33 Kurşun Lekesi Kışladan Siliniyor

07.03.2011 00:04

KENAN ALPAY

Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun...

Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Şair Ahmet Arif  “33 Kurşun” isimli şiirinin bir bölümünde böyle anlatır 30 Temmuz 1943 yılının gecesinde yaşanan katliamı.

Van’ın Özalp ilçesinde Türkiye-İran sınırında kaçakçılık yapıldığı bahanesiyle ilçe Kaymakamı, ilçe Jandarma Komutanı ve Hudut Tabur Komutanı’nın örgütlediği devlet çetesi köylülerin koyunlarını el koyar. Çete’nin gasp işi o kadar ileri gider ki sınırın öte tarafında bulunan bir aşiretin 2000 kadar koyununa el koyarlar. Aşiretin lideri ilçe Kaymakamı’na yazdığı mektupla koyunlarını geri ister. Verilmemesi durumunda aynı yöntemle geri alacağını da not eder mektubun sonuna.

Aşiret reisine Kaymakamın verdiği cevap enteresandır: “Gelip karını da koynundan alırız.” Neticede sınırı aşarak gelen aşiret mensupları 500 kadar koyunu alıp geri dönünce devlet otoritesi içerideki ‘işbirlikçileri’ arayıp bulmak üzere harekete geçer. İçişleri Bakanı Recep Peker ve Genelkurmay Başkanlığı ‘işbirlikçilerin’ açığa çıkarılıp en ağır bir biçimde cezalandırılması için bölgeye müfettiş ve ordu komutanı gönderir.

Bölgeye gönderilecek isim Mustafa Kemal’in gözdelerinden biridir. Menemen’de asteğmen Kubilay ve iki bekçiyi öldürenlerin yargılanması için kurulan Divan-ı Harbin başına getirilen Mustafa Muğlalı bu iş için en uygun adaydır. 2.200 kişiyi tutuklayan, 600’den fazla kişiyi yargılayan ve 28 kişiyi idama mahkûm edip Menemen’in her bir köşesinde ibret olsun diye günlerce idam sehpasında sallandıran Org. Muğlalı derhal Van’ın Özalp ilçesine gönderilir.

Özalp’te Muğlalı’nın yaptığı ilk iş mahkemenin serbest bıraktığı köylüleri yeniden tutuklatmak olmuştur. Sonrasında ise Jandarma ve Hudut Taburu tarafından elleri bağlı bir şekilde götürüldükleri Çilli Gediği mevkiinde kurşunlanarak öldürülürler. Raporlara yazıldığına göre “şakiler askere saldırmış ve çıkan çatışmada 32 şaki öldürülmüştür.”

1949 yılında Meclis’teki DP grubun baskısıyla Org. Muğlalı 32 kişinin öldürülmesinden sorumlu bulunarak askeri mahkemece önce idama mahkûm edildi ardından da Yargıtay’ın bozma kararıyla 20 yıl hapse mahkûm edildi. Fakat Muğlalı 1951 yılında cezaevinde öldü. Gerek Ayşe Hür’ün gerekse Avni Özgürel’in konuya dair yazdıklarında bu acı olayın daha geniş değerlendirmelerini bulmak mümkündür.

TSK ve mensupları arasında Org. Muğlalı hep bir ukde olarak kaldı. Bir katliam sanığı ve mahkûmu olmasına rağmen ordu tarafından Muğlalı hep bir kahraman olarak anıldı. Ancak işin resmiyete dökülmesi için 1987 yılını beklemek gerekiyordu. TSK, önce Org. Mustafa Muğlalı’nın itibarını iade ediyor ardından da 1988’de Edirnekapı mezarlığından alınan naşı resmi bir törenle Ankara’daki Devlet Kabristanı’na naklediyordu.

28 Şubat sürecinin zirve yaptığı 1998 gibi bir vasatta Muğlalı’nın büstü Harp Akademileri Komutanlığı’nın “Kahramanlar Geçidi”ndeki yerini aldı.  Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarının başındaki isim olarak yargılanan dönemin JGK Org. Eruygur tarafından ise 6 Mayıs 2004 yılında 32 kişinin öldürüldüğü Özalp’teki Jandarma Kışlasına Muğlalı ismi verilerek süreç tamamlanıyordu.

TSK açıkça suçu ve suçluyu övmekte, bir katliam sanığından kahraman yaratmaya yeltenmektedir. İade-i itibarla başlayıp büst dikmeyle devam eden ve nihayet bir kışlaya 33 insanın öldürülmesi emrini veren bir caninin ismini vermek açıkça hakkı, hukuku, adaleti alay ederek çiğnemek demektir. Cinayet şebekesinin şefine resmen sahip çıkmak, sadece maktulleri ve yakınlarını değil bütün bir insanlığı aşağılamak, ezip geçmek demektir.

Özalp’teki kışlaya Muğlalı ismi “TSK İsim Verme Yönergesi” ile verildi. Ortaya konulan yoğun itirazların Hükümet nezdinde de karşılık bulması üzerine Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Koşaner’e Muğlalı isminin kışladan silinmesi talimatını verdi. Bu olumlu bir adım. Kamuoyunda devamının gelmesi yönünde beklentiler yoğunlukta.

Özalp’teki kışlaya birkaç ironik birkaç isim önererek bitirelim yazımızı: Org. Şener Eruygur Sarıkız Kışlası, Org. Hurşit Tolon Ergenekon Kışlası, Org. Çetin Doğan Balyoz Kışlası, Org. İbrahim Fırtına Oraj Kışlası.

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim