4+4+4 üzerine erken bir bilanço denemesi

17.09.2012 15:42

Bekir Gür

Birinci sınıf öğrencisiyle sekizinci sınıf öğrencisini aynı mekânda eğitmenin hiçbir pedagojik gerekçesi olmadığı için sekiz yıl kesintisiz eğitimin savunulması zaten güçtür. Bununla birlikte, gerek fiziksel altyapı gerekse de beşeri altyapı düşünüldüğünde, 4+4 yerine 5+3’ün tercih edilmesi, kademeli eğitime geçişi daha da kolaylaştırırdı.

Geçen hafta, 4+4+4 olarak bilinen yeni eğitim düzenlemesi hakkında bazı genel tespitlerde bulunmuştuk. Bu hafta, bu düzenlemenin eğitim sisteminde getirdiği değişikliklerin neler olduğuna değineceğiz. Bu değişiklerin bir kısmı başarı ile gerçekleşmiştir. Fakat aşağıda da belirtildiği üzere, değişikliklerin bir kısmının gerçekleşmesinde sorunlarla karşılaşılmıştır ve bundan sonra da karşılaşılması muhtemel sorunlar vardır.

4+4+4 olarak adlandırılan eğitim yasası ile birlikte, 1997 yılında 4306 sayılı kanun ile birlikte uygulamaya başlanan sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, kademeli hale getirilmiştir. Böylece, ilköğretim dört yıllık ilkokul ve dört yıllık ortaokul olarak yeniden yapılanmıştır. Yeni düzenlemenin en olumlu taraflarından biri, kesintisiz eğitimi bu şekilde kademelendirmesidir. Birinci sınıf öğrencisiyle sekizinci sınıf öğrencisini aynı mekânda eğitmenin hiçbir pedagojik gerekçesi olmadığı için sekiz yıl kesintisiz eğitimin savunulması zaten güçtür. Bununla birlikte, gerek fiziksel altyapı gerekse de beşeri altyapı düşünüldüğünde, 4+4 yerine 5+3’ün tercih edilmesi, kademeli eğitime geçişi daha da kolaylaştırırdı. Örneğin, 4+4 ile birlikte sınıf öğretmenleri norm fazlası durumuna düşmüş ve branş öğretmeni ihtiyacı doğmuştur. Kademeli eğitim ile birlikte gelen bir diğer önemli değişiklik, imam-hatip ortaokullarının yeniden açılmasıdır. Bu okulların yeniden açılması yönünde bir toplumsal talep olduğu bilinmekteydi. Zaten 4+4+4’e karşı olan muhalefet de imam hatip ortaokullarının açılmasına doğrudan karşı olduğunu ifade etmekten çekinmiştir.

Aklın yolu kademeli eğitim

İlköğretim okullarını ilkokul ve ortaokul şeklinde ayrıştırmak, uygulamada kolay olmamıştır. Bunun temel nedeni, halen bir okulda okuyan öğrencilerin başka bir okula nakil edilmesinin kimi aileler için ekstra yük oluşturmasıdır. Bundan dolayı, Bakanlık, ilk ve ortaokul ayrıştırmalarını ağırlıklı olarak kademeli bir şekilde dönüştürmeyi tercih ederek isabetli bir karar almıştır. Böylece, halen 6, 7 ve 8. sınıflarda okuyan öğrencilerin çoğunun mevcut okudukları okulda devam etmeleri sağlanacak hem de kademeli olarak 5. sınıfa yeni kayıtlar oldukça ilkokullar ve ortaokullar önemli ölçüde ayrıştırılmış olacaktır. Özetle, yeni sistem bu yıl 1 ve 5. sınıflarda uygulamaya konacak, imam-hatip ortaokullarına sadece 5. sınıf öğrencileri alınacaktır.

OECD Bir Bakışta Eğitim 2011 raporuna göre, Türkiye’de nüfusun yüzde 90’ının eğitime katılım süresi ortalaması 7 yıl iken, OECD ve AB ülkeleri ortalaması 13 yıldır. 4+4+4 eğitim yasası ile birlikte, zorunlu eğitim süresinin 8 yıldan 12 yıla çıkarılmasındaki temel gerekçelerden biri, Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki bu ciddi farktır. Ayrıca, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla birlikte, ortaöğretime erişimdeki cinsiyet eşitsizliği de önemli oranda azalacaktır. Zorunlu eğitim süresinin artırılmasının, okullaşma oranlarına olumlu katkı yapacağı kesindir. Bununla birlikte, bu karar, uygulamada ortaöğretim sistemini fiziki ve pedagojik olarak bir hayli zorlayacaktır. Hatırlanacak olursa, yasa teklifinin ilk halinde, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasına ilişkin belli bir süre kısıtlaması yoktu fakat TÜSİAD gibi kimi kuruluşlardan gelen bazı tepkiler sonrasında zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasına karar verilmiştir. 12 yıllık zorunlu eğitime hemen geçilmesi ve dolayısıyla toplam öğrenci sayısının artırılması, eğitime ayrılan kaynakların da artırılmasını zorunlu hale getirmiştir.

Zorunlu eğitime başlama yaşı

Kanunun kabul edilmesi sonrası en çok tartışılan konu, zorunlu eğitime başlama yaşıdır. Zorunlu eğitime başlama yaşının daha erkene çekilmesi yönünde ciddi bir toplumsal talep olmadığı halde, okula başlama yaşının fiilen 69 aydan 60 aya çekilmesinin gerekçesi kamuoyu tarafından anlaşılmamıştır. Kamuoyundan gelen tepkiler ve talepler sonrasında okula başlama yaşı Bakanlık genelgesi tarafından 66 aya çekilmiştir. Genelgede 30 Eylül tarihi itibari ile 66 ayını tamamlayan tüm çocukların okula kayıtlarının yapılacağı; 60-66 ay arasındaki çocukların ise velilerin yazılı isteği ve  gelişim yönünden hazır olduğu anlaşılanların kayıtlarının yapılacağı ifade edilmiştir. Sonuçta, zorunlu eğitime başlama yaşı fiilen 69 aydan 66 aya çekilmiştir. Dahası, Bakanlık, ilkokul birinci sınıf müfredatında bir revizyona giderek daha küçük çocukların okula uyumunu kolaylaştırmayı amaçlamıştır. Bütün bu düzenlemeler, okula başlama yaşına ilişkin tartışmaların azalmasına neden olmuş fakat ilkokul birinci sınıf mevcutlarının çok kalabalık olacağı yönünde haberler, kamuoyunu meşgul etmiştir. Geçen hafta birinci sınıflar okula başlamıştır. Kalabalık sınıflar, özellikle göç alan yerleşim birimlerinde bir sorun olarak devam etmekle beraber, okula başlama yaşının üç ay erkene çekilmesinden kaynaklı genel bir sorun ortaya çıkmamıştır. Bunun temel nedeni, ilkokullarda norm fazlası durumuna düşen öğretmenlerin mağdur edilmemesi adına yeni şubeler açılmasıdır. Yeni şubeler açılınca, fazladan gelen öğrencilerin yol açtığı kalabalık ciddi bir sorun teşkil etmemiştir.

Seçmeli dersler çeşitleniyor

4+4+4 yasasındaki en önemli değişimlerden biri, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı isimli iki dersin isteğe bağlı seçmeli ders olarak tanımlanmasıdır. Bakanlık tarafından yürütülen çalışmalar sonrasında bu iki ders, haftalık ikişer saat olarak ortaokulda tüm sınıflar için tanımlanmıştır. Bu iki derse ilaveten Temel Dini Bilgiler ile farklı dinlerdeki kişilere de kendi dini inanışlarını içeren seçmeli ders imkânı sunulmuştur. En önemli gelişmelerden biri de seçmeli dersler içine yaşayan diller adıyla bir ders eklenerek Kürtçenin ve diğer dillerin seçmeli ders olarak tanımlanmasıdır.

Kanun sonrasında Bakanlık yaptığı çalışmalar akabinde haftalık ders çizelgelerinde ciddi değişiklikler yapmıştır. Son düzenlemeye göre, 5 ve 6. sınıflarda haftalık ders saati sayısı 30’dan 36’ya, 7 ve 8. sınıflarda ise 30’dan 37’ye yükselmiştir. Bu yeni düzenlemelerin temel gerekçesi, Türkiye’nin ders saatleri toplamının uluslararası ortalamaların çok altında olmasıdır. Ortaokul düzeyince haftalık 8 ders saati seçmeli ders olarak tanımlanmıştır. Din eğitimi derslerinin yanında matematik, fen, sosyal ve sanat gibi alanlardan seçmeli dersler sunulmuştur. Buna ilaveten ilk üç sınıfın haftalık akademik ders yükü hafifletilmiş, fiziksel etkinliklere daha fazla yer verilmiştir.

İlköğretim okullarının ilkokul ve ortaokul olmak üzere ikiye ayrılması, ortaokulun 5. sınıfta başlaması ve haftalık ders saatinin artırılması ile birlikte öğretmenlerin dağılımında ve özellikle seçmeli dersleri sunacak öğretmen ihtiyacında ciddi sorunların ortaya çıkması beklenmektedir. Bakanlık bu ihtiyaca binaen, yaklaşık 40 bin öğretmenin atamasını yapmıştır. Ayrıca okulu dışında görevlendirilmiş öğretmenlerin tekrar okullarında çalışmaya başlamasıyla sorunun azaltılacağı beklenmektedir.

Genel olarak değerlendirmek gerekirse, 4+4+4 ile birlikte ilkokul ve lise öğrenci sayısı artmış, ortaokul ise üç yıldan dört yıla çıkarılmış ve haftalık ders saatlerinin sayısı artırılmıştır. Bütün bu değişiklikler, ciddi anlamda derslik ve öğretmen ihtiyacına neden olmuştur. 4+4+4 eğitim yasası ile yapılan ve ortaya çıkan düzenlemelerin tam olarak uygulanabilmesi için, zaman ve ciddi ek kaynak ihtiyacı vardır.

Zaman

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim