Bunun haricinde % 3, 2’lik bir bölüm de başka dînlere mensuptur. Çek Cumhuriyeti’nde 7 bin Budist, 5 bin Yahudî ve 3 bin 700 Müslüman yaşar. (10)

Ayrıca “psikolojik” olan üçüncü seçenek de hafife alınmamalıdır. Yıllar boyu bir birlik (Komünizm) içinde yer alan ve üye olduğu birlik tarafından sürekli olarak siyasî ve hegemonyacı baskıya maruz kalan bir devletin aynı şeyleri tekrar yaşamak istememesinden daha doğal ne olabilir?

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

Dipnotlar:

(1) : Vaclav Fights the Dragon, www.brusselsjournal.com, 15.12.2008
(2) : Can Václav Klaus Put the Brakes on Europe?, Jan Puhl, www.spiegel.de, 18.12.2008
(3) : Meeting Between Václav Klaus,
President of the Czech Republic, and Members of the Conference of the Presidents of the European Parliament, www.free-europe.org, 07.12.2008
(4) : Cohn – Bendit vs Vaclav Klaus, www.dlr39.canalblog.com, 06.12.2008
(5) : Vaclav Klaus Agressé Par Dany le Rouge, www.libres.org, 24.12.2008
(6) : Sarközy
Critique Sévèrement le Président Tchèque Vaclav Klaus, www.gaelle.hautetfort.com, 16.12.2008
(7) : Çekler AB’ye Bayrak Açtı, Vatan Gazetesi, 17.12.2008
(8) : Çek Cumhuriyeti Üzerine Sosyolojik Anekdotlar, www.haksozhaber.net, 26.12.2008
(9) : İncil, Vâhiy 12, 1. Âyet
(10) : Çek Cumhuriyeti Üzerine Sosyolojik Anekdotlar, www.haksozhaber.net, 26.12.2008

  • Yorumlar 4
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim