+90 kilometrede örtünmek...

08.01.2010 13:32

Sibel Eraslan

Arkadaşımız Nihal Bengisu’nun Suudi Arabistan’daki geziye iştirak edemeyişi üzerinden bir tartışma başladı. Dışişleri Bakanımızın riyasetinde gerçekleşecek bu diplomatik geziye davet edilen gazeteciler arasındaydı Nihal... Eşinden alması gerektiği söylenen noter tasdikli bir muvafakatname, zaman darlığı yüzünden işi yokuşa sürünce, Nihal geziye katılamadı veya katılmadı... Olay, kısa yoldan “çağdışı” bir vaka olarak lanse edildi...
Modern zaman ve hayat ilişkisi, kadının zaman ve hayatın içinde yeni dinamikler altında değişen kimliği ve hareket zorunluluğu ister istemez “fıkıh” dediğimiz, günlük yaşam kuralları hakkında yoğunlaştırıyor hepimizi... Kadınlara dair, pozitif bir ayrımcılık mahiyetindeki doksan kilometrelik seyahat/güvenlik dairesi, bugün için profesyonel yaşamın dayattığı ve neredeyse tüm dünyayı kuşatan küresel çalışma alanı ile kıyaslandığında negatif bir ayrımcılığa dönüşmüş gibi sunuluyor... “Gibi Sunuluyor” üzerinde itinayla düşünmek gerekiyor, sadece itina yetmez, izan ve vicdan sahibi bir hukuk gerekiyor... Fıkıhçılar, ilahiyatçılar, profesyonel hayatın içinde ve serbest rekabet kuralları çarkında koşturmak zorundaki Müslüman kadınlar, olayın tarafları olarak, bunu masaya yatırıp, güncelleştirmek, çözümler ve nasihatler çerçevesinde gündeme almak zorundalar... Zorundayız...
Ben fıkıhçı değilim. Ama kadın olmak ve yeryüzünde seyahat etmek babından meselenin tarafları içindeyim... Bir de başıörtülü gazeteci arkadaşların neredeyse attığı adım hakkında görüşüne başvurulan nöbetçi fikir beyan edici şahıs olarak görüldüğümden olsa gerek, acaba işi gücü bırakıp İlahiyat mı okusam, fıkıh ihtisası mı yapsam diye düşünmeye başladım... Ben mahallenin kadısı, muhtarı değilim.
Nedir bu? Okula gitsek yasak. Evde otursak çağdışılık. Annelikten bahsetsek faşizm. Meslek yapmaya kalksak nüşuz, fitne, isyan, feminizm... Her halükarda başıörtülü kadının adım atması hatta nefes alıp verişi dahi büyüteç altında...
Herkesin içi rahat etsin. Ve herkes şükretsin. Özellikle Suudi Arabistan. Nihal Bengisu, kim bilir hangi ayrıntılardan hangi entelektüel tümevarımlara giden ince yazılar yazardı da, bir de bunu düşünün... Suudi Arabistan’a dini maksatlı gidişlerimde bile aynı şeyi tecrübe etmişimdir, bu ülkede başımı belaya sokmak için bana beş dakika bile fazla gelir...
Kulağıma gelen söylentilere göre Ankara’daki diplomatik odalarda Nihal Bengisu ve doksan kilometre hakkında çıkan tartışma için, “barış görüşmelerine gölge düşürüldü” şeklinde laflar dolandırılıyormuş... İçerledim ama içimde saklayamam... İlgili kişilere de söylediğimi tekrarlayayım: Dışişleri Bakanımız, mezkur seyahatin riyasetindeki kişi olarak, sadece heyetteki kadınların değil, erkeklerin de vekili, reisi ve velisi konumundadır. Yani 90 kilometre konusunda kadınlara has güvenlik ve koruma maksatlı dini kural, güvenlik ve koruma başlığında zaten en üst düzeyde tesis edilmiş durumdadır. Dışişleri Bakanımızın sahip olduğu devlet koruması, seyahat ekibindeki herkesi -Nihal’i de- güvenlik şemsiyesine alan en üst seviyedeki bir korumadır... Dolayısıyla Suudi Büyükelçiliğinin işgüzarlığı, dini içerikli değil, daha çok diplomatik bir nezaketsizlik gibi duruyor...
Niçin bu konuyla yakından ilgileniyorum?
Çünkü seyahat ve doksan kilometre meselesi, Müslüman kadının sürekli gündeminde olan bir mevzudur. Başörtüsü yasağı sebebiyle yurt dışında tahsil görmek zorunda kalan kızlardan, ülke içi ve ülke dışında bilimsel, sosyal ve sanat içerikli pek çok toplantıya katılmak durumunda olan kadınlara kadar... Yeryüzünde gezinen, gezindikçe ve adım attıkça yaşamın her anında fıkhın konusu olan bizleriz...
Misal: Dün gece Kahire’den dönen “Filistin’e Yolaçık” barış aktivistlerinden Zehra Özden Sönmez mesela... Hangi koşullarda gitmiştir Refah Kapısı’na? Ve hangi zor şartlar altında (Allah’a şükür) sağ salim dönebilmiştir yurduna evine? Zehra Özden Hanımın, velisi, vekili, hâmisi kimdir? Zehra Özden hanımın şöyle iç geçirdiğine adım gibi eminim: Hasbün Allah ve nimelvekil...
Müslüman kadınlar, durup dururken mi çıkmıştır yollara? Turizm maksatlı seyahatler midir bunlar? Kaldı ki turistik maksatlı seyahatler olsa, emin olun ki bir tek tartışma bile çıkmaz, “kaprisli kaprissiz, şahinli şahinsiz” tıpış tıpış gelinir ve gidilir de kimse ne sesini çıkarır ne de Ortadoğu barış görüşmelerine gölge falan düşer...
Örtü ve tesettür, ev giysisi değildir oysa...
Bir kadın örtünüyorsa şayet... Birazdan dışarı çıkacaktır.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim