1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. 90 Yıllık Kemalist Dayatmalar ve Dersim Gümbürtüleri..
90 Yıllık Kemalist Dayatmalar ve Dersim Gümbürtüleri..

90 Yıllık Kemalist Dayatmalar ve Dersim Gümbürtüleri..

Selahaddin E. Çakırgil gündemi yorumladı:

A+A-

Birileri, kendi aile büyüklerinin, dede- nine veya anne-babalarının, kardeşlerinin ölüm tarihlerini bile pek bilmez ve onların nasihat ve vasiyetlerini gözönünde bulundurmaz iken; üççeyrek yüzyıl önce ölen bir siyasetçinin ardından, resmî ideoloji gereği, bir takım psikolojik vehimler ve korkularla, 10 Kasım günü resmî ağlama törenlerini tertiblerler, ne mânâya geldiğini bilmedikleri veya düşünmedikleri ya da inanmadıkları bir takım tumturaklı laflar ederler.

Bu sene de öyle oldu..

Üstelik, o resmî ideolojik söylemlere geçmişte iğreti bakmış, dudak bükmüş ve onlardan uzak durmaya çalışmış nice ‘devletliler’in bile, bugün geçmişteki o tavırlarıyla çelişen şekilde sıcak beyanlarda bulunmaları ve dayatmacı resmî söylemleri âdetâ benimsiyormuş gibi tekrarlamaları üzüntü verici..

Hele de, 14 sene öncelerde, dönemin C. Başkanı A. N. Sezer’in başlattığı ve bir ‘laik sünnet’ halinde sürdürdüğü saçma uygulamayı, daha sonra hem Abdullah Gül’ün, hem de Tayyîb Bey’in tekrar etmeleri ve bir mezardakine hitaben bir deftere, o ölüye hitaben yazılanları, sanki o mekandaki ölü, sonra okuyacakmış gibi ve de hesab verir gibi bir hava içinde yazmaları ve sadece ölüm günlerinde değil, her vesileyle o mekana koşup bu tuhaf alışkanlığı tekrarlamaları ve orada yazdıklarını sadece oradaki hazırûna değil, tv. ekranlarından yüksek sesle okumayı, yani o ‘laik sünnet’i devam ettirmeleri, gerçekten esef edilecek traji-komik bir durumdur.

T. Çiller de giderdi, o mekana, başbakanlığı döneminde ve oraya bir şeyler yazar ve ama, hiç değilse yazdıklarını okumazdı. Ancak, yazdıkları sonra görüntülenirdi. Ki, bir defasında, yazısını, orada yatana hitaben, ‘Görüşmek ümidiyle..’  diyerek bitirdiği sonradan anlaşılmış ve epeyce gırgır konusu olmuştu.

Türbe ve mezarlarda dua edenleri kınayan ve bu durumu çağdışılık olarak niteleyen laiklerin kendilerinin de bir ‘laik kutsal’ oluşturma çabası içinde olduklarını görememeleri, bir ayrı trajik-komik durumdur.

Böyle bir ilkel uygulamayı, dünyada, bugün, Türkiye’deki uygulamayı örnek almışcasına, yakın bir komşumuzdaki bir başka liderin ölüm yıldönümlerinde yapılan anma törenleriyle, Kuzey Kore’den başka bir yerde görmek mümkün değil, sanıyorum.

‘Belki, bir takım gerçek veya hayalî belâları defetmek için yapılmıştır..’ şeklindeki yorumlarla mâzur gösterilmeye çalışılan bu komikliklerden sadece ülkemizi ve halkımızı değil, en üst makamlarda bulunanların kendi şahsiyetlerini de kurtarmaları temennisiyle..

*

Bu satırların sahibi, her hatırlayışında rahmet dilekleriyle andığı babasının da, onyıllarca önce bir 13 Kasım günü vefat ettiğini bu vesileyle hatırlıyor.

Ama, bu yıl biraz daha değişik bir haberle karşılaştım..

Tam da, kemalist laiklerin uydurduğu ve nicelerinin de isteyerek veya istemiyerek teslim oldukları o acaib ‘resmî laik sünnet’in tekrarlandığı saatlerde Osman emmimin vefat ettiği haberi ulaştı. Allah rahmet eyleye..

Osman emmimden çok az, ama, çok önemli bir şey öğrenmiştim.

Henüz ilk çocukluk yıllarımda, o askerlik hatıralarını anlatırdı arkadaşlarına ve ben de dinlerdim. Ancak, emmim ikide bir ’dersim’ kelimesini kullanırdı.

Yazının Devamı >>>

HABERE YORUM KAT