28 Şubat’tan Bugüne Müslüman Kadının Mücadelesi

01.03.2015 21:24
28 Şubat’tan Bugüne Müslüman Kadının Mücadelesi
Isparta'da faaliyet gösteren İlkeli Çocuk ve Gençlik Derneği, 28 Şubat Cumartesi günü; “28 Şubat’tan Bugüne Müslüman Kadının Mücadelesi” konulu bir program düzenledi.

Program “İkna Odaları” belgeselinin gösterimiyle başladı. Belgesel gösteriminin ardından, İLK-DER Yönetim Kurulu Üyeleri Nurşen Kışlalı, Elif Antalyalı ve İLK-DER Genel Sekreteri Elif Karabacak’ın 28 Şubat’tan bu yana yaşadıklarını anlatan konuşmalarıyla program devam etti.

siparta-20150228-01.jpg

İlk olarak Elif Karabacak 28 Şubat postmodern darbe sürecini ve topluma etkisini genel olarak değerlendirdikten sonra, yasağın okul yüzünü şöyle ifade etti; “Sanal bir düşman olarak üretilen “irtica” kavramı üzerinden Müslümanlara ve onların değerlerine saldırılar başladı. Bunun en görünür yüzü de, üniversitelerdeki başörtüsü yasağı oldu.” Karabacak; kendisi Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği ikinci sınıf öğrencisiyken başörtüsü yasağının başladığını belirtti ve “Konya muhafazakar bir şehir olmasına rağmen, yasağın bir virüs gibi yayılmasına karşı çıkamadı. Sınıflarda fişlemeler başladı ve arkasından sıra ile cezalar yağdırıldı.” dedi. Haklarını aramakta, meşru olan bütün yolları denediklerini vurgulayan Karabacak, mahkeme sürecinin, zaman zaman cezaların silinmesiyle birlikte, okulla olan bağlarını 2000 yılına kadar devam ettirdiklerini ifade etti. 2000 yılından sonra okul kapısının tamamen yüzüne kapanmasıyla birlikte eve dönen Karabacak, “İmtihanın eve dönüş evresi elbette daha zordu. Bir çok sıkıntılı süreç yaşamama rağmen, Rabbim bana hiçbir vakit keşke dedirtmedi.” dedi. “Önemli olan okulu bitirmek değil, Allah’ın rızasından yana tavır koyabilmekti” diyerek sözlerine devam eden Karabacak, “En önemli idealimiz Rabbimize kul olmaktır.” dedi ve sözü, Elif Antalyalı’ya verdi.

siparta-20150228-02.jpg

Elif Antalyalı ilk olarak, Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanma sürecini anlattı. Bir İmamhatip Lisesi öğrencisinin sayısal bir bölüm tercih etmesinin o dönemde ne kadar zor olduğunu belirten Antalyalı; “Çok sevdiğim matematik öğretmenim bana ‘Herkes yürürken, sen koşacaksın Elif. Buna hazır mısın?’ dedi. Ben de koştum, son yılımda Açık Lise’ye geçtim ve Allah’ın izniyle çok istediğim tıp fakültesini kazandım.” dedi. Antalyalı; Tıp Fakültesi’ne başladığı ilk yıl hiçbir sorun yaşamadığını ancak tam da annesini kaybettiği yılda, Fakülte’ deki ikinci yılında başörtüsü yasağının başladığını ifade etti. Arkadaşlarının çoğunun hemen pes ettiğini, tek bir ceza bile almadan başlarını açarak okullarına devam ettiklerini belirten Antalyalı; “Çok yalnız bırakıldık. Destekleyen kimsemiz olmadı. Bize akılsız gözüyle baktılar. Yine de direndik, inandığımız gibi yaşamaktan vazgeçmedik.” dedi. Ailesinden de hiçbir destek almadığını, bilakis akrabaları tarafından ezildiğini aşağılandığını vurgulayan Antalyalı, “Okulu bırakıp, eve döndükten sonra, akrabalarım çocuklarını benden uzak tutmaya çalışıyorlardı. Onları etkilememden korkuyorlardı. Yıllar sonra üç çocuk annesi olarak, Isparta’da yaşadığım için kaydımı aldırdığım Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimime başladım. Şu an beşinci sınıf öğrencisiyim. Dün çocuklarını benden uzak tutmaya çalışan akrabalarım, şimdi çocuklarına beni örnek gösteriyorlar.” dedi. Yapacağına inandıktan, istedikten ve çalıştıktan sonra imkansızın olmadığını vurgulayan Antalyalı, “Allah hiç kimseyi mazlum ve mahsun bırakmaz.” dedi. Bu rahat dönemde gençlerin sorumluluklarını hatırlatarak sözü Nurşen Kışlalı’ya bıraktı.

siparta-20150228-03.jpg

Enam Suresi 162. ayetle konuşmasına başlayan Nurşen Kışlalı; başörtüsü yasağıyla karşılaştığında Eğirdir’de Edebiyat Öğretmenliği yapmakta olduğunu ve okulda tek başını açmayı reddeden öğretmen olduğunu ifade etti. 1997 yılında başladığı öğretmenlik görevinden, başörtüsü yasağı nedeniyle 1998 yılında istifa eden Kışlalı; öğretmenlik yaptığı kısa süre içerisinde pek çok zorlukla karşılaştığını ifade etti. En zor gelenin ise ihanet olduğunu belirten Kışlalı; “28 Şubat sürecinde onurumuzu zedeleyecek davranışlar sergilediler. Bu süreçte ihanetin yüzünü gördük. Benim kişiliğime saldırı yapılmadı. Benim örtüme saldırı yapıldı.” dedi. “Başkaları da yapıyor mu? Birileri destek olacak mı?” diye düşünmeden görevini bıraktığını ifade eden Kışlalı “Bu süreçte zannettiler ki bizi sindirdiler. Biz bu süreçte tam tersine güçlendik.” dedi. Hizmetin sadece bir mekana ya da mesleğe bağlı olmadığını belirten Kışlalı, hangi şartlarda olursak olalım birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etme sorumluluğunda olduğumuzu vurguladı. Öğretmenlik yapamadığı dönemde de islami çalışmalarına aktif olarak devam eden Kışlalı 2005 yılında, içlerinde Elif Karabacak ve Elif Antalyalı’nın da bulunduğu bir grup arkadaşıyla birlikte İlkeli Çocuk ve Gençlik Derneği’ni kurduklarını ifade etti. Geçen yıl öğretmenlik hakkı iade edilen ve şu an Eğirdir Anadolu İmamhatip Lisesi’nde Edebiyat Öğretmenliği yapan Kışlalı, “Öğretmenlik yapamadığım süreç içerisinde hiçbir zaman başımı açıp, görevime devam etmeyi düşünmedim. Çok şükür onurumuzla dimdik ayaktayız.” diyerek konuşmasını tamamladı. Soru-cevap bölümünün ardından program sona erdi.

Haber: Hale Beyza Avcı

siparta-20150228-04.jpg

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim