1. YAZARLAR

  2. Lale Kemal

  3. 40 kilo ağırlığın altında ezilen acemi erler ve devlet aklı...
Lale Kemal

Lale Kemal

Yazarın Tüm Yazıları >

40 kilo ağırlığın altında ezilen acemi erler ve devlet aklı...

A+A-

Diyarbakır’ın Silvan bölgesinde, 13 asker ile yedi PKK’lının ölümüyle sonuçlanan çatışmanın hemen ertesi gün görüşlerine başvurduğum deneyimli bir emekli Özel Harekâtçı, ihmaller zincirini tek tek sıralıyordu. “40 derece sıcaklıkta, sırtlarında 30-40 kilo ağırlığında yük taşıyan acemi askerler adeta keklik gibi avlanmış. İran’ı, Afganistan’ı gözetlemek için AWACS alınırken, Güneydoğu’da istihbarat ihmal ediliyor” diyordu.

Ne acıdır ki neredeyse 28 yılı bulan terörle mücadele adı altındaki düşük yoğunluklu savaştan hiç ders alınmıyor. Kürt sorununa çözüm bulunması sürecinin kısaltılmasında önemli bir aktör olan ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Silvan felaketinin ardından, “Askerin morali bozuk olduğu için terörde zafiyete uğrandı” mealinde acımasız bir açıklama yapabiliyor. Kılıçdaroğlu, bu mealdeki sözleriyle adeta Ergenekon ve Balyoz davalarını gayrımeşru kılma arayışlarına giriyor. Oysaki bir an için düşünse, kendisine şu soruyu sorabilirdi, “28 yılı bulan savaşta asker hep mi moralsizdi de ihmaller zinciri birbirini kovaladı, siyaset onlarca yıl neden çözüm üretemedi?”

PKK, odağında anadillerini konuşmaları bile yasaklanmış Kürt halkının sorunlarının bir sonucudur.

Gözümün önünden hiç gitmez, salt Kürtçe konuştuğu için bir minibüs şoförünün gözlerine ve yüzüne yansıyan o korku ifadesi. 1980 darbesi sonrasıydı, dönemin Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu’nun, Ankara’daki yabancı ülke büyükelçileri için düzenlediği Güneydoğu gezisini izliyordum. Bazı büyükelçilerin de içinde bulunduğu minibüsle Adıyaman’a doğru yol alıyorduk. Karşı yönden gelen minibüs durdu ve bizim minibüsün şoförüne Kürtçe bir şeyler sordu. Bizim şoför hiç yanıt veremeyince diğer minibüs şoförü de durumu birkaç saniye içinde anladı ve gözlerinde beliren korku ifadesiyle yoluna devam etti. Minibüste bulunan dönemin Tunus Büyükelçisi, “Ben biliyorum, bu iki şoför Arapça konuşuyordu” diye espri yapıp, saniyeler içinde yaşanan sessizlik içinde ne olduğunu anlamaya çalışan minibüsteki yabancı diplomatları güldürerek ortamı yumuşatmıştı.

Bu benim anlattığım olay ne ki... O yıllardan sonra bölge kan revan içinde kaldı, bölge halkı dışkı yedirilmesi gibi insanlık dışı muameleye maruz kaldı, yakınları yargısız infazla ortadan kayboldu, yerlerinden edildiler, Diyarbakır cezaevi işkencehaneye dönüştü. Güneydoğu’da, sözde, güvenlik askerin inisiyatifine bırakıldı, seçilmiş politikacılar figüran rolüne soyunmaktan hiç çekinmediler, kimi kirli işlere alet oldular. Böylece, siyaset, bırakın Kürt sorununa çözüm bulmayı yangına körükle gitti ve silahlı mücadeleyi, terörü sonlandırmada tek geçerli yol olarak benimsedi. Terörle mücadele adı altında süren düşük yoğunluklu savaşta yapılan kabul edilemez hataların üstü örtüldü, hesap sorulmadı.


Kürt sorununa silahsız, siyaset yoluyla çözüm bulma arayışlarının başlatıldığı 2009 yılı, hükümet önderliğindeki devlet aklının ilk kez ortaya çıkmış olması açısından bir milattır. Gelin görün ki ana muhalefet partisinin lideri, çözülmesi halinde Türkiye’yi daha mutlu, müreffeh bir ülke haline getirmesi kaçınılmaz olan Kürt sorununda ve PKK eylemlerinin en aza indirilmesinde ortaya çıkan bu devlet aklına katkı yapmak yerine tam tersine ülkeyi zafiyete uğratan TSK içindeki kimi unsurların artık hesap veriyor olmalarından adeta rahatsız oluyormuş havasında tavırlar sergiliyor.

Sizinle iddiaya giriyorum, çözüm iradesi olan güçlü bir ana muhalefet partisi, çözüm iradesini ortaya koymuş olan iktidar partisiyle ulusal çıkarı ilgilendiren bu konuda, medeni ülkelerde olduğu gibi işbirliği yapsa, PKK terörü kısa vadede en aza indirilir ve Kürt sorunu da çözüm yoluna geri dönülemez biçimde girer.


Ortaya çıkacak bu irade, derin PKK ve devlet içindeki derin ve illegal yapılanmalar arasındaki bağı da kesip atar, eğer atılması isteniyorsa.

Silvan saldırısıyla ilgili olası ihmaller konusunda çok yönlü soruşturma başlatıldığı ilgililerce açıklanıyor. Ama sorun, bu soruşturmanın ne ölçüde şeffaf yapıldığı ve TSK’nın savcılarla bilgi paylaşımı yapıp yapmadığı. Zira, ihmal olup olmadığı, ancak sivil soruşturma ekiplerinin TSK belgelerine ulaşmaları halinde ortaya çıkabilecek. Aksi takdirde, Dağlıca, Aktütün karakollarına yapılan saldırılardaki ihmal iddiaları ve kamuoyunda Heron ihaneti olarak bilinen bazı kabul edilemez olaylar gibi üstü kapatılır.

Terörle mücadelede ihmal iddialarının kanıtlanması, sorunun çözümü yolunda siyasetin de elini güçlendirecektir. 12 Eylül referandumunda, reform paketine yüzde 58 evet diyen, 12 Haziran seçimlerinde de, AK Parti’ye yüzde 50’ye yakın oy veren seçmen, böylece Kürt sorununa çözüm için de iktidara destek attı. Hükümetin, kimi milliyetçi hezeyanların etkisi altına girmeden artık Kürt sorunu konusunda bir yol haritasını kamuoyu ile paylaşması gerekiyor.

Hükümetin Kürt açılımının önemli mimarlarından Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, Star’ın geçen hafta sonundaki Açık Görüş ekinde yer alan makalesinde, hükümetin Meclis’te kabul edilen programında yer verdiği demokratik açılımla, Kürt sorununun çözümü için bir irade ve kararlılığı yansıttığına işaret ettikten sonra, şöyle diyor:

“Bu programdan hareketle yapılacak bir Eylem Planı ve bu konuyla ilgili atanan bakanların hazırlayacakları çalışma takvimi, bu kararlılığın somut tezahürlerini ortaya koyacaktır.”

Demek ki hükümet, Kürt sorunu ve demokratik açılımın ikinci ayağı olan terörün son bulmasına ilişkin iki yol haritası açıklayacak.

MİT eski Müsteşar Yardımcılarından ve Kürt sorunu üzerine kafa yoran isimlerden Cevat Öneş, terörün son bulmasında en can alıcı çözüm reçetesine işaret ediyor.

Öneş, “Kürt toplumunun güveninin ve desteğinin alınacağı bir yol haritasına paralel olarak PKK’nın silahsızlandırılmasına ilişkin önlemlerin toplumla paylaşılması gerekiyor. Diğer yandan, Öcalan denge siyaseti yerine demokratik entegrasyon yanlısı bir tavrı ortaya koymalı” diyor.


Silahsızlandırma için atılacak adımlar; genel af, Öcalan’ın ev hapsine alınması gibi radikal kararları içeriyor.


Devlet aklı, büyüklüğü kritik zamanlarda kendini gösterir.


loglu@superonline.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum