1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. 35. Madde ne ise, AYM kararı da odur!
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

35. Madde ne ise, AYM kararı da odur!

A+A-

MHP’sinden CHP’sine, BDP’sine kadar..

 “Hayırcı”ların tümünün, dün açıklanan Anayasa Mahkemesi kararı gerekçesini görünce, “Biz yanılmışız. Bu Anayasa değişikliğine ‘evet’ oyu verilmesi zorunludur” demelerini beklerdim..
Niye mi?
Açıklayayım..
Bakın gerekçeli karara..
Anayasa Mahkemesi’ndeki 11 üyenin tamamı, mutlaka bir veya birkaç konuda muhalif kalmış.. 11 üyeden bir tane bile, muhalif kalmayan üyesi yok.
Biri şu madde hakkındaki karara muhalif kalmış.. Diğeri başka maddedeki karara, öbürsü bir başka maddeye muhalif kalmış!
Bu kadar tereddüt içeren bir karar yani..
Kararda bu kadar tereddüt varsa, o kararı verecek olanların, halkı birebir temsil eden kişiler olması gerekmez mi?
Öyle ya..
Halkın birebir temsilcileri bir karar verirse, “Ne yapalım. Halkın temsilcileri bunlar.Katlanmak zorundayız” deriz.
TBMMoybirliği ile karar almasa bile, “Halkın iradesine saygı” der, katlanırız.
Ama yetkilerini halktan almayan; atanmış kişilerin, kendi kafalarına göre karar vermelerini savunmanın ne alemi var?
Adamlar kendileri birbirlerine muhalefet ediyorlarsa, kazaen çoğunluğu elde eden tarafın, görüşünü bize dikte ettirmeye ne hakkı var?
Bir üye daha, diğer tarafta olsa idi, tam aksi görüş üstün olacaktı..
Biz, niye onların, şahsi düşüncelerine teslim olalım ki?
Hani çok net bir konu olur..
Halkın temsilcileri yanlışlıkla, “2x2=5 eder” derler. Şu veya bu sebeble, “beşer şaşar” sözü gereği yanlış bir karar verirler..
O zaman atanmış bir kurul, tereddütsüz şekilde “Yanlış karar! 2x2=4 eder” diyerek, yanlışlığı tesbit eder...Ama oybirliği ile..
Biz de “Bakın kurul tereddütsüz, oybirliği ile karar verdi. Zaten neticede verilen karar da, makul aklın eseri” der, boyun eğeriz.
Ama ortada oybirliği ile alınan bir karar yoksa, kesinlikle “yanlış olduğu açık bir karar” da yok demektir.
Sana göre öyle..Bana göre böyle.. Diğerine göre şöyle olan bir düzenleme..
Sonuçta hepsi olabilir..
Halkın temsilcileri de, o “olabilecek” düzenlemelerden birisini tercih etmiş.
Bırakın, öyle kalsın. Ne diye, tereddüt ettiğiniz şeyde, iptal kararı veriyorsunuz ki?
Üstelik bu konu, halka da sorulacak...
Halk onay vermezse, yine yasalaşmayacak.
Bütün bunlara rağmen, atanmış malum kurul, verdiği kararda kendisi de tereddüt ettiği halde, TBMM’deki nitelikli çoğunluğun yaptığı düzenlemeyi iptal ediyor.
“Bu düzenlemenin yürürlüğe girip girmemesini, halka bile soramazsın” diyor..
Oysa kendi içlerinde, biri başka, diğeri bambaşka, bir diğeri hepten başka bir gerekçe ile farklı oy kullanıyor.. Bambaşka görüşleri dile getiriyorlar...
11 üyenin 11’inin de farklı noktalarda tereddüt ettiği, muhalif kaldığı konular olduğu halde.. Yine de iptal kararı veriyorlar..
Siyasi partiler de, böyle bir vesayeti, kabul ediyorlar.
Halkın oyuna talip olan siyasi partiler, halkın temsilcilerinin değil, atanmış kişilerin, tereddüt edilen konularda verdikleri karara uyulmasını istiyorlar..
İşin ilginçliğini görüyor musunuz?
Saçmalığı görüyor musunuz?
12 Eylül’den başlayıp, “28Şubat, 27 Nisan ve 35. Madde” çıkışları ile klasik CHP söyleminden farklı çizgiye geçen Kemal Kılıçdaroğlu, bu konuda da bir çıkış yapsın bakalım..
“TBMM’nin aldığı kararı, Anayasa Mahkemesi’nin bu kadar geniş bir yelpazede incelemesinin adı, ‘yargı vesayeti’dir.Askerin darbe yapma hakkı nasıl yoksa, yargının da darbe yapma hakkı yoktur” desin bakalım..
35. Maddeye karşı çıkmakla olmuyor..
35. Madde, sözümona; ‘askere Cumhuriyet’i koruma yetkisi’ veriyor.. Bu maddeye; “Hayır, halkın iradesine dokunulmaması gerekir” diyen Kemal Bey, aynı gerekçe ile Anayasa Mahkemesi’ne de “TBMM’ye dokunmayın” dese ya!
“35. Madde kaldırılsın” teklifi, askerin siyasete karışmasını önlüyor..
Ama, benzer bir siyasete karışma olayı da, işte Anayasa Mahkemesi tarafından hayata geçiriliyor..
Buna da karşı çıksa ya Kemal Bey!
Karşı çıksa da, muhalifliğinin “dandik”den değil, gerçekten olduğuna inansak!..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT