8. Yıl Marşı

03.10.2008 16:39

Murat Belge

George Bush tam 2000 yılında Birleşik Devletler’de Başkan seçildi. Kazandığı bu ilk seçimde rakibi Al Gore’du. Amerikan seçim sisteminin kendine özgü tuhaflıkları sonucunda, Gore, Bush’tan şöyle yarım milyon fazla oy almışken seçilemedi (oylar: Bush, 50.459.211 oya 271 seçici. Gore, 51.003.894 oya 266 seçici). Florida vb., bu işte bit yeniği olup olmadığı o zaman da tartışıldı. Ama sonuçta Bush kazanmış oldu ve Amerika Birleşik Devletleri 21. yüzyıla ya da ikinci binyıla George W. Bush’un önderliğinde girdi. Bush da, malum, “Neo-Con” denilen Cumhuriyetçi Muhafazakâr nüvenin desteklediği kişiydi.

Aradan sekiz yıl geçti; şimdi Bush, süresini doldurmuş bir Başkan olarak Beyaz Ev’i terk etmeye hazırlanıyor. Ev’in yeni kiracısının kim olacağı birçok Amerikan seçiminde olduğu gibi büyük bir merak konusu. Yalnızca “ortada” olduğu için değil, adaylardan birinin bir siyah olması gibi etkenler de olayın ilginçlik düzeyini yükseltiyor. Ama bütün bunlar olmasa, sanırım sadece “Bush’tan sonra...” olması da heyecanı artırmaya yeterli bir koşul.

Evet, “Bush’tan sonra”. George Bush sayesinde Amerika Irak’a girdi.

Amerikalı çeşitli Başkanlar hep “bir yerlere girmek” fiilinden sorumlu olmuşlardır. “Vietnam” denince çoğumuzun aklına Kennedy gelmez ama işi başlatan odur. Sonra 1965’te Johnson seçimde verdiği sözlere rağmen olayı büyütüp kuzey Vietnam’a saldırdığı için, Vietnam Savaşı’nın asıl sorumlusu gibi görünmüştür.

Panama’ya giren ABD Başkanı, Grenada’ya giren ABD Başkanı vb. ABD Başkanları “destursuz bağa girme”yi Amerikalı Başkanlar’a bahşedilmiş bir yetki gibi görmeye kendilerini ve toplumlarını alıştırdılar.

Grenada bir kepazelikti ama minicik bir yer olduğu için dünya politikasında yankısı yoktu. Bir de “bahçesinde temizlik” kavramı bir çeşit meşruiyet kazandığı için Reagan’ın burada veya Nikaragua’da, Guatemala’da vb. yaptıkları o kadar yadırganmıyordu. Bush (baba) Panama’ya girdiğinde kendi fazla şımarmış yavrusunu cezalandırıyordu.

Bunların hiçbiri Mr. Bush’un Irak’a girmesiyle eşorantılı olaylar değildir. Bu harikulade müdahale sonucunda Irak’ın ne durumlara düştüğünü görüyoruz. Ama daha uzun zaman görmeye devam edeceğimiz de belli. Ne yazık ki daha neler göreceğimizi öngörmek durumunda bile değiliz.

Ancak Bush’un müdahalesinin yalnız somut Irak’a değil, daha soyut bir düzeyde dünya barışına, uluslararası hukuk kavramına, meşruiyet kavramına indirdiği darbeler ve verdiği zararlar daha da ağır oldu, denebilir. Bunların etkileri de Irak’ın felâketleri gibi daha uzun süre yaşanacak ve hissedilecek.

Bush’tan önce Clinton’ın Bosna ve Kosova müdahaleleri var. Bu ikisinde, dünya kamuoyunda, uluslararası topluluğun vicdanında mahkûm edilmiş bir zorbalık rejiminin orada burada uyguladığı mezalim önlendi. Durum çok açık olduğu halde Clinton bu adımları büyük tereddütlerle attı. Bir şey yapılması mutlaka gerekli bir ortamda kimse kılını kıpırdatmadığı için sonunda Clinton işi üstlendi.

Bununla Irak karşılaştırılabilir mi? El Kaide bağlantısı ve nükleer silâhlanma iddialarıyla, kimseyi dinlemeden, paldır küldür gir sen Irak’a ve aradan bunca yıl geçmişken iddialarının ne biri, ne de öbürüyle ilgili tek bir kanıt gösterebil. Birleşmiş Milletler’i tanıma, nükleer iddialarını incelemekle görevli komitenin dediğine kulak asma, zorbalığı, orman kanununu dünya düzeninin temeline yeniden harç yap.

Clinton’ın Bosna müdahalesi bir yana, babasının Irak’ıyla da bir bağlantısı yoktu oğul Bush’un Irak’ının. BM’de tanınmış bir ülkeye saldıran bir Irak’a değil, yaptırımlarla sindirilmiş, kıvranan bir Irak’a girmekle.

Politikada sicil böyle. Böyle bir Irak, böyle bir Afganistan (ona hiç değinemedik) bırakıp gidiyorsun. Ama bununla bitmiyor, bir de ekonomi konumuz var. Bu olay nasıl gelişir, bilemem ama 1929’a en yakın krizi ülkesine ve kaçınılmaz olarak da geri kalan dünyaya armağan etti George Bush.

Sekiz yılda bu kadar iş başarmış bir Başkan da göstermek kolay değil. 2000’de neyi devralmıştın, 2008’de neyi devrediyorsun! Tebrikler George Walker Bush!

Ama, tabii, yalnız o değil. Tebrikler, bu adamı iki kere Başkan seçerek 21. yüzyıla giren Amerikan halkı!

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim