1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. "5 Ağustos'ta Yüz Değil, Bin Değil, Yüzbin Darbeci Silivri'de Olacak!"
5 Ağustosta Yüz Değil, Bin Değil, Yüzbin Darbeci Silivride Olacak!

"5 Ağustos'ta Yüz Değil, Bin Değil, Yüzbin Darbeci Silivri'de Olacak!"

Ulusal-Kemalist darbeciler Gezi ruhunu(!) 5 Ağustos'ta Silivri'ye taşıyacak.

A+A-

Yılmaz Bilgen / Haksöz Haber

Yakın dönemde gerçekleştirilen Gezi parkı benzeri bir yağma ve darbe hareketini 5 Ağustosta yeniden sahnelemeye çalışacaklar...

Gezi eylemlerinin etkin kullanım aracı olan sosyal medya üzerinden organize olmaya çalışan Ulusalcı-kemalist kesim “Yüzbinler 5 Ağustos’ta Silivri’ye” sloganıyla yeni bir kalkışmanın duyurusunu yapmakta…

‘Gezi direnişinden alınan ruhla Atatürk’çü Subay ve Aydınların özgürlüğü için Silivri’ye’ mesajları atan güruhun yol açacağı tahribatın engellenmesi adına tüm kesimleri Haksöz Haber olarak uyarıyoruz..

5 Ağustos Ergenekon davasında karar duruşmasının gerçekleşeceği tarih..

Ulusal tv genel yayın yönetmeni Levent Kırca’da ‘Silivri’yi özgürleştireceğiz’ sloganıyla bu tahrikte en ön safta olan isimler arasında..  Yine Aydınlık, Yurt,  Sözcü, Ulusal Kanal, Halk Tv, Sol ve Oda Tv gibi medya kuruluşları da bu kampanyaya destek vermekte.

Aynı güçlerin hazırladığı ve bir çok ünlünün de rol aldığı kısa filmde "Silivri’de yargılananlar bizim kardeşlerimiz, babalarımız, annelerimiz, kardeşlerimiz bu karanlık günleri geride bırakmak istiyoruz. 5 Ağustos’ta Silivri mağdurlarını da yanımıza alıp eve dönüyoruz" denilmekte.

Kitlelerin tahrik edilmeye çalışıldığı bir diğer slogan ise ‘Yüz Değil, Bin Değil, Yüzbinlerle Silivri’de Olalım’ şeklinde.

Türkiye’nin gerçek yüzünü gezi hadisesi ile daha yeni gördüğü reklam sektörünün bu kısa filmdeki etkisi bu kesimde varolan provakatif potansiyeli de gösterir nitelikte… Oldukça profesyonel bir kurgu ve montajla hazırlanmış filmde Türkiye’nin son otuz yılında sayısız  darbe teşebbüsünde bulunan ve illegal oluşumlarla seçilmiş hükümeti devirmeye kasdetmiş  resmi ve sivil suçluların birer kahraman olduğu vurgusu yer almakta..

Silivri'ye davet için yazılmış bir makale:


Gezi Ruhu, 5 Ağustos’a da Yansıyacak mı? / Taylan Özbay yazdı…

 

Gezi direnişinin ortaya çıkardığı en önemli tablo, hiç şüphe yok ki bu ülke insanın yaşadığı bölünmüşlüğün alttan değil yukarıdan dayatıldığının ortaya çıkması oldu. Toplumun her kesiminden insanlar, her kanattan muhalifler, ‘özgürlük’ istemi ve artık baskıya boyun eğmemenin, otoriter bir yönetim karşısında haklı hak arayışının tutkalıyla bir araya geldi.

Belki iktidarı en çok korkutan, panikleten de bu oldu zaten…

Toplumu parçalara ayırarak, kitle tepkilerini güçsüzleştiren; insanları yalnızlaştırarak, gücünü dev aynasından yansıtan bir iktidar, on yıldır oynadığı bu oyunun ilk kez bozulduğunu gördü.

Gezi direnişi ilk günkü etkisini yitirmiş olsa da bu ruhun halen insanların arasında dolaştığını, iktidar ve yandaşlarının kabul edilemez her söyleminden sonra sokaklara dökülen aydınlık yüzlü yurttaşlardan anlayabiliyoruz.

Hamilelerle ilgili söylenen akıl kaçkını sözlerde olduğu gibi mesela…

Şimdi önümüzde 5 Ağustos var.

Nedir 5 Ağustos?

Adına Ergenekon denen davanın karar duruşmasının görüleceği tarih.

Nedir bu Ergenekon davası?

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hukuk alet edilerek, bir kısım muhaliflerin beş yıl, altı yıl özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları, cezaevlerine hapsedildikleri bir garabetin adı.

Bir kısım karanlık adamların adlarının yanına, iktidar muhaliflerinin adları da yazılarak kurulmuş bir karanlık oyun.

Süreç içinde insanların canlarından olduğu, ölümcül hastalıklara yakalandığı, yaşadıklarını gururuna yediremeyenlerin intihar ettiği bir leke.

İşte şimdi 5 Ağustos’ta bu davanın karar duruşması görülecek.

Peki Gezi ruhu Silivri’ye nasıl yansıyacak?

Şunu sıklıkla duyabilirsiniz:

“İyi ama orada yargılananlar darbeci, eskinin güçlüleri, Nato generalleri, sırtını askere dayamış darbe çığırtkanları, şu bu…”

Bu söylemlere verilecek karşılık son derece basittir:

Biz, Gezi direnişinde yanyana geldiğimiz, haksızlık karşısında ortak ses çıkardığımız insanların kimliğini sorguladık mı hiç?

Gezi direnişi bize bu ülkenin neresinde bir hak ihlali, özgürlük kısıtlaması, baskı, zulüm varsa orada ses çıkarmayı, tepki göstermeyi öğretmedi mi?

Haksızlığa, baskıya, zulme sessiz kalmanın, herhangi bir gerekçeyle aklanamayacağını fark etmedik mi?

Tüm bunlar karşısında ses çıkarırken, hakkı yenenin, baskıya, zulme uğrayanın önce kimliğini sorgulamanın insana yakışmaz bir algı olduğunu yazmadık mı zihinlerimize?

O halde Gezi ruhuna yakışan 5 Ağustos’ta Silivri’de olmak, orada yıllardır tutsak edilmiş insanlara varlığımızla güç vermektir.

Bazı siyasi partilerin popülist söylemlerinde yer verdiği üzere, ‘Silivri’yi yıkmaya gitmek’ falan değil, Silivri’de özgürlükleri elinden alınmış muhaliflerin daha da dik durmaları için onların yanında olmaktır.

Gezi direnişinin bize öğrettiği budur.

Bakalım, göreceğiz…

5 Ağustos’ta, bu ruh mu galip gelecek, yoksa hakkı yenen insanları dahi kimlikleriyle değerlendiren sığ ve sakat anlayış mı?..

HABERE YORUM KAT